2 mins read

Şehri kuşlar ısıtır [04 Eylül 2002 Çarşamba]

Sorular, cevapları sevmez…
Çünkü cevaplar “eceli”dir soruların!
Sorular cevapları sevmez…
Çünkü karın güneşi sevmediği gibi;
cevaplar ısıttığında, sorular erir!..

……………
Soğuklar çıkacağı, ve fırtınalar geleceği için mi göç eder kuşlar;
Yoksa kuşlar gittiği için mi soğur hava,,, ve öfkeden kudurmuş bir manda boğasının soluması gibi “mışş”lar rüzgar?..
Kuşlar gider, ve,, ardından,,, yuvaları dağılır!.. 

{*}

Hayyret edersin;
Üstünde iki kuş yumurtası varken, hangi zamkın kuvvetiyle duruyordu bu çırpılar, on adam boyu yukarda?.. İki tüysüz kuş yavrusunun neydi hikmeti?.. 

{*}

Soğuklar bilir mi dersin, kuşların gittiğini? Şimdi onun için mi üşür böyle ansızın, bazı insanlar?..
Kuşların terkettiği bir şehir;
Ruhunu teslim eden hastalar gibi titrer!.. 

{*}

Peki kuşların kanatları mıdır ısıtan, şehrin havasını?.. 

{*}

Anlamam… Anlayamam; soğuk fırtınalar geleceği için mi göç eder kuşlar, yoksa kuşlar gittiği için mi öfkeli mandalar gibi “mışş”lar rüzgar?..
Sanırım, kuşlar; hayalleridir şehrin!..
Ve “şehrin hayalleri” olan kuşlar, sorarlar bir gün: “Toplayıp bütün hayallerimizi, yollara düşmek miymiş yazımız?” 

{*}

Sen, benim güzel şehrim!..
Hayallerin alıp gitse de başını, sen kalırsın benimle; bir servinin altına bırakılmış gibi!..
Sen burdasın ve ben… Burdayız!
Adımız çaresizlik; yani, “biz” olmaz biz olmadan!..
Yani “biz” yoktur ki biz yoksak!
Burdayım… Biz’deyim… 

{*}

Son mektubun, yüreğimin üstünde:
“Ben, ilhamın olmak istiyorum! Kanatlarım nerde? Uçmak istiyorum…”

……….
Ama cevaplar, soruların ardındadır!..
Ama, sorular çağırır cevapları!..
Sorular, kahramandırlar; kendilerinin olmayacağı bir dünya için kendilerini koyarlar ortaya!..
Yani;
Kimler yapabilir ki soruların yaptığını?..

Stop
Muammer Erkul
04 Eylül 2002 Çarşamba

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir