Velimeşe [01 Haziran 2012 Cuma]


Kendi geleneklerimizin, köklerimizden gelen tarihî motiflerin günümüzde de yaşatılma çabasına bayılıyorum…
Bütün renkler, bütün sesler, bütün lezzetler var aslında kültür dokumuzda. Ve yine, atalarımızdan beri gelen bu eşsiz miras; sokak sokak dolaşıyor şehirlerimizde, baca baca tütüyor ocaklarımızda ve nefes nefes soluyoruz, farkında olarak veya olmayarak!

Velimeşe’deyiz…
Annemin ve babamın babaları ve dedeleri ve o yıllarda Balkan ve Çanakkale savaşlarına gidip de cephede kalmayan bütün akrabalar hep buradaki kabristanda. Harbe gidenlerden dönebildiğini işittiğim sadece annemin babası Hüseyin Çavuş (8 yılda) ve babamın Osman Amcası (16 yılda)…

Velimeşe (Rumi takvimle 1293 senesine denk geldiği için “Doksanüç Harbi” olarak bilinen) 1877 Osmanlı-Rus Savaşından sonra kurulmuş. Plevne Müdafaası da bu savaşın içindedir. Gazi Osman Paşa komutasındaki askerlerimiz, Romanya destekli çok üstün Rusya kuvvetleri karşısında öyle büyük kahramanlık göstermişlerdir ki; yüzotuzbeş yıldır hâlâ anlatılmaktadır.

Önce Plevne Kalesi, ardından Şıpka Geçidi düştükten sonra; Plevne, Lofca, Tırnova ve civarındaki köylerdeki Müslüman Türkler, toprak ve her türlü varlıklarını öylece bırakarak orduyla birlikte çekilirler. 1877-1878, Balkanları dilim dilim kaybettiğimiz ve büyük acılar yaşadığımız yıllardır.

[Bu konuyu en iyi anlatan, belli ki; Halil Delice’nin “Görmedin mi Aliş’imi Tuna Boyunda” isimli romanıdır. Oradaki aşka âşık olur, acılar karşısında gözyaşlarınızı tutamazsınız… Ve ayrıca (tarihi “muhabbet tadında” anlatan) büyük tarihçi, rahmetli Yılmaz Öztuna’nın “Avrupa Türkiye’sini Kaybımız” isimli kitabı da bu konunun demirbaş eseridir. (Her iki yazarın da ataları 93 Harbi mağdurudur ve her iki kitabı da BKY basmıştır.) Israrla tavsiye ederim.]

O sıra, başkent İstanbul’a yaklaşmaya çalışanlardan 6 hanelik bir kafileye (Çorlu ile Çerkezköy arasından geçerlerken) Veli isimli bir bey, meşeliğinde yer gösterir… (Devam ederiz.)

Stop
Muammer Erkul
muammer.erkul@tg.com.tr
01 Haziran 2012 Cuma


NOT:
Velimeşe Yağlı Güreşleri ile ilgili (sitemizdeki "Seyir Defteri" isimli bölüm için) hazırladığımız yazı
ve 40-50 kadar fotoğrafa,
BURAYA tıklayarak ulaşabilirsiniz.

5 yorum

  1. Devamını merakla bekliyoruz Muammer Ağabey…

    MEHMET

  2. Onca güzel fotoğraf ve anlatımdan sonra üstüne bu yazi, cok güzel bir yemek ardından yenilen tatlı ve Turk kahvesi ( Mırra da olur ) gibi olmus. Tebrik ve dua edilir, baska ne denir?

    Sevgiler…

    KIVANÇ OĞUZ

  3. “Velimeşe” 🙂 Ne güzel insanların kurduğu, ne kıymetli bir vatan parçasıymış meğer; öğrenmiş olduk… Aslında bütün köylerimiz şehirlerimiz öyle değil mi? Bu şanlı toprakların üstünde nasıl bu kadar lakaytca tepiniyoruz, düşününce şaşırıyor insan. Ellerine sağlık abiciğim. Tavsiye ettiğin o güzel kitapları da en kısa zamanda alıp okuyacağız.

    FATMA

  4. Ne yazık uzaklaştık. Uzaklaştı bizden yakın olmamız gereken. Yabancı yabancı baktık aşikar tanımamız gerekene! Neden bu silkilenememek. Toprak üzerinden atacak yabancılaşan bizleri. Kan ağlıyor kan toprak. Yağan yağmur ne güzel. Hatırlatıyor bana maziyi. Okumak gerekiyor okumak. Okuduğunu yeniden. Bahsettiğiniz kitapları okumak isterdim. Ama kütüphanede olmayabilir. Ve kan ağlıyor kütüphanem. Gitmedim epeydir diye!
    İbrahim Arslan

  5. “Bütün renkler, bütün sesler, bütün lezzetler var aslında kültür dokumuzda.” Onun için böyle “farklı birşeyler” peşinde koşanlar tuhaf ve gülünç işlere imza atıyorlar demek ki. Hele kültürümüze burun kıvıran aramızdaki bazı numune(!)ler var, temelini beğenmeyip yıkmaya çalışan bina gibiler! O gidince neyin üstünde duracaklar ise…

    HİCRAN SEÇKİN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir