2 mins read
Duygu Bahçemiz (BİR TALEBE HİKAYESİ – Hicran Seçkin)
Yaratıcının işine yaratılanın aklı ermezmiş, çobanın işine koyunun… Hocasının işine de talebenin aklı ermezken, ilmi de yetmezmiş… Bu ikinci varlıkların birinci zatlara akıl erdirmeye çabalamaları kendilerini yormaktan, yanlış yollara sokmaktan başka işe yaramazmış.
Bir gün medresenin birinde bir hoca bir talebesini, işledikleri dersin bilmem kaçıncı bölümünün bilmem hangi bahsinde medresenin bahçesine çıkarmış. Boş bir yerde durdurduğu talebesine; "Burdan ileriye doğru on adım dümdüz yürü!" demiş.
Talebe "talip"miş aslında ama yeterince teslim değilmiş demek ki, ki; ileriye doğru gayr-i ihtiyari (yahut nefsinin dürtmesiyle) göz ucuyla bakmış, birinci adımı da atarken o yana… Atmış adımı atmasına da, ucuyla baktığı gözünün gördüğüyle de aklı başından gideyazmış! Çünkü hocasının varmasını işaret ettiği yerde toprak yeni karıştırılmış gibi kabarıkmış sanki! Üstelik tam ayağının basacağı yerde renkli birşeyler mi görünüyormuş ne?! Bu ne demek? Ne olabilir ki başka, belli ki; "tuzak"! Talebenin kafasında bin senaryo dönmeye başlamış. Kendisinden ileri sınıflardaki arkadaşlarının bazısından yükselen o canhıraş feryatlar bu noktada mıydı yoksa?! Bir daha buralara uğramayan, göremediği o arkadaşları hayatta mıydı acaba! Demek ki kendi akıbeti de aynı olacaktı ha?!
Bunlar, hayallerinin hilafına şeylermiş halbuki talebenin. Beklentisi, umduğu bu değilmiş…. Senaryolar dallanıp budaklandıkça zihninde beti benzi atmış, bacakları titrerken, istikameti bozulmuş! Belki hepten durmuş, belki varması istenen yerin az sağına ya da soluna doğru meyillenmiş adımları. Amaç; tuzağa düşmemek. Bu sarsılma anında ya hoca resti çekmiş, yahut yardımcıları talebeyi tutup o noktaya itmiş, veya talebe gözyaşları ve gönül yangınları içinde "kaderine" razı olmuş! Ders görülmüş.
Böylecee; ‘uyanıklığı’ uyanıklığı kendini sıkıntıya sokmaktan başka işe yaramamış. Hocasının ‘kurduğu tuzağın(!)’ krokisini çözme gayret; yorgun zihin, çökmüş beden, kaybedilmş zaman, daniskası işlenmiş su-i zan vs. olarak talebeye geri dönmüş!..
Hicran Seçkin
