Eksonya’yı batırmak -2-

Eksonya lafını (ölmüş iş) anlamında söylemiştim dün, organizasyon kurucuları için… Bu söz sadece network iş ağı için değildi; hemen her çalışma grubu için geçerlidir. Dünkü yazı; “önce kendin hayatta kalmazsan başkalarına yardım edemezsin”, diyordu… Bugünkü de ona yakın ve çok önemli bir şey söyleyecek:

2 mins read

Eksonya’yı batırmak!

Doktorların; “eks olmuş” veya benzeri ifadelerle bahsettiği kişinin sakın ola grip, kızamık filan olduğunu sanmayın. Dosdoğru mezarcıyı arayın!.. Eksonyalıları (X) eden ise kendi tercihleriydi. Sadece birkaç örnek bunun sebebini açıklamaya yeter:

2 mins read

Sevmek, bir de nedir…

Boyun omurlarında problem olmuştu; bazı hareketleri yaptıkça derin ağrılar, sabit kaldıkça da yanmalar oluyordu… Boyunluk verdiler, taktı. Şu kadar zaman çıkarmayacaksın, problemli omur iyice dinlensin, dediler. Bahsedilen zaman geçti. Bu süre içinde boyunlukla iyice korunan omurların hiçbiri zorlanmamış, ağrı ve yanmaları susmuştu! Sonunda hür kaldılar. Fakat ilk sert hareket çoğunun felaketi oldu. Çünkü problemli omur […]

1 min read

Şelale – 2

Yaşadıkça tüketmek zorundayız ve bu ürünleri bir yerlerden alıyoruz. Ürün kalitesi elbette çok önemlidir. Satış metodunu firma belirler… Klasik yöntemde kârı; pazarlık, kira, maaşlar, reklâm vs eritir. Krizler ise batmak için sebeptir. Diğer yol ise; en kaliteli ürünü üretenlerle anlaşıp, bilinen masrafları ortadan kaldırıp, kârı sisteme üye olan müşteriler arasında paylaşmaktır. Burada zarar ve iflas […]

2 mins read

Şelale

Tortum şelalemiz var, dünyada üçüncüdür… Düden var, Manavgat var ki kartpostal güzelleridir. Hele mevsimi geldiğinde öyle bir çağlar ki bunlar; bakan imrenir, gören fotoğraflarını çekip sevdiklerine de gösterir… Şirketlerimiz kurulur, büyürler. Bazılarının daha kurulduklarında bile ne kadar büyük olduklarının farkına hemen varılmayabilir. Otuz gün önce (15 Mart 2010) işe başlayan Çağlar Network bunlardan biridir ve […]

2 mins read

 Bugün size “network”ün ne olduğunu anlatmak istiyorum… Ben Beykoz’a âşığım… Çocukluğumun çoğu Burunbahçe ile Yalıköy arasındaki sahilde geçti. İncirköy parkında misket oynamaktan sonra en büyük hünerimiz balık yakalamaktı. Bir küçük çocuktum. Bir küçük istavrit yakalayıp ve onu çatala takıp, ocakta kızartarak yediğim olurdu…

2 mins read