Eksonya’yı batırmak -2- [21 Mayıs 2010 Cuma]

Eksonya lafını (ölmüş iş) anlamında söylemiştim dün, organizasyon kurucuları için… Bu söz sadece network iş ağı için değildi; hemen her çalışma grubu için geçerlidir. Dünkü yazı; “önce kendin hayatta kalmazsan başkalarına yardım edemezsin”, diyordu… Bugünkü de ona yakın ve çok önemli bir şey söyleyecek: {*}{*}{*} Misal; en iddialı futbol takımını kurma işini sana verdiler… Takımı […]

2 mins read

Bir maznun ve dua talebi…

Şaşırır kalırsın bazen!.. Dersin ki; Bu sözü geçen insanın bu şuçlamayla ne alakası var?.. Suç belli, suçu işleyen de bellidir ama kanunlara göre bu ağırlığın birinin üzerine devrilmesi de şarttır!.. Velhasıl, zor bir durum… Çocukluğumdan beri tanıdığım bir ağabeyim olan Enver Yorulmaz (hücrelerime kadar inanarak söylüyorum ki) işlemediği bir suç ile yargılanmaya başlıyor… Yarın yani 21 Mayıs 2010 […]

1 min read

Eksonya’yı batırmak! [20 Mayıs 2010 Perşembe]

Doktorların; “eks olmuş” veya benzeri ifadelerle bahsettiği kişinin sakın ola grip, kızamık filan olduğunu sanmayın. Dosdoğru mezarcıyı arayın!.. Eksonyalıları (X) eden ise kendi tercihleriydi. Sadece birkaç örnek bunun sebebini açıklamaya yeter: {*}{*}{*} Sınıf öğretmenleri gözetimindeki çocuklar geziye götürülüyordu. Maksimum irtifadayken kabin basıncı düştü, hava maskeleri indirildi. Yani şu durumda maskeleri takmak için 1 dakika, uçağın […]

2 mins read

Sevmek bir de nedir [16 Mayıs 2010 Pazar]

Boyun omurlarında problem olmuştu; bazı hareketleri yaptıkça derin ağrılar, sabit kaldıkça da yanmalar oluyordu… Boyunluk verdiler, taktı. Şu kadar zaman çıkarmayacaksın, problemli omur iyice dinlensin, dediler. Bahsedilen zaman geçti. Bu süre içinde boyunlukla iyice korunan omurların hiçbiri zorlanmamış, ağrı ve yanmaları susmuştu! Sonunda hür kaldılar. Fakat ilk sert hareket çoğunun felaketi oldu. Çünkü problemli omur […]

1 min read

Kargı ve fidan [14 Mayıs 2010 Cuma]

Çağlar Network Türkiye’mizin gerçeği olarak 15 Martta başladı ve hızla “dünyanın bir gerçeği” olma yoluna girdi. Sıfırdan başlamış bir iş ağının iki ayda on bin sınırına dayanması görülmüş hadise değildir! (Dün yaptığım son kayıt 8447 idi.) {*}{*}{*} Bütün şehirlerimize hatta kasabalarımıza kadar yayılan market zincirlerine zaten alışmıştı insanlar. Çağlar Network ise marketi kendi bilgisayarlarımıza getirmekte; […]

2 mins read

Seyir Defteri – Mayıs 2010 (Türkiye Çocuk 1000’inci sayı)

  Türkiye Çocuk ile kim bilir kimlerin hangi hatıraları vardır… Kim bilir kimler okudu büyürken bu dergiyi. Yazılsa bitmez, ömür yetmez! Aşağıda derginin basın bültenini okuyacaksınız: {*}{*}{*} TÜRKİYE ÇOCUK DERGİSİ 1000. SAYIYA ULAŞTI 30 yıldan beri aralıksız yayın hayatına devam eden, tiraj rekorları kıran çocukların sevgilisi Türkiye Çocuk dergisi 1000. sayıyı bastı. Mayıs 2010 sayısında bininci […]

1 min read

“Kim” olacaksın?.. [13 Mayıs 2010 Perşembe]

Mahallenizin nüfusu kaç kişi? Şehrinizde ne kadar insan var? Şu anda ülkemizde ve dünyada yaşayanların sayısı nedir? Şimdi, bir de bu soruların yüz sene önce sorulmuş veya yüz yıl sonra da sorulacağını düşünün, bakalım ne göreceksiniz! {*}{*}{*} İki yüz sene önce yaşayanlar olduğu gibi, üç asır sonra da birileri hayatta olacak. Eskilerden hatırladıklarımız olduğu gibi, […]

2 mins read

Müzeler Günü(!) [09 Mayıs 2010 Pazar]

Anneler Günü geldiğinde canımı ne acıtıyor biliyor musunuz? Anneleri hatırlamak! Anneler nasıl unutulur? "Hadi annemizi hatırlayalım bugün!..”, “Hadi sevgilim, annemize kendimizi hatırlatalım bugün!..”, “Hadi çocuklar, hazırlanın da anneme sizi göstereyim bugün!..” Anneler günü; annemiz ve kendimizdeki durumu/değişikliği görme/gösterme günü ise… Ve yani eğer bu gün olmasaydı evlat-anne ilişkileri kopacak, bitecek idiyse; ..işte insanı nefessiz bırakan […]

2 mins read

Duygu Bahçemiz (MELEĞİME – Süleyman Eldeniz)

‘MELEĞİME’ Bütün odalarını biliyordum. Ellerimi sürmüştüm duvarlarına… Kulaklarımı dayayıp dinlemiştim; yukarıları, aşağıları, sağı, solu… Biliyordum içimi, dışımı; Güya… Sen hangi duvarımda buldun o anahtarları!? Her gülüşünde içimi aydınlatıyorsun. Sen içimizde hangi kurnaları açtın!? Sırılsıklam oluyoruz, annenle seni konuşurken… Gözyaşlarımız vurup vurup duruyor gözlerimizin kıyılarına… Ve bir sevinç kaplıyor ki içimizi, Sanki bayram sabahları… Biliyorum, son […]

1 min read

Babam ve ben… [07 Mayıs 2010 Cuma]

Bu yazı, anneler gününe iki gün kala yayınlanacak. Dünse hava çok güzeldi. Babamla dışarı çıktık. Önce bir kır kahvesinde çay içtik. Sonra Göksu’yu besleyen Elmalı Baraj Gölünün, orman içine uzayan parmaklarının kenarında balık tutanları seyrettik. Sonra tepeleri aşarak Beykoz’a indik. Koruyu geçip, Onçeşmeler yanından meydana çıktık. İskele kenarından devam edip çayıra vardık. Yokuş başlar, 3 […]

2 mins read

Öperken koklamayı “senden” öğrendim!.. [06 Mayıs 2010 Perşembe]

Ben, “koklanmayı” senden öğrendim; ve de koklamayı!.. Ben, koklamayı; senin koklamalarından öğrendim… {*}{*}{*} Ben, seni duymayı; beni dinleyişinden öğrendim… Ben, seni görmeyi; bana bakışından öğrendim… Ben, sana dokunmayı; bana dokunuşundan öğrendim… Ve ben… Ben, öperken koklamayı; Öperken beni koklayışından öğrendim… ….. Ben, öperken koklamayı, senden öğrendim!.. {*}{*}{*} Sen, yüreği kıpır kıpır denizlere kokuyordun… Sen, yeşil […]

1 min read