Nasihat!
(Küçükdedemden…)
Tam zamanı, bilmen şart olanı bildirmenin; doğum gününü kutluyorsun: İnsan için en ölümcül hastalığa yakalanmış olmak; doğmuş olmaktır!
Ey benim ahmak oğlum!
Şimdi sevinçle titriyor mu için? Diyor musun; beni ne kadar da çok seviyorlar?..
Kırk sayfa sevgi yerine kırk sayfa sövgü olsaydı şurada; kırk kişi seviyor olacağına kırk kişi yerseydi seni, değişecektiyse yürek çarpıntın, bil ki iyi adam olamamışsın!
Yetmedi mi, daha da nasihat mi istiyorsun? Peki, ama iyi dinle!
Düğüne gidenler de, ölüme gidenler de binse… Vagonlarında hayvanlar da, insanlar da taşınsa, tren trendir… Trenler; raylarından çıkmadıkları sürece yol alırlar!
Sanma ki sevilmeler bitmez! Sanma ki, seni başlarının üstüne kaldıranlar asla bırakmazlar!.. Şimdi sen; kondurulduğun yerde, dirseklerin kaşınsa sanırsın; kanatların çıkacak… ki vahh! Hülyalara dalma, gözünü aç!
İstidrac kabı keramet kâsesine benzer…
Biri insanlık için şifa, biriyse içeni öldüren zehirdir!
Ey pohpohlanmaktan hoşlanan ve içinde kudurmuş köpek yaşayan "ben" kafesi!.. Bilmiyor musun; rüzgâr estiği zaman çöpleri bile havalara kaldırır!..
Sakın ola kibirlenme!
Süslü, renkli uçurtmaları yükseklerde tutup bulutlarla yarıştıran kendileri değil; bağlı oldukları iplerdir! Rüzgâra kanıp ipini bırakma! Yele veren; yaban ele vermiş olur kendini!..
Ey benim toy oğlum, topal atımın toynağı; kulağını iyi aç!
Seni izleyen gözlere; “üstünüzde kaş var” dersen, ne kadar sevildiğini… Ve seni sevenlerden ok gibi sözler gelirken, kendi kalbine baktığında; “ne kadar sevdiğini” anlarsın!
Dilsiz ol, tuğlalar arasında ezilsen de; sen “harç”sın!..
Ne olduklarından büyük gör insanları, ne de olduğundan mühim görünmeye çalış…
Hep olmanın yolu “hiç” olmaktan geçer, ki sen zaten hiçsin! Sakın ola kibirlenme;
Rüzgârların, havalara kaldırdığını unutma, estiği zaman; çöpleri bile!..
Olura olmaza bozma sükûtu
Bedelli bedelsiz ucuza gider
Açıldımı bir kez o altın kutu;
Son kalan metelik, hacize gider.
Ya içine sefer, ya da Mısır`a
Bulaşma cahille kavgaya hıra
Densizden kem sözler geldiği sıra
Son kalan hecelik, tacize gider.
Ben bilirim demez sarrafın ehli
Bin susar bir söyler o da tam ehlî
Uzak dur, bulaşır yârenin cehli
San kalan yücelik, acize gider…
Sultan Yürük
30 Ekim 2001 Türkiye Gazetesi
…
Nasihat adlı yazınızı imrenerek ve feyz alarak okudum.
Küçükdedeniz’e de teşekkürler, dualarımla ve saygımla selamlar…
SULTAN YÜRÜK
Tek kelimeyle muhteşem buldum. Aman Allah’ım dedim… Ne kısmetli insansınız siz Muammer abi, dede diyebileceğiniz bir insan olduğundan kendileri… Saygım ile…
SULTAN GÜL
Mükemmel bir yazı okudum kaleminizden… Kibirlendiğini, gurura kapılmaya başladığını düşündüğünde kendini silkelemek için okuyabileceğin kalitede bir yazı…
Nasihatin en anlamlısı…
İnsanın ne olduğunu, ne olması gerektiğini kırmadan, incitmeden ama göz bebeklerini büyüterek farkettiriyor…
Yüreğinize, kaleminize sağlık diyorum…
Allah razı olsun efendim…
ESRA ŞAHİN
KİM KİBİRLİDİR?
Önce kibrin zararını bildirelim. Kibir, âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle kötülenen, en büyük günahlardan biridir. İki âyet-i kerime meali şöyledir:
(Cehennem, kibirliler için ne çirkin ve ne kötü bir yerdir.) [Nahl 29]
(Allah, kibredenleri sevmez.) [Nahl 23]
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(En şerliniz, katı kalbli ve kibirli olandır.) [İ. Ahmed]
(Kibirli, ahirette Allahü teâlâyı gazaplı bulur.) [Buhari]
(Allahü teâlâ, kibirliyi alçaltır, tevazu sahibini yükseltir.) [Taberani]
(Kibirli, Cehennemin en derin ve azabı en şiddetli olan Bolis çukuruna atılır.) [İ. Ahlakı]
Kibir, kötü huydur, haramdır. Allahü teâlâyı unutmanın alametidir. Kibirli olan, salih insan olamaz. Kibirli değilim diyen, kibirlidir. Kibir her iyiliğe engeldir, her kötülüğün anahtarıdır.
KİBİRLİDEKİ KÖTÜ HUYLARDAN BAZILARI:
Hıkd: Başkalarına karşı kin ve düşmanlık besler, onlardan nefret eder.
Gazap: Olaylara tez sinirlenir, öfkesini yenemez, kalb kırar.
Haset: Sevmediği kimsede bulunan nimetleri kıskanır.
Riya: İbadetini göstererek sevgi toplamaya çalışır.
Hicr: Beğenmediği kimselere dargın durur, küser.
Şematet: Başkasına gelen belaya sevinir.
Gadr: Verdiği sözde durmaz.
Ucub: Yaptığı ibadetleri beğenir. İmam-ı Gazali hazretleri, Necm suresinin, (Nefsinizi tezkiye etmeyin) meâlindeki 32. âyet-i kerimesinin tefsirinde, (Bir iyilik yapınca, bunu ben yaptım deme, onu iyilik sanma! Onu iyilik sanmak, kendini beğenmektir) buyurdu.
Hıyanet: Kendini emin, güvenilir tanıttıktan sonra, o emniyeti bozucu iş yapar.
Suizan: Mümin kardeşinin kusurlarını araştırır, onun günah işlediğini zanneder. Kendi ayıplarını görmeyip başkalarının kusurlarıyla meşgul olur.
KİBRE SEBEP OLANLAR:
Bu vasıfların biri veya birkaçına sahip olan kimse kibirlenebilir:
İlim: Genelde az çok ilmi olanlar, diğer insanları, hayvan gibi, ot gibi görür. Kendini de, kuru fasulye gibi nimetten sayarak kibirlenir. İki hadis-i şerif meali:
(Âlimim diyen cahildir.) [Taberani]
(Toplantılarda ilimle üstünlük taslayanın gideceği yer, Cehennemdir.) [İbni Mace]
İbadet: Genelde ibadet edenler, yaptıkları ibadetlerin noksanlıklarına, kabul olup olmadığına bakmadan, ibadet ettiği için büyüklenir.
Soy: Bize falancalar derler diyerek soyuyla övünür. Bir kimse imansızsa, babası peygamber olsa da, ona faydası olmaz. Nuh aleyhisselamın oğlu Kenan, Âdem aleyhisselamın oğlu Kabil, babaları peygamberken, cehennemlik oldu. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir kişi, kötüyse, soyunun üstünlüğü, ahirette ona fayda vermez.) [Taberani]
(Soyuyla övünen, rahmet-i ilahiden uzaktır, Cehennem odunudur.) [Tirmizi]
Soyuyla üstünlük taslayan biri, Ben falancanın oğlu filanım. Ya sen kimsin? dedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz buyurdu ki
(Hazret-i Musanın yanında iki kişi, soylarıyla övünmeye başladı. Biri ecdadını 9 göbek geriye doğru saydı. Allahü teâlâ, Hazret-i Musaya, Ona söyle, iftihar ettiği 9 kişi Cehennemdedir. Kendi de onuncusudur diye vahyetmiştir.) [İ. Ahmed]
Güzellik: Genelde kadınlar, güzellikleriyle övünürler. Erkeklerden yakışıklıyım diye gururlananlar olur. (O güzelliği ben, kendime kendim vermedim) diyerek kibirden sakınmalıdır.
Kuvvet: Kimi güçlü kuvvetlidir, pehlivandır, sıktığı taşın suyunu çıkarır. Sanki bu kuvveti, Allahü teâlâ değil de, kendisi kendine vermiş gibi, kuvvetiyle büyüklük taslar.
Servet: Malının çokluğuyla övünenler de olur. Karun gibi nice zenginler, mallarıyla birlikte helak olmuş, Cehenneme gitmiştir. Malla övünmek de, cahilliktir.
Mevki: Kimi müdürdür, reistir, kraldır, makamıyla övünür. Firavun, Nemrut gibi nice krallar, kibirleri yüzünden Cehenneme gittiler.
Yakınların çokluğu: Kimi de, yakınlarının, akrabalarının çokluğuyla övünür, onlara güvenir. Benim arkam var der. Allahü teâlâyı bırakıp da, kendi gibi acizlerle övünüp, onlara güvenenin hâli kötüdür.
NELERİ YAPMAK KİBİR OLUR?
Şimdi hangi işlerin kibirden olduğuna örnekler verelim:
1- Sual soramamak kibirden kaynaklanır. Kibirli, sual sormayı, bilmemenin alameti kabul eder. Sual sorarsam bilmediğim meydana çıkar der. Sual sormada bir de muhtaçlık vardır. Ben ona niye muhtaç olayım ki der.
Bir arkadaş, çok lüzumlu bir şey için sual sormaya geldi. (Şunun cevabı nedir?) diyemedi de, (Sen otuz sene hocamıza soru sordun, belki bu meseleyi de sormuş olabilirsin. Sormuşsan şu sualin cevabı nedir?) dedi. Ben de, cevabını bildiğim halde, onun tutumundan dolayı, (Hocamıza sorduğumuz suallere bakayım, varsa size bildiririm) dedim. Böyle sual soramamak kibir alametidir. Hep kendisine sual sorulmasını, başkasına sorulmamasını istemek de, kibirdendir.
2- Yol sormaktan çekinmekte de kibir kokusu vardır. Yol soramamak, sual soramamak, ayıplanma, kınanma korkusundan ileri gelir. Bu da kibirdendir.
3- Bu fakir, bu aciz, bu günahkâr dediği halde, azıcık tenkit edilince öfkelenmek, tenkide dayanamamak kibirdendir.
4- Kimi de, âmirinden izin istemeye çekinir. Yirmi yıl önce çok arkadaşla çalıştık. Bazıları çok ihtiyaçları olduğu halde, izin isteyemezlerdi. Birisi, laf arasında, (Şu işimi acele yapmalıyım, saat üçte kayınpederi otogardan alacağım) diyerek izinsiz ayrılmadığını duyurmaya çalışırdı. İzin istese sanki büyüklüğüne zarar gelecek.
5- Misafir olduğu evde, birçok imamlığa layık kimse varken, ev sahibi izin vermeden imamlığa geçmek, herkesten çok kendini imamlığa layık görmek kibirdendir.
6- Bir toplantıda, hep kendi konuşmayı istemek, başkalarının söze katılmasından rahatsız olmak, onların kuzu gibi dinlemelerini istemek de kibirdendir.
7- Arkadaşlarının nasihate muhtaç olduğunu sanıp, onlara her fırsatta, bir şeyler anlatmaya çalışmak da kibirdendir.
8- Camide, boşluğu doldur diye başkasına emirler vermek ve emir verilen kimsenin bundan alınması da kibir alametidir.
9- Herkesin birbirine abi demesi âdet olan yerde bile, özellikle emsallerine abi diyememek, sadece ismiyle veya Ali bey, Veli bey diye hitap etmek kibirdendir.
10- Tenkide dayanamamak gibi, övülmekten hoşlanmak da kibirdendir.
Bir arkadaş anlattı. Evine 24 tane çay bardağı almış, birisi çatlakmış, görmemiş. Eşi, çatlağı görmedin mi diye ona çıkışmış. O da, (Önce 23 bardak için teşekkür et, sonra o bir bardağın çatlağından bahset) demiş.
Tenkitten çekinmek, iltifat beklemek de kibirden kaynaklanıyor. Mesela bir yazar, yıllarca güzel yazılar yazsa, bir tane de hoşa gitmeyen yazı yazsa, o tenkit edilince, hemen kızıp, (Bu kadar iyi yazıları takdir etmiyor, uygun olmayan birisini görüyorsun) demesi de kibirdendir. Samimi olarak hatasını söyleyenlere teşekkür edememek de kibirdendir.
11- Hakkı kabul etmemek de kibirdendir. Bir şey şöyledir denilse, tevil etmeye çalışır, elli dereden su getirir kabul etmeye yanaşmaz. Hâlbuki hakkı söyleyen çocuk da, cahil de olsa, severek kabul etmelidir. Kabul edememek kibirdendir.
12- Vesvese de kibirdendir. Kendini ihtiyatlı zanneder, herkesin yanlış yaptığını düşünür. Verilen nasihatleri kabul etmez vesvesesine devam eder.
13- Baş olmayı istemek, insanlara emir vermekten hoşlanmak da kibirdendir. Kendini bir veya birkaç yönden başkasından üstün görmek de kibirdendir.
14- Birisinin hatası olunca, onu görüp düzeltmek istemek de genelde kibirdendir.
15- Kendisine tevazu sahibi denmesi için, tevazu gösterisinde bulunmak da kibirdendir. “Buyursunlar efendim” diyerek aşırı tevazu göstermek kibir alametidir. Bendeniz diye konuşmak genelde kibir alametidir. Görüyoruz bazı yazarlar bendeniz diyerek insanlara yol gösteriyor, nasihat ediyor. Bende; köle demektir. Köle nasıl nasihat eder ki, nasıl yol gösterir ki? Ona, şunu şöyle yap dense, kabul etmez. Hani bende yani köle idi? Köle hiç itiraz eder mi? Bu yapılan, tevazu sahibi densin diye kibrini örtmeye çalışmaktan başka şey değildir. Birisinin verdiği nasihati kabul etmez. Sen kim oluyorsun da, bana akıl veriyorsun demek ister. Bendeniz dediği için, bu bir şey bilmiyor diye, ona nasihat vermeye kalkışılır. Onları köle olarak kullanmak için bendeniz dediğini nereden bilsinler?
16- Herkese sıkıntı veren, üzen kimse kibirlidir. Birini diğerine şikâyet eder. Başkalarının kusurlarını söyleyerek, kendisinin böyle olmadığını bildirmek ister. Yani bende böyle kusurlar yok demeye getirmesi kibirdendir.
17- Günahlara tevbe etmeyi geciktirmek, namaz kılmamak, secde etmemek, Allahü teâlâya karşı kibirli olmaktır.
Bu yazının özeti şudur:
Haddini bilmek tevazu, haddini bilmemek kibir alametidir.
Gönderen
RAGIP KARADAYI
Bu yazıyı kaçıncı okuyuşum, bu sayfaya kaçıncı gelişim bilmiyorum ama bildiğim şu var ki şu küçük dedenizin nasihatleri müthiş…
Bir de Sultan Yürük Hanım ablanın da şiiri tabii ki…
Biliyon ya, serde biraz şairlik bulaşığı var hani… 🙂
Sevgiler kere sevgiler…
KADİR ÇETİN
Hani bazı yazılar vardır, hiçbir tezyin gerektirmeden sadece el yazısıyla bile yazılıp duvarlara asılsa gelip geçtikçe okunur, okundukça yeniden idrak edilir…
İşte öyle bir yazıydı benim için…
ZİŞAN