Bazen gülümsemeyi unutuyor, ihmal ediyor veya etkisine inanmıyoruz. Sebebi ne olursa olsun; karşılaştığımız kişiler tarafından gülümseyen bir yüzle hatırlanmıyorsak, mesulü biziz. Daha da kötüsü; asık surat ve çatık kaşlarla toslaştığımız, asıl kendimiziz!.. Bana gülümseyen bir fotoğrafını yollasana, dedim. Biraz zaman geçti. Nihayet: Küçükken gülümsüyormuşum ben, dedi!.. Fakat sanki sadece çocuklukDevamı

Su gibi özlerken meçhulü ve açlığa benzer bir şeyler kemirirken içimizi… Çaresiz ve tükenmiş hissederken kendimizi; çınar ağacından düşmüş kuru bir yaprak misali, rüzgârın önünde… Kolumuzu bile kaldıramayacakmış gibi hissederken fakat öte yandan da pek çok şeyleri yapmamız şartmış gibi gelirken içimizden… Belki de tam bu esnada, uzaktan bir ezanDevamı

  🙂 Günaydııın… …nıııdyanüG (: Bir pazar sabahı, gülümseyen bir yazı ile başlayın istedim güne… Aslında bunu, yani yukarıdaki “günaydın’ı ve yansımasını, aksisedasını” birkaç gün önce twitter’a koymuştum ki onlar zaten bizim sitede yayınlanıyor… Yani bizim sitenin “Şu Anda“ kısmı, aslında twitter… Sonraki mesaj ise sanki onun devamı gibiydi. ŞöyleDevamı

Gülümseyişleri süz bana ……… (Bu yazıdan sonra, gönüller sultanı Hz. Mevlânâ’dan bir hadise aktaracağım. Biliyorum ki siz çarpılacaksınız! En derininizden sarsılacaksınız. Ama önce, hadi birkaç satır konuşalım…) ……… Anlamıyorum, sanki herkes tok da, bir ben açım!.. Sanki herkesin bir eli yağda bir eli balda da bir benimki acıya, zehire bulanmış…Devamı