Bir gün gelir… [19 Ocak 2007 Cuma]
Ve bir gün fark edersin ki;
Toprağın ölü karanlığı içine atılmış filizlerden bazısı kaldırmış başını…
Güneşi görmüş…
Ve görülmeyi istemiş…
{*}
Kör tohum, kara toprağın içinde, bilir bir şeylere ihtiyacı olduğunu…
Duyar senin ayak sesini…
Bu ses bir ninni gibi gelir ona; sanır ki hava sensin, su sensin ve güneş sen…
Seni dinler; ayak sesini ve çapa sesini ve türkünü, gürültünü…
{*}
Hâlbuki sen bilirsin; bir çamurlu adam olduğunu. Ama çamurdan çıkmaya çalışan tohum bunu bilmez…
Sen bilirsin; bir gün geçer senin boyunu, diktiğin fidanlar. Ama bunu sen bilirsin!
{*}
Bir gün gelir;
Zaman kaybettiğini düşünmeye başlarsın, boş yere işini ertelediğini, yok yere ömrünü tükettiğini…
Kucağında, doymak bilmeyen bir bebek var gibi gelir;
..hem de her yanın feryat figan ve gözyaşı içinde çocuklar, çığlık çığlığa bebekler doluyken!
{*}
Fakat, öyle bir gün gelir ki; tohumlar patlar, topraktan çıkar, seni görür, güneşi tanır, ve farkı bilir!
İşte o zaman, oturursun bir kenara; sevinç gözyaşları dökmek için…
O zaman, yorgunlukların boşa gitmediğini; dokunur gibi bilirsin!
Bir zamanlar yazmış olduğun her harfin, söylemiş olduğun her sözün meğer birer kazma vuruşu olduğunu hissedersin; altın madeninin toprağına…
{*}
Kürek kürek ve avuç avuç toprak eşelemek kolay değildir;
Cevherin derinde olduğunu bilmeyen için!..
{*}
“…..
Bir gün…
Sanırım ki pek çok kimse…
Öyle mutlu olacak ki yaşadığı hastalıklara…
Ve çektiği sıkıntılara…
Deseler ki onlara; tekrar dünyaya dönseydiniz ne olmak isterdiniz, ne yapmak isterdiniz?…
Diyecek ki onlar;
Hasta olmak isterdik, sıkıntı çekmek isterdik…
Ve hatta neyimiz varsa satıp ta, dert satın almak isterdik!..
…..”
{*}
Bildiğim ve bilmediğim bütün hastalara geçmiş olsun ve derdi, sıkıntısı, üzüntüsü olanlara…
Stop
Muammer Erkul
19 Ocak 2007 Cuma
