Ben seni, adını bilmeden sevdim. İhtiyacım… Cevabım… İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam… Gökkuşağım, ışığım… Kuşkanadım, pembe rüyam, çiy tanem… Seni, adını bilmeden sevince öğrendim; seni sevmek için gerekmiyordu…
Bugün benim doğum günüm… 🙂
Kolay gele… Yirminci asır bitti; En gelişmiş bilimsel cihazlar ve laboratuvar imkanlarını ellerinde bulunduranlar bir tek hücre bile yapamadan!.. Yirminci asır bitti; Bir hücre yapamayanlar, bütün hücrelerin şuursuz toprak, su…
Gözleri gözlerimdeydi, yüreği çırpıntılıydı… Sanki kalbimin içinden sıcacık bir şey uzanıp ona yapışmıştı. Yüzünün ortasından öptüm. Sanki üşümüş gibi, avuçlarımın içinde içinin titrediğini hissettim. Yukarı kaldırdığım ellerimi açtım. Göğsünün ortasından…
“Özgürlük Yolu” diye çevirmişler de havalı durur deyip İngilizcesini yazdım. Zaten “Dönüş [geri] Yolu” anlamına geliyor ve gerçeklerden derlenmiş muhteşem bir kaçış hikâyesini anlatıyor. Peki acaba nereden ve kimlerden kaçış?..…

Hayatın altın kuralları [12 Ağustos 2007 Pazar]

Aşağıdaki satırların benzerlerini şu an dünyanın nerelerinde, daha kimler okuyor, kim bilir… Okuyacaklarınızın çoğunu duymuştunuz daha önce, biliyorsunuz. Ama yine biliyorsunuz ki; bunların sık sık hatırlatılması gerekiyor hepimize, ki bu (iyiyi-güzeli) hatırlatmalar, birbirimize olan borçlarımızdandır, öyle değil mi?… İnsanların daha iyi yaşaması için “40 altın kural” tespit edip, dizmişler alt alta. Bu gibi “tembih”ler aşılara […]

3 mins read

CD Paketleri [10 Ağustos 2007 Cuma]

(Bu hikâyeyi ilk defa bir seminerde dinlemiştim. Sonra tekrar karşıma çıktı, yayınladım. Üzerinden yedi sene geçti… Neleri gördüğümüzün neleri göremediğimizin hikâyesidir…) ………. Yaşı henüz 20 bile değildi. Ama doktorlar onun, “hayatının sonunda” olduğunda hemfikirdi… Tedavisi mümkün değildi hastalığının… Tıp çaresizdi… Bu büyük üzüntüler içinde eve kapatmıştı kendini. Sokağa çıkmıyordu. Bir annesi, bir de kendisi; o […]

4 mins read

Cihadın “c” si sabırdır! [09 Ağustos 2007 Perşembe]

Sancak açıp kılıç çeken… Ve bu haliyle vereceği son fotoğraf için, ayna karşısında poz antrenmanı yapan “akıncılara” bu yazı… Akıncı beyisin güya, fakat ardında kimse yok… Hem de “cihat” yolunda! Yürü bakalım sen de, canın sıkılıncaya kadar. Tek başına… Nasılsa susacaksın, sesini duyanlardan uzaklaştığında!.. Bari yürürken şunu düşün: Acaba hangi cihat keyfî olarak yapılmış ve […]

2 mins read

Orçun [05 Ağustos 2007 Pazar]

Bazı günler farklıdır, bazı olaylar farklıdır, bazı hayvanlar farklıdır, bazı çiçekler farklıdır… “Bazı” ile anabileceğimiz her şey veya hal; özel muamele ister… Ki, sonra pişman olmayasın… Bazı insanlar gibi! {*} Bu gün bir insanı anlatmayacağım size, bir çiçeği anlatacağım; Orçun’u… Onu, bu bahar İstanbul’da, Kavacık pazarından satın almıştım. İri bir çay bardağı kadardı… Hatta sırf, […]

5 mins read

Duygulara hâkim olmak [03 Ağustos 2007 Cuma]

Siyasetle ilgili ilk hatıram; İsmet Paşa için saygı duruşu… Sabahçılar ve biz öğlenciler, okulun tören alanında toplanmış, kısa bir konuşma dinledikten sonra saygı duruşunda bekletilmiştik… Sonraki yıllarda, koleksiyoncularda görüp merak ettiğim banknot (kâğıt paralar) üzerinde resimlerini görmüştüm İnönü’nün… 90 sene kadar yaşasa bile, öldü. Yerine birileri geçti… Ecevit’li, Demirel’li, Erbakan ve Türkeş’li koalisyon zamanlarını hatırlıyorum… […]

4 mins read

Ulu çınar [02 Ağustos 2007 Perşembe]

En büyük hayallerimden biri daha gerçekleşiyor: Osmanlı Padişahlarından her birinin hayatı birer roman olarak yazılıp, kitap halinde basılıyor… {*} Ben, sanki Osmanlıya hayran olarak doğmuşum… Bir taş görsem, düşünürdüm; eski bir bahçe duvarı görsem, tarihi kıymetini hissetmeye çalışarak bakardım… Mezar taşları bile çekerdi beni, hem de küçük bir çocukken ve büyük bir saygı duyardım onlara… […]

4 mins read

Bir evet, bir hayır [27 Ocak 2000 Perşembe]

  Bir evet, bir hayır  Hastalıktan yeni kalkıyor… Yeni toparlamaya başlıyor kendini, iştahı yeni açılıyor. {*}  Yemek yediriyorum ona. Yardım istemeden sandalyeden iniyor ve koşarak  uzaklaşıyor. Ben de gidiyorum ardından birkaç adım ve; “Meyve yer misin?” diye sesleniyorum. “EVET…” diyor. Mutfağa dönüyorum, bakıyorum ki meyve kalmamış. O, salonda oyuncaklarına  dalmış, arada bir kendi kendine konuşarak […]

7 mins read

Derviş kaşıkları [26 Ocak 2000 Çarşamba]

     Derviş kaşıkları    Bayıldığım bir hikaye vardır benim. Sevgiyive paylaşmayı mükemmel bir ifadeyle anlatır. “Diğerlerine yardım edip, onlara kazandırırsan kazanabileceğin” gerçeğinin ve  güzelliğinin işlendiği büyük bir iş seminerinde, iki grup seminerinde ve bir de  kasette dinlemiştim aynı güzelliği. Her defasında da kalbim heyecanla çarpmıştı. Aynı hikayeyi, sanki bugüne kadar neden yayınlamamış olduğumu yüzüme […]

6 mins read

Denize olta salmak [25 Ocak 2000 Salı]

    Denize olta salmak    …Hasan’a Ben, sahil şeridindeki bir hastanede doğdum. Ben, denizi gören bir evi hatırlarım ilk evim olarak. Ve ben denizin dibindeki bir başka mahallede, denizin dibinde sayılacak başka  bir evde yaşadım çocukluğumu ve delikanlılık yıllarımı. {*} {*} {*} Ben, neredeyse annemle birlikte gördüm denizi. Deniz, büyüktü; neredeyse annemin yüreği kadar […]

9 mins read

Beyinde delik açmak [24 Ocak 2000 Pazartesi]

  Beyinde delik açmak    Aslında kızgın olduğunu biliyorum, zaten o da gizlemiyor. Diyorum ki; “Bugün sesin ne kadar kendinden emin çıkıyor… Belli ki çözmeyi başarmışsın,  geçenlerdeki bazı problemlerini. Tebrik ederim. Bu ise seni rahatlatmış olmalı… Değil mi?..” Ne diyor bana, sizce? Böyle bir soruya, kafatasının içinde bütün bir beyin taşıyan herkes belli cevaplar  verir. […]

9 mins read

Clinton’ın dünyaya mesajı [22 Ocak 2000 Cumartesi]

  Clinton’ın dünyaya mesajı    Bu konu çok mühim. Nerden mi anladım ve nerden mi anlayabilirsiniz? Çünkü hiç kimse tarafından bahsedilmiyor!.. {*} {*} {*} Garip, ama gerçek işte; Bu “acaip” olsa da, bizim ellerimizde mutlaka “iyiye doğru şekillenmekte olan”  sevgili ülkemizde böyle oluyor olanlar… Kamuoyunda bir tuhaf saplantı başladı; “Bütün medya aynı konuya çullanmışsa,  bilirim […]

7 mins read

Senaristler, yönetmenler “sanatçı”lar(!) -iki- [21 Ocak 2000 Cuma]

    Senaristler, yönetmenler “sanatçı”lar (!) -iki-    (dünden devam) Bir siyasi maksadı olup da, inandığı kendi doğrusu istikametinde yol kateden  kişilere saygım vardır. En azından neyi niçin yaptıklarını bilirler… Ama bu dil  bilmez adamların yazdığı ve önünü görmez adamların çektiği filmlerden  “peydahlanmış” binlerce (zavallı değil) ahmak, şimdi etinin son dirhemlerini  satmakta! Küfürden başka konuşacak […]

10 mins read

Senaristler, yönetmenler “sanatçı”lar(!) [20 Ocak 2000 Perşembe]

  Senaristler, yönetmenler “sanatçı”lar (!)    Şu üzerine alınmasın, bunun kalbi kırılmasın diye düşünmeyeceğim bugünkü  yazıyı yazarken… Bütün mankafa senaristler alınsın… Bütün gerzek yönetmenler kudursun… Ve bu işlere para yatıran bütün, millettanımaz yapımcılar da ortaya konan bu  “eser”lerin üzerine tüy olmaya çabalamasın. Aloo!.. Beni duyan var mı? {*} {*} {*} Şimdi haliyle hiçbir senarist; mankafalığı, […]

10 mins read

Gündemi ben oluştururum [19 Ocak 2000 Çarşamba]

  Gündemi ben oluştururum    Koğuuuuuş… Kalk! Bu emir “demiri” keser, ve ölü olmayan herkes fırlar ayağa. Üç dakikan var; ilk üç dakika içinde önce (en zoru) gözünü açacaksın, üç dakika  içinde ranzadan atlayacaksın, üç dakika içinde yatağını (hem de jilet gibi)  toplayacaksın, üç dakika içinde pijamalarını çıkaracak, üç dakika içinde eğitim  elbiselerini giyeceksin, aynı […]

7 mins read

Taşlar [18 Ocak 2000 Salı]

  Taşlar Zamanı doğru – verimli kullanmak konusunda düzenlenmiş olan kurslardan  biriydi. Zaman kullanma uzmanı olan öğretmen, çoğunluğu hızlı düşünmeyi ve hızlı  uygulamayı gerektiren mesleklerde çalışan öğrencilerine; “Hadi, küçük bir sınav yapalım.” Dedi ve masanın üzerine kocaman bir kavanoz  koydu. Sonra bir torbadan çıkardığı irice kaya parçalarını dikkatle üst üste koyarak  kavanozun içine yerleştirdi. Kavanozda […]

5 mins read

Kıllı bir yazı [17 Ocak 2000 Pazartesi]

  Bana “kıl” olanların gözüne bembeyaz bir kâğıt kaç dakika baktı, merak  ediyorum… {*} {*} {*} Kıl olmak… “Kıl” nasıl olunur?… Bunu da merak ediyorum… Demin de dediğim gibi; bu “kıl”lıların, yani “kıl”lanmış olanların gözünün içine…  Tam da gözbebeğine bir boş ve bembeyaz kağıt hiç baktı mı uzuuun uzun, merak  ediyorum… {*} {*} {*} Bakarsın. […]

9 mins read

Ben, büyüdüm! [15 Ocak 2000 Cumartesi]

  Ben, büyüdüm!    Okuduğunuz her yazısından (ama HER yazısından) MUTLAKA birşeyler  ÖĞRENDİĞİNİZ bir yazarınız var mı? Benim var. {*} {*} {*} Öyle isterdim ki hiç boş konuşmamayı. Ama dilimi tutamıyorum çoğu zaman. Hatta dilimi tutmayı bile istemiyorum… Sizin aranızda da var mı beni andıranlar bilmiyorum, ama ben (şimdilik) böyleyim işte. Fakat inşaallah, anladıkça kusurlarımı […]

9 mins read

Köprü [14 Ocak 2000 Cuma]

  Köprü    Azgın bir nehrin üzerine, hem de kendi iradesi haricinde “kurulmuş” olan derme  çatma, zayıf köprünün; “Bana gelin. Bu yana gelin… Kurtulmak isteyen beni bulsun, beni sevsin… Ve yolu benden geçsin!” Demesi nasıl gurur olur?.. Ardında “hürriyet” olduğunu bilen bir köprünün, yapması gereken de zaten bu değil midir? {*} {*} {*} Aslında onun […]

7 mins read

24.02.2008 – Ben bulundum mu, Sultan Yürük, habernews.com

     BEN BULUNDUM MU? Gülümsüyor mu yüreğin, Ruhun gülümsüyor mu? Ben, biz, hayran oldukça sana… Okurken yazdıklarını… Haz duyarken biz. Yüreğimizden geçerken yazdıklarının yolu… Nazar etmemek için maşallah çekerken ben, telefondan aktarırken bir dostum senin duygularını bana… Senin yediğin haz, içtiğin haz, uykuların haz oluyor mu? *** "Bul Beni" demişsin bir kitabında. Haberim yoktu […]

1 min read

Işıkta durmak [29 Temmuz 2007 Pazar]

Verdiğin; aldığın ışıktır… Kârın ise; aydınlık kalmak!.. ….. Temiz bir ayna da aydınlık kalabilir ışıkta durduğu müddetçe, kara bir keçe de… Biri aydınlıkta kalır, diğeri kendine bakanları da aydın kılar! Sen, kendin karar vereceksin; “ne” olduğuna… {*} Senden yansıyan; aldığın ışıktır!.. Güneşin kim?.. Işığı kesilmiş kütleler halinde dolaşıyor insanların çoğu; karanlıktaki uydular gibi!.. Almazsan veremezsin, […]

2 mins read