Kanadıma oturma! [04 Şubat 2011 Cuma]
Bir kuş, bir camı tıklatır; ardında kim olduğunu bilmeden…
Kalbin, kuş yüreciği gibi “tıp tıp” yapar; “ulaşılmaza” dokunmak istersin!..
Bir kuş camını tıklatır;
Canın tıklar!..
Bilirsin ki; açsan pencereni, bu kuş uçup gidecek. Umutların yitecek… İçin sızlar; beklerken tül ardında hareketsiiz, nefessiz!..
Bundan sonra, ya sevgilerini ufalarsın pencerenin pervazına… Ya da ufalanmış sevgilerini koyarsın… Her kırıntı bir umuttur senin için… Her ümit; bir kırıntı!..
{*}{*}{*}
Canın tıklar; çünkü camın tıklamıştır yine… Bakarsın; gene pencerenin pervazındadır sevgi kuşun. Döktüğün kırıntılara konmuştur…
Göz; kanada gelir, kuyruğa gelir, ayağa gelir. Göze gelmez!..
Göz göze niye gelinmez sevgi kuşuyla?..
{*}{*}{*}
Bir gün…
Perde arasından bakarken ona, seni görür… Korkarsın ve sanki içinde bir şeyler boşalır.. Bilirsin ki, uçacak şimdi; ve bir daha hiç geri dönmeyecek!..
Fakat korkmaz… Uçmaz… Kaçmaz;
Gülümser, gözüne!..
Bu kuş yarın gene gelir; aç olsa da tok olsa da…
Bu kuş yarın gene gelir; tok olsan da, aç olsan da!..
Artık… Sen… Aldığın cesaretle, kuşundan bir an bile ayrılmamak istersin; kaç pencere olduğunu bile düşünmeden dünyada!.. Ve düşünmeden; kaç cam ardında kaç can titrediğini!..
Belki açtır, belki tok; bilmezsin… Ama kendini “sahibi” bildiğin kuş, ufaladığın sevgileri gagalamaya devam eder…
…ken, parmaklarının arasında kalır!..
Canı titrer;
Camların ardında yolunu gözleyenler adına!..
{*}{*}{*}
-Benimsin… Gidemezsin!..
-Ölürüm… Kanadıma oturma!.. Uçmayan şey; kuş mudur?..
Stop
Muammer Erkul
04 Şubat 2011 Cuma
