Bindiğim minibüsten Kozyatağı hizasında inip eve yöneliyorum. Hemen işe başlayıp hafta sonu kolaylamam lazım. Yolun sol tarafından gidiyorum. Yaklaşık elli metre sonra eve varacağım. O sıra arkamdan bir araba gelmiş,…
Prof. Ahmet Şimşirgil, Prof. Resul İzmirli, Prof. Ekrem Buğra Ekinci, Prof. Ramazan Ayvallı, Prof. İsmail Kaya, Yavuz Bahadıroğlu, Gürbüz Azak, Gülten Dayıoğlu, Rahim Er, Mustafa Necati Özfatura, Hayati İnanç, Abdüllatif…
Sağlıklı olduğu ıspatlanan gıda maddeleri Gıda Teknisyenleri Enstitüsü tarafından yayınlanan "Gıda Teknolojisi" dergisinde yer alan haber: Tam tahıllar 1. Arpa: Yaklaşık 20 yılı kapsayan 11 klinik deney, arpa tüketimini artırmanın…
Bülbül öter durur kendi keyfince, Çiçekler hep susar, güle ne olsun… Bütün üzüntüler döner sevince; İşin aslı kökte, dala ne olsun!..   Her nefis kendini sorguya çekse, Her zaman güzele,…
Ahh, kaç gündür kaç tane yazı yazdım ve yok ettim hemen ardından… Kaç defa soruyorum kendime; Ben, acaba bu kadar “edepli” olmak zorunda mıyım? Sonra; “Evet”, diyor içimden bir ses……

Irmaklar sonsuza akar [01 Temmuz 2007 Pazar]

Şimdi size bazı isimlerden bahsetsem ve “aralarında tanıdığınız var mı” dersem çok ayıp olacağından; bu isimlerden, duymamış olduğunuz var mı, diye soracağım… Buyurun: Mütefekkir, ideâlist eğitimci ve sosyolog S. Ahmet Arvasî… Geleneği ve ‘nesillerin rûhunu’ geleceğe taşıyan, Türk edebiyatının usta tahlilcisi Prof. Dr. Mehmet Kaplan… Modern Türk romanının güçlü ismi Tarık Buğra… Türk tiyatrosunun biricik […]

3 mins read

Lâzım! [29 Haziran 2007 Cuma]

Benzer hikâyeleri çok okuduk, ama fark etmedik! Bu da onlardan biri, ama farkı yakın çevremizden olmayışı; gazeteci, mühendis, bilgisayar tamircisi filan değil… E zaten anlatıp alay etmek için de biraz bizim uzağımızdan olması lazım, değil mi?.. Evet, hikâye gerçek; ama kahramanların isimlerini uydurmak lazım… Ninenin ismi Hanım olsun hadi, ineğinse Sarıkız… Ve böylece hikâye başlasın… […]

4 mins read

Önceki binyılın insanı [3 Ocak 2000 Pazartesi]

Sizi bilmiyorum, ama; Sanki ben, önceki binyılın insanıyım… Gerçek bu… Sizi bilmem mümkün değil elbette, ama ben kendimi “önceki binyılın insanı” olarak hissetmekteyim. Ve uzun bir süre daha da bu duyguyu taşıyacağımdan eminim…   {*}  Şu an, bütün sevgilerimi sarmış, bütün değerlerimi vermiş ve ömrümün de büyük bölümünü almış olan “binli” yılların dışındaki bir vakitte […]

4 mins read

İlk yazı [1 Ocak 2000 Cumartesi]

  İlk yazı      Her iyi şey gibi 2000 yılına da “Besmele” ile başlamış olalım; Yani Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle… Yani sonsuz merhameti olan, acıyan, esirgeyen, bağışlayan, koruyan, kollayan, gözeten… Bize bildiğimiz ve bilmemizi istediği herşeyi ve bilmeyi veren… Bize öğrenebilmeyi veren… Bize hayatı, sağlığı ve hayatın arkasını veren… Ve o bildirmedikçe yaratılmış […]

5 mins read

Kahraman, boksör, pehlivan [28 Haziran 2007 Perşembe]

(Son boks gecesinin ardından) Boks müsabakaları yaklaşık otuz sene aradan sonra yeniden izleyici buluyor, tekrar seviliyor, taze bir hevesle yazılıp konuşuluyor. Bu spor için yıllarını vermiş kimseler arasından “kahramanlar” çıkıyor/çıkarılıyor ve bu kişiler, kendi arkalarından gelenlere/gelecek olanlara örnek oluyor… Kahramansız kalmış/ bırakılmış koca bir toplumun çocukları/gençleri, izleyebilecekleri/adımlarına basacakları kahramanlar arıyor… Bu hep böyle oldu ve […]

3 mins read

Kahramancılık oynamak [24 Haziran 2007 Pazar]

Adam hasta… Komada… Cihazlara bağlı halde can çekişmekte… Fakat sövmekte… Kime? Kendi fişini elinde bulundurana! Onun haline acıyıp, durumunu hastalığına verip, söylediklerini duymazdan gelenlerin sükûnetini ise kendi haklılığına saymakta… ….. Kapının dışından duyulan sesler, kimden çıkıyorsa, haklı o mudur? Aferin’lere bakar mısınız: “Vay canına, adam kimlere savaş açmış; ne kadar haklı olduğunu düşünün?” {*} Adam, […]

3 mins read

Kahraman; öfkesini yenendir [22 Haziran 2007 Cuma]

Sen, kimin koluna girdin de; “Bak buraya basarsan patlarsın, çünkü mayın döşeli… Bak şu yöne gidersen vurulursun, çünkü atış menziline girersin… Bak şu hareketi yaparsan yanlış olur, çünkü savaşın da kuralları var” dedin? Savaşan adamın koluna girmek için; savaş yerinde olmak lazımdır… Savaşan adamın koluna girmek; onun savaşının haklı veya haksız olduğuna hükmetmek değil, başına […]

3 mins read

Kahraman çeşitleri [21 Haziran 2007 Perşembe]

Kahramanlar üç çeşittir: Savaştan önce kahraman olanlar… Savaşta kahraman olanlar… Savaş bittikten sonra kahraman olanlar… Savaş bittikten sonra kahraman olanlar; tam bir kahraman gibi dimdik ayakta dururlar… Tuzları kurudur ve şimdi akıl verirler herkese, hüküm verirler âleme… Halbuki bunlar, daha dün; elindeki kör çiviyle dünyaya kafa tutmaya çalışan kimi zavallılar yakınlarına geldikçe; “bu ahmak benden […]

2 mins read

Gül çubukları [17 Haziran 2007 Pazar]

Ben bahçe kapısından dışarı çıktığımda, o el arabasını sürerek aşağı iniyordu… Gözleri bir hoş ama sıcacık bakar. Arabayı yolun ortasına, öylece bıraktı. O bana doğru, ben de ona doğru yürüdük… Kollarımızı açtık, sımsıkı sarıldık birbirimize… Öpüştük… “Komşu, dedi… Seni çok özledim ben. Ölürüm kalırım diye korktuydum, görüşemeden…” Yüzünde ve teninde beyaz lekeler var. Güneşte çalışmak […]

3 mins read

Bir hayali yaşamak -2- [15 Haziran 2007 Cuma]

“İkinci Lale Devri” isminde bir yazı yazmış ve iki kere yayınlamıştım. Lale Devri; zarurî ihtiyaçlarını halletmiş, büyük ölçüde ferahlık içindeki bir toplumun, yoksulluk zamanlarında “lüks” olarak algılanan konulara da eğilmeye başladığı dönemlerdir… Salı günü… Okullarında ilk üç dereceye giren 9.000 (tam dokuz bin) öğrencisi toplandı bu şehrin… Yakınlarıyla birlikte 30 bin kadar insan doldurdu salonu… […]

2 mins read

120 [21 Şubat 2008 Perşembe]

Size ne deseydim, kalkıp bir filme giderdiniz?.. Veya bize ne diyorlar da, bunca insanla birlikte, kırılan hâsılat rekorlarının birer parçası oluyoruz? Hem de İngiliz hikâyelerini, Yahudi acılarını, Amerikan rüyalarını anlatan filmlerin?.. Sizin de canınızı acıtmak istiyorum şu anda, kendimin de… Onun için soruyorum: Size ne deseydim kalkıp bir filme giderdiniz; veya ben, neden tekrar gitmiyorum […]

3 mins read

Yedi güvercinler [10 Haziran 2007 Pazar]

Sanırım alıştık artık… Bize sıradan gelmeye başladı şu haber: “Askerlerimiz gene şehit edilmiş…” Buradaki “gene” iki manaya geliyor ve ikisi arasında uçurumlar var. Biri, bu artık bardağı taşıran son damla, anlamında… Diğeri umursamazlık!.. Hâlbuki bu “gene”lerden her biri, öyle birer ateş topu olup düşüyor ki köylerin, kasabaların, şehirlerin ortasına… Sanki hava tutuşmuş; solusan, ciğerin yanar! […]

2 mins read

Aşkın Efendisi’ne [08 Haziran 2007 Cuma]

“Bütün ahaliye buyruğumdur: Herkes Ulu Cami’de toplana… Vesiletü’n Necat, bu ümmete bizden hatıra kala… Bunu yazan ve severek okuyan ve dinleyenler iki cihanda aziz ola…” ….. “Allah adın zikredelim evvelâ, Vacip oldur cümle işte her kula…” {*} Sesi duyan âşık oluyor, coşkuyla haykırıyordu elinde olmadan… Mevlidi şerif, gittikçe artan kalabalıklar tarafından, yüzlerce, binlerce, on binlerce […]

3 mins read

Yalak ve su ve fark [07 Haziran 2007 Perşembe]

Sıcağın öfkesi ikindiden sonra kesilmiş… Beykoz Kasrı’nın bulunduğu tepenin ardından gelen rüzgâr; yüksek ağaçların arasından kendine patikalar bulup sahile iniyor… Sonra da deniz kokusuna bulanıp, yüzümüze üflüyor! Denizin olması, ayrı bir güzellik… Yürümek de güzel sahilde, oturmak da, balık tutmak da… {*} Bir yandan da zaten kızarmış balık kokuları yayılıyor havaya; hem de yosun kokusuyla […]

3 mins read

Su, kokarsa içilmez! [03 Haziran 2007 Pazar]

Çiçekler, “hortumları” neden sever bilir misin, diye sordu dedem… Ama cevabını da hemen yine kendi verdi: Barajlar “çiçekleri” sevdiği için!.. {*} Daha önce hiç düşünmemiş olmalıydım ki bunu, derinlerimde bir şeyler titredi sanki, sevinir gibi… Barajlar ve onlarda biriken sular olmasaydı, aklına mı gelirdi çiçeklerin; kendilerine su akıtan hortumları sevmek?.. {*} Sevgi; önce, muhtaç olana […]

1 min read

Umut ipi 3 [01 Haziran 2007 Cuma]

(Geçenlerde çıkan “İp” isimli yazımız, 9 sene önce yayınlanmış “İpi tut” isimli eski bir yazımızı hatırlattı bir eski okuyucumuza. Ve “Umut ipi” başlığı altında neşrettiğimiz (ve okuyor olduğunuzu umduğum) bu yazışmalar geldi ardından… Bunları; elinde bir tek tane bile ip olan kimsenin, onu uzatması için yayınlıyorum… Sen uzat, tutar biri; bilsen de bilmesen de… Balık […]

4 mins read

Umut ipi 2 [31 Mayıs 2007 Perşembe]

Bu yazının bir öncesi vardı ve sonrası olacak. Onları da okumanızı tavsiye ederim. Mektubumun cevabı geldi. Yayınlıyorum: ………. 18 Mart 1998’di gazetedeki yazınızın tarihi. 9 yıl olmuş… Sizin yazınızdan sonra cesaretlendim. Bağımlılık hakkında araştırmalar yaptım. Kullandığım hap piyasada antidepresan olarak satılıyor, çok kolay ve ucuza bulunuyordu. Hatta bu yüzden eroin türevi maddelere bağımlı olanların hap […]

4 mins read

Umut ipi [27 Mayıs 2007 Pazar]

Uzun yıllardır buradayız. Hiç bir yarışmaya katılmadım ve ödül almadım… Fakat daha önce de söylemiştim “ödüllerimin” ne olduğunu. Merak ediyor musunuz? İki gün önce, yani Cuma günü bana gelen bir mektubu sizinle paylaşıyorum: {*} Merhaba, Bir tesadüf sonucu internette bulduğum aşağıdaki (*) yazınız beni yaklaşık 10 yıl öncesine götürdü. 10 yıl öncesinde de buna benzer […]

3 mins read

O, kim?.. [25 Mayıs 2007 Cuma]

Bir ölüm hastasına şeytanın su uzatması; Ona acıdığı için değildir!.. {*} Oltaya yem takması balıkçının, balıkları beslemek için değildir; ..veya tuzaklara yiyecek koyması bir avcının… {*} Bir boyunduruğun içine sokuyorsan başını; Bilmelisin ki; bundan sonra boynun, ardındaki arabayı çekecek!.. Ve sırtına inen her kamçıda yekinmen, hızlanman, hatta kaçmaya çalışman, seni kurtarmaya değil; çektiğin araba üstündeki […]

2 mins read

Seyircisiz düğün cezası :) [24 Mayıs 2007 Perşembe]

Rakı içmekten şişmiş maganda; önce masanın kenarına, sonra oturduğu sandalyenin arkalığına tutunarak ayağa kalkar… Göbeği bir yana, dizleri ayrı yanlara doğru kaykılmakta, diğer eli de boşlukta tutunacak başka bir şeyler aramaktadır… Gözlerinin odaklandığı nokta; kendi burnunun ucuyla, halay çekmekte olan damat arasında gidip gelmekte, hiç bir noktada sabitlenememektedir… Boştaki eli, sonunda ne yapacağını hatırlamış gibi […]

2 mins read