40 gün 40 gece 40’ıncı yıl… Buluşmalarımız çok şeyler de öğretiyor birbirimiz hakkında. Ziya’nın seyyar harddiski Ömer’in bilgisayarında; geçenlerde çekilen damatları özendirecek fotoğraflarımızı seçiyoruz. Benim görüntülerimin bir kısmını ise; dağdaki eşkıya, çöldeki bedevi, ekvatordaki aç ve sefillerin takipçisi Osman Sağırlı’nın objektifinden… Elbette kasıt aramıyorum! Bu sırada Ahmet Demirbaş giriyor odaya.Devamı

Karıncanın, kocaman bir arazi ortasında nasıl çalıştığına hiç baktınız mı? Ona lazım olan tek şey; içindeki tutkudur! Ağzındaki kum tanesiyle delikler içinde tırmanmaktadır. Karanlıık, deriin, dolambaçlı, uzun, soğuuk, bazen tehlikeli de olan bu belirsizliğin içindeki en büyük kılavuzdur; ümit… Önce hisleriyle yön arar, yol bulur. Sonra karanlıkta önünü seçmeye başlarDevamı