Kanadıma oturma… [01 Aralık 2002 Pazar]
Bir kuş, bir camı tıklatır; ardında kim olduğunu bilmeden…
Kalbin, kuş yüreciği gibi "tıp tıp" yapar; "ulaşılmaza" dokunmak istersin!..
Bir kuş camını tıklatır;
Canın tıklar!..
{*}
Bilirsin ki; açsan pencereni, bu kuş uçup gidecek. Umutların yitecek… İçin sızlar; beklerken tül ardında hareketsiiz, nefessiz!..
{*}
Bundan sonra, ya sevgilerini ufalarsın pencerenin pervazına… Ya da ufalanmış sevgilerini koyarsın…
Her kırıntı bir umuttur senin için…
Her ümit; bir kırıntı!..
{*}
Canın tıklar;
Çünkü camın tıklamıştır yine…
Bakarsın; gene pencerenin pervazındadır sevgi kuşun. Döktüğün kırıntılara konmuştur…
{*}
Göz; kanada gelir, kuyruğa gelir, ayağa gelir. Göze gelmez!..
Gözgöze niye gelinmez sevgi kuşuyla?..
{*}
Bir gün…
Perde arasından bakarken ona, seni görür… Korkarsın, ve sanki içinde bir şeyler boşalır.. Bilirsin ki, uçacak şimdi; ve bir daha hiç geri dönmeyecek!..
Fakat korkmaz… Uçmaz… Kaçmaz;
Gülümser, gözüne!..
{*}
Bu kuş yarın gene gelir; aç olsa da tok olsa da…
Bu kuş yarın gene gelir; tok olsan da, aç olsan da!.
{*}
Artık… Sen… Aldığın cesaretle, kuşundan bir an bile ayrılmamak istersin;
Kaç pencere olduğunu bile düşünmeden dünyada!.. Ve düşünmeden; kaç cam ardında kaç can titrediğini!..
{*}
Belki açtır, belki tok; bilmezsin… Ama kendini "sahibi" bildiğin kuş, ufaladığın sevgileri gagalamaya devam eder…
…ken, parmaklarının arasında kalır!..
Canı titrer;
Camların ardında yolunu gözleyenler adına!..
{*}
-Benimsin… Gidemezsin!..
-Ölürüm… Kanadıma oturma!..
Uçmayan şey;
Kuş mudur?..
Stop
Muammer Erkul
01 Kasım 2002 Cuma
