1 min read

Yeşermektir yaşarmak! [15 Mayıs 2002 Çarşamba]

(Donmadan kırılmaz kıvrılan sular!..)

Yaz mı geldi?..
…..
Neden titriyor peki böyle içim?..
Neden gökler karanlık? Bulutlar neden koşuyor birbirinin peşisıra, gözü dönmüş manda sürüleri gibi?..
Yaz mı geldi?
Nereye?.. 

{*}

Üç değil, beş değil, kırk tane cemre düşse ard arda; ısınamıyorum!..
…..
Adeta, dilenerek… Kırk dilime bölünmüş bir baklava tepsisi gibi koysam önüme umudumu, bir tek sineğin bile varlığını nimet bilerek; gelmiyor!..
Gelmiyor yaz…
Yâr gelmiyor!..
…..
Derin kuyuların gıcırtılı çıkrıkları bile çıkartamaz gayrı beni kendi içimden!.. Ne Rapunzel’in sarı saçları tartar beni, ne seni bana getirebilir Külkedisi’nin kabak faytonu!.. 

{*}

Kırk tane yaz yaşanır ardından, ve seksen tane bahar dolanır insanların beline, ben; donarım!..
…..
Donmadan kırılmaz kıvrılan sular!.. 

{*}

Ama bilirim;
Yarılıp parçalanmadan ve tırmalanmadan yüzü toprağın, kundak olmaz tohuma… Ve tohum; çürümeden ve bölünmeden ve çatlamadan ortasından, yeşermez…
Yaşarmaktır yeşermek…
…..
Yaşarmak; yeşermektir!.. 

{*}

Donmadan kırılmaz, sıcacık sular…
Şimdi, kırılan her parçamı toplayıp yerden, koysan da yan yana yapbozla oynayan çocuklar gibi; denk gelmem!..
Her kırık bir ayrılıktır!.. 

{*}

Ve nihayet:
Avuçlarınla toplayıp beni yerden, doldurursun koynuna…
Sen göz olursun, bense gözyaşı;
Birlikte yaşarırız!..
…..
Ve, yeşeririz
Kışı gelmeyen ülkelerde!..

Stop
Muammer Erkul
15 Mayıs 2002 Çarşamba

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir