Duygu Bahçemiz (HARCANMIŞ HAYATLAR – Hicran Seçkin)

Kimi yerinde öylesine not alınmış bir yemek târifi…
Kimi yerinde kalemin yazıp-yazmadığı veya rengi kontrol edilmiş.
Kimi yerinde telefonda konuşan bir dalgının karalamaları; aceleyle alınmış yarım yamalak bir telefon numarası belki…
Kimi yerinde okul öncesi bir veledin çiziktirmeleri.
Ve yırtık… Ve bomboş kimi sayfalar…

İçinde, ne olduğu bile belki anlaşılamayan birkaç not olmasına rağmen işe yarayacak, herhangi bir yerde derde derman olacak bir bilgi, bir yazı olmayan…
Ne birisinin hayâline yol olup duygularını, plan ve projelerini ağırlayabilmiş sayfalarında…
Ne de kendisinin bir işe yaradığını hissedip, tatmin olabileceği bir iş için kullanılmış…
Anlık duyguların; öfkelerin, heyecanların, sıkıntıların, karalamaların tatbik sahası… Oradan oraya, oradan oraya fırlatılan… Dağılan/dağıtılan alabildiğine…
Çoğu zaman, üç-beş haşarının maskarası olup ayaklar altında kalan…

Bazen her işe yaramışlık hissi (içinde her kesimden insan tarafından, her türlü duyguyla atılmış çiziktirmeler olduğundan belki)… Bazense gerçekleri fark etmişlik ve derin bir “hiçbir işe yaramamışlık” teessürü… Bir karalama defterinin gönlündeki bitmez tükenmez med-cezirlerdir bunlar…
Sayfalar azaldıkça artar med-cezirler, çalkantısız gün geçmez olur.
Sıkar boğazını mengeneler, sıkar da sıkar…

Daha da azaldığında ise sayfalar ‘med’ vakti bitmiştir artık; çekilir, çekilir, çekilir kuytusuna… Hiçbir işe yaramamışlık teessürü tortu olur çöker can ocağına; hıçkırık olur tıkanır boğazına… Gel gör ki asla çıkamaz o hıçkırık. Yutkunur, yutkunur, yutkunur boyuna… İner nihayet boğazından bir ateş topu gibi canının orta yerine! Yakar değdiği her yeri, kül olur can ocağı.
Bu yüzdendir nefesinin isli oluşu, is kokuşu…

Onlar “karalama defterleri”…
Onlar, kıvrılmış sayfa uçlarıyla hoyratça eskitilmiş boynu bükük karalama defterleri gibi;
Hayatın varoşlarında harcanmış hayatlar…

Hicran Seçkin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir