Tohum ve nem [24 Eylül 2009 Perşembe]

Çoğu kimse şunu bilmiyor: “Osmanlı” ismiyle anılan dedelerimiz, kuzeyden güneye ve doğudan batıya kadar bütün toprakların sahibi olmak; bütün denizlerin hâkimi olmak; bütün insanları köle, bütün hayvanları mal yapmak ve bütün hazineleri bir araya toplamak derdinde değildi… O kutlu insanlar imparatorlarla, krallarla, hükümdarlarla savaşmadı… Onlar papazlarla, hahamlarla uğraşmadı… Onların düşmanları Patrik değildi, Kardinal ve hatta […]

2 mins read

Bayramdan güzel şey… [20 Eylül 2009 Pazar]

Bayram günlerinde herkes herkese selam verir. Bayram günlerinde herkes herkese şeker, mendil, çorap, çeşitli hediyeler, bir şeyler verir… Bayram, vermeye çalışmaktır! {*}{*}{*} Ha el öpmeye gelen çocuklara arzu ettikleri şekeri, ha rastlaştığın Müslümana hakkı olan selamı, ha karşına gelen meleğe senden istediğini… Bayram; vermeye alışmaktır!.. {*}{*}{*} Bayram; bir şeyleri seve seve, sevine sevine, kolayca verivermektir… […]

1 min read

“-Ferhunde ne halt etti?” [18 Eylül 2009 Cuma]

Ramazanın son yazısı… Bu mübarek ayın her günü, gecesi ve saatinde söylenecek her sözü, okunacak her satırı, çekilecek her tespihi, edilecek her duası o kadar mühim ve kıymetli ki… İşte bu önemli zamanlar tükenirken ve söylenmesi lazım bunca söz varken; şu avuç içi kadar ve elbette gayet kıymetli köşemizde işlemek zorunda kaldığımız konu, gene televizyon… […]

2 mins read

Bir yanlış her doğruyu götürür! [17 Eylül 2009 Perşembe]

Avizesini parlatıyor sahibi ve ışığı binlerce huzmeye ayırsın diye kristal toplar sarkıtıyor boşluğa… Eskilerini sökerek en yeni ampullerden takıyor duylara… Orta çembere bitişik daha küçük avizeler de var ve onlardaki ampuller de zor sayılabilecek kadar çok ama hepsi de aynı hatta bağlı. Asla hata istemiyor, titizleniyor, işinin uzmanı olan ev sahibi. Masraftan kaçınmıyor, zaman çalmıyor, […]

2 mins read

Kim kâr istemez ki? [13 Eylül 2009 Pazar]

Dedemin selamını, koca minibüsteki üç yolcudan biri aldı. Şoförse kolundaki saate bakarken başka gelen olup olmadığını gözlüyordu. Az sonra durağın kâhyası düdüğünü öttürdü. O zaman isteksizce kıpırdattı arabayı ama “bomboş gidiyoruz” diye de homurdanıyordu… Haklıydı da. Taburelerle birlikte en az on kişi daha oturabilirdi arabaya ve hatta 25 kişi binmeden bu minibüse “doldu” denmezdi! Boş […]

2 mins read

“Ben de olmak Musliman!” [11 Eylül 2009 Cuma]

Saçı başı yolunmuş, yerlere yıkılıp toza bulanmış, hırpalanmış ve tırmalanmış olan turist elinin tersiyle de patlayan dudağını siliyordu. “Var ben olmak Musliman, ne oluyorsunuz size?” diyordu. Yaşlı bir adamın ardına sığınmış; irileşen mavi gözleriyle, korku içinde diğerlerine bakıyordu. {*}{*}{*} -Dinlemeyecekseniz sormayın, dedi o yaşlı adam. Boşuna anlattırmayın bana! -Anlat, dediler. Anlamak için dinleyeceğiz, söz… -Yetmişli […]

2 mins read

Ders, Çingeneden… [10 Eylül 2009 Perşembe]

İki Çingene, hiçbir kitabın öğretemeyeceği iki büyük ders verdi bana, unutmam mümkün değil. (Çingeneler için kullanılan “Roman” lafı yakın zamanda çıktı.) Yirmi seneyi geçti. Marmaris’e konmuş (geçici olarak konaklamış) kafile reisinin karısı falcı kadın; kumlardaki çıplaklara, üstsüzlere doğru elini uzatarak: “Ben mi Çingeneyim yoksa onlar mı” demişti. Susup kalmıştım! {*}{*}{*} İkinci ders ise klarnet sanatçısı Romen’in […]

2 mins read

Baba nasihati: “Ver!” [06 Eylül 2009 Pazar]

Dayıma uğradım. Yere diz çökmüş, kanepenin üstüne gazeteyi sermiş. Tam da şu okuduğunuz sayfalar açık. “Ne yazmış yeğenin?” dedim. “Cumadan yeni geldim, açtım sayfaları ama daha okuyamadım” dedi… “Dayımın korsan gözlüğü”nü hatırlayan vardır: Çift görmeye başladığı için gözünün birini kapatıyordu. Tansiyonu oynasa da şükür bu haline… “Katiyen pazara gitmem, demiş yengeme. Gözüm oynayıp duruyor. Elâlemin […]

2 mins read

Küpü kıran kral [03 Eylül 2009 Perşembe]

Krala derler ki: “Suyundan her içenin delireceği yağmurlar yağacak!” O da büyük küplere su biriktirir ve onlardan içer sadece. Fakat gün gelir, o yağmurun suyundan içmemiş kimse kalmaz. İnsanlar bakarlar ki kralları kendilerinden farklı davranıyor: “Kral delirdi” demeye başlarlar! Adam bakar, tahtı elden gidecek; temiz sularla dolu bütün küplerini kırar ve delirten yağmurun karıştığı sulardan […]

4 mins read

Bir kişi daha!.. [30 Ağustos 2009 Pazar]

Sırtına savrulan yeleleri arasından ufka baktığım atımla, uzaklara doğru uçmak… Ve yine aynı atımla kanlarımız karışmış ve soluklarımız dolaşmış ve bakışlarımız sarmaşmış olarak, Cennete doğru uçmak… En büyük hayallerimden biriydi! Büyüdüm. Gerçekleri gördüm. Atım, acısı hâlâ içimde sızlayan o can yoldaşım ise hayallerimin arasından çıkamadı! Farkına vardım ki sonra; her harf bir ok imiş meğer […]

2 mins read

15 saat aç kalmak! [28 Ağustos 2009 Cuma]

Oruç tutmak da “yolculuğa” benziyor. En büyük benzerliği ise “kalkış” ve “iniş” saatleri. Yani sen vasıtaya girmedikten, uçağa binmedikten sonra istediği kadar “ben yolcuyum” de, veya uçağın ardından koşmaya çalış, faydasız!.. Eskiden tarifelerde “yolcuların içeri alınma saati“ yazardı. Gecikenler bile çoğu zaman yetişirdi uçağa. Sonra birileri, hangi akla hizmetse, uçağın “havalanış saatini“ yazmaya başladı kâğıtlara. […]

2 mins read

Uçmayan koltuklar! [27 Ağustos 2009 Perşembe]

(Türkçe okuyabilen her vicdan sahibi aşağıdaki satırlarımı anlayabilecek… Buyurun, elbette siz de anlayacaksınız!) Uçağa binip Mekke’ye gitmek (misal ki, tam) 4 saat… Fakat Kâbe’nin bulunduğu şehre ineceğinden tam 4 saat önce hava alanına gel bakalım, uçakla birlikte havalanabilecek misin? Yolcuların alınmasıyla tekerleklerin pistten koptuğu an arasındaki fark “temkin vakti” ve en azından 15-20 dakika… Ancak […]

2 mins read

Delikanlı Buğrahan :)

{sunnet} DELİKANLI BUĞRAHAN Babamın küçük kardeşi Ahmet amcamın küçük oğlu Ahmet Erkul'un oğlu, yeğenim Ahmet Buğrahan Erkul 14 Ağustos 2009 Cuma günü itibarıyla, artık delikanlı olduuu:)) {*}{*}{*} Ahmet dedesini, Mehmet amcasını, annesi Derya ve minik kardeşi Ravza ile bütün sevenlerini tebrik ederiz… Not: Ben şimdilik uzaktayım. Bu satırları yayınladığım sırada, Velimeşe sokaklarında konvoyu dolaşıyor. Sünnet fotoğraflarını ayrıca […]

1 min read

Berat bebek :)

{bebek} BERAT BEBEK HOŞGELDİ Seyir Defteri'mizdeki "Küçüksu Buluşması"nda resmini de görebileceğiniz Şamil'in satırlarını aynen yayınlıyorum: {*}{*}{*} Muammer abi, uzuunn bir aradan sonra tekrar merhaba. Düğün, balayı, işe dönüş, bebek haberi derken nihayet geri döndüm:) Veeeee… Beraat Kandili günü 05.08.2009 tarihinde saat 17:10'da BERAT BEBEK dünyaya geldi. Muammer amcasına ve bütün Sevgi Ailemize selamları var… Sevgiler. Şamil OKUR

1 min read

Şevki Yener evleniyor :)

{dugun} ŞEVKİ DAMAT OLUYOR Duyduk duymadık demeyin; Sitemizin en eskilerinden… Askerde iken askerlik fotoğrafını köşemizde (sanırım ilk ve tekti) yayınladığımız…. Sevgili polisimiz ŞEVKİ YENER evleniyor. {*}{*}{*} Düğün 1 Ağustos 2009 da, Gümüşhane'de… Sonsuz mutluluklar sevgili Şevki'ye. Ailemiz genişliyor. Sevgi ailesine bir gelin daha geliyor. :)))

1 min read

Birkaç tane pirinç [26 Temmuz 2009 Pazar]

Babam, 50’li yıllarda Paşabahçe’ye girmiş bir camcıydı. El imalat ustasıydı. Çocukluğumuz boyunca anlattıklarından biri şu “pirinç” hikâyesiydi ki; kendisi de fabrikada öğrenmişti: Almanya’nın büyük fabrikalarından birinde bazı işçiler; “israf” suçlamasıyla kendilerini işten atan patronlarını mahkemeye veriyorlar. Umdukları olmuyor, davayı kaybediyorlar. Çünkü patronları; bu işçilerin tabaklarında pirinç bıraktıklarını ispat ediyor. Ve her işçi tabağında birkaç pirinç […]

2 mins read

Hısn Keyfa -2- [24 Temmuz 2009 Cuma]

(Hasankeyf’e dalış keyfi!)   Dünden devam Acaba hangisi daha komik: “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler!” Demek mi, yoksa; “Karanlıkta kalıyorlarsa, cihazları çalışmıyorsa, çamaşırları yıkanamıyorsa, toprakları çatlıyorsa, ağaçları kuruyorsa, hayvanları ölüyorsa, çocukları hastalanıyorsa, içmek için taze su bulamıyorlarsa Hasankeyf’e sadakat turu yapsınlar!” demek mi? {*}{*}{*} Çaresi; çıkan ve çıkacak benzeri sesleri bastırmaya çalışmak değil, y-ö-n-l-e-n-d-i-r-m-e-k-!.. Konu hazır gündemde; […]

2 mins read

Seyir Defteri – 23 Temmuz 2009 Perşembe (Karabey Karabulut düğünü)

Karabey-Karabulut düğünü "Kara" siyah anlamında değildir hep; "büyük, çok, bol" manasına da gelir zaman zaman… İki kara bir olunca da beyaz oluyor demek ki; güzellikler yağıyor üstüne insanın. Hamza Karabey, Sabiha'sını bulmuş. Bizlere davete icabet etmek, dualara katılmak düşer… Hayırlı olsun, diyoruz tekrar 🙂 Hazret-i Mevla ne ise hayırlı olan onu versin kendilerine ve hepimize iki cihan saadeti […]

1 min read

Tûba’ya YENGE :)

Onur Hamza Karabey, Tûba'mızın abisidir… Sabiha da Tûba'mızın "yengesi" oluyor. Ne zaman? 23 Temmuz Perşembe günü.. HAYIRLI OLSUN 🙂 {*}{*}{*} Anne ve babalar Türkan-Şahabettin Karabulut ile Günay-Yaşar Karabey'i… Ve bütün sevenlerini tebrik ediyor, yeni evlenenlere iki cihan saadeti diliyoruz… (NOT: Düğünden fotoğraflar, sitemizin Seyir Defteri bölümündeki, Karabey-Karabulut isimli dosyaya eklendi…)

1 min read

Hısn Keyfa [23 Temmuz 2009 Perşembe]

(Hasankeyf’e dalış keyfi!)   Neye, nereden bakıldığı çok önemli… Refah yükseldi, haberleşme çağ atladı, dünya küçüldü; artık uzaklarla ilgileniyoruz… Böyle bir zamanda, böylesine büyük devlet işlerinin “psikolojik” boyutunu yönetecek ve iyi çalışan ekipler olması lazım! {*}{*}{*} Kadıköy’deki Hasanpaşa’nın bir yanını dağ, Kurbağalıdere’yi de Dicle suyu olarak düşünün! Bir köprü, birkaç mahalle, bir minare, işte Hasankeyf!.. Hasanpaşa […]

5 mins read