Kırkambar (Çörek otu ve susam)

 

ÇÖREK OTU VE KANSER

Âlemlerin Efendisi, sallallahü aleyhi ve sellem,

"Şu çörek otunu kullanmaya devam edin, çünkü onda ölümden başka her hastalığa şifa vardır" [1]

"Muhakkak ki kara habbede samdan başka her derde bir şifa vardır. Sam, ölümdür. Kara habbe ise kendisine şuniz denilen çörek otudur" [2]

Hadis-i şerifleriyle çörek otunun önemine 14 asır önce dikkat çekmiş ve günümüz bilimine ışık tutmuştur.

Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, çörek otunu bizzat kendisi kullanmış ve Ashab-ı Kiram’ına da değişik vesilelerle tavsiye etmişlerdir.
Hazreti Enes radyallahü anh,

"Allah’ın Elçisi sallallahü aleyhi ve sellem, hastalandığı zaman, bir avuç çörek otu alıp, onu su ve bal ile karıştırıp içerdi" [3]

şeklinde rivayet etmiştir. Yine başka bir Hadis-i Şeriflerinde Resulullah Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem,

Hazreti Ali radyallahü anha; "Yâ Alî! Yemeklere çörek otu koy. O, ölüm hâriç her derde devâdır" [4]

buyurmuştur. Alemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem,

 

bütün insanlığı her konuda aydınlatmış ve yol göstermiştir. Çörek otunun insan sağlığı için olan ehemmiyetini de günümüzdeki bilimsel imkân ve araştırmaların olmadığı bir dönemde belirtmesi ve insanlara tavsiye etmiş olması bunun sadece çok küçük bir numinesidir.


Çörek otu, Latincede Nigella sativa olarak bilinen, Akdeniz memleketlerinde, Suudi Arabistan, Afrika ve Asya nın bir bölümünde yetişen bir nebadattır/bitkidir. Çörek otu, içerisinde insan vücudu için lüzumlu olan protein, karbonhidrat, yağ asitleri, kalsiyum, potasyum, çinko, demir, magnezyum, selenyum, A, B ve C vitaminleri gibi birçok temel gıda/besin elamanlarını ihtiva etmektedir. Ayrıca, bileşiminde bulunan Thymoquinone ve Nigellone maddeleri şu ana kadar tespit edilmiş ve çörek otunun tedavi edici etkilerinden sorumlu olduğu belirlenen maddelerden bazılarıdır.

Çörek otunun değişik hastalıklarda tedavi edici hususiyeti dünyanın her yerinde bilim adamlarının alakasını/ilgisini çekmiş ve bu konuyla alakalı/ilgili birçok araştırma yapılmıştır. Bu çalışmalardan sadece bazılarını değişik hastalık gruplarını göz önünde bulundurarak anlatmaya çalışacağız. Buna dünyadaki en mühim/önemli sağlık problemlerinden/sorunlarından birisi olan kanser ve kanser tedavisi ile başlayacağız.


Kanser, dünyanın her yerinde en mühim sağlık problemlerinden birisidir. Amerikan Kanser Cemiyeti’nin (American Cancer Society) resmi yayın organı olan CA: A Cancer Journal for Clinicians dergisinin 2009 yılı Kasım ayında yayınlanan makalede [5], yapılan istatistikler sonucunda 2009 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde 1,5 milyon yeni kanser vakası; 562.340 kanser sebebiyle ölüm, yani başka bir deyişle günde 1500 den fazla ölüm beklendiği ifade edilmektedir.

Bilim camiasının en itibarlı dergilerinden biri olan Moleclar Cancer Therapeutics’de yayınlanan bir makalede [6], çörek otundan elde edilen Thymoquinone isimli maddenin tümör hücrelerinin çoğalmasını, çevre dokulara yayılmasını ve diğer organlara metastaz (başka organlara yayılması) yapmasına mani olduğu tespit edilmiştir. Daha detaylı bir şekilde açıklayacak olursak, çalışmada deney farelerinde insan prostat kanseri hücreleri verilmek suretiyle prostat kanseri oluşturulmuş ve yapmış oldukları deneylerle bu kanser hücrelerinin Thymoquinone tarafından tedavi edildiği ve ayrıca kanser hücrelerinin çoğalmasının ve yayılmasının engellendiği tespit edilmiş; bu etkilerin mekanizmaları açıklanmıştır. Ayrıca, çalışmada bu maddenin hiç bir yan tesirine rastlanmamıştır.

Prostat kanseri ile alakalı yapılan laboratuvar ve hayvan deneylerini ihtiva eden başka bir çalışmada [7] ,Thymoquinone’un hormona duyarlı ve dirençli olan 2 farklı tipteki prostat kanseri tedavisinde de tesirli olduğunu göstermişlerdir. Buna ilave olarak, prostat kanserinin oluşumunu da engelleyebileceği belirtilmiştir. Ayrıca, meme kanseri ile alakalı yapılan bir çalışmada [8] ,araştırmacılar Nigella sativa‘nın (çörek otu) meme kanseri oluşumunu önlemede tesirli olduğunu tespit etmişlerdir. Başka bir çalışmada, çörek otu yağının yumuşak doku tümörü olan Fibrosarkoma tümör hücrelerine karşı tesirli olduğu görülmüştür [9] ,Bir diğer çalışmada, Doxorobucin ve Etoposide gibi standart kemoterapilere dirençli olan kanser hücrelerine çörek otundan elde edilen thymoquinone ve dithymoquinone maddelerinin tesirleri araştırılmış ve bu maddelerin kemoterapiden daha tesirli olduğu gösterilmiştir.


2009 yılında Banerjee ve arkadaşları [11], Cancer Research adlı bilimsel dergide yayınlanan makalelerinde çörek otu ekstresinden elde ettikleri Thymoquinone’un pankreas kanseri üzerine olan tesirlerini araştırmışlar ve bu çalışmada Thymoquinone’un pankreas kanser hücrelerini moleküler düzeyde etkileyerek nuclear factor-kappaB (NF-kappaB), Bcl-2 gibi tümorden sorumlu maddelerin oluşumuna mani olduğu gösterilmiştir.

Buna ilave olarak, Thymoquinone’un pankreas kanseri tedavisinde kullanılan Gemcitabine ve Oxaliplatin isimli kemoterapetik ilaçların tesirlerini mühim ölçüde arttırdıklarını göstermişlerdir.

Deney hayvanlarında Azoxymethane ile oluşturulan kolon (kalın barsak) tümörü modellerinde, ratlar (deney fareleri) çörek otu, değişik vitamin ve ilaçlarla 5 hafta boyunca beslenmiş ve bu süre sonunda bütün hayvanların kalın barsakları incelenmiş ve sonuç olarak da çörek otunun DNA hasarını ve kolon kanseri oluşumunamani olduğu tespit edilmiştir [12].


M. D. Anderson Kanser Merkezi’nde yapılan ve çörek otundan elde edilen Thymoquinone’un kanser hücreleri üzerine olan etki mekanizmalarını araştıran bir çalışmada [13], Thymoquinone’un NF-kappaB’nin (NF-kappaB, değişik kanserojen, inflamatuar ve enfeksiyöz etkenler tarafından uyarılan ve kanser gelişiminde mühim rolü olan bir madde) aktivasyonunu engelleyerek tesirini gösterdiği bulunmuştur.

Buna ilave olarak, NF-kappaB aracılığıyla oluşan ve kanser oluşumuna tesir eden antiapoptotik (IAP1, IAP2, XIAP Bcl-2, Bcl-xL, ve survivin), proliferarif (cyclin D1, cyclooxygenase-2, ve c-Myc), and anjiogenik (matrix metalloproteinase-9 ve vascular endothelial growth factor) maddelerin etkilerinin hücre içerisinde Thymoquinone tarafından yok edildiği gösterilmiştir. Makalede netice olarak da Thymoquinone’un bilhassa lösemi ve diğer kanser türlerinde etkili bir tedavi metodu olabileceği belirtilmiştir.


Çörek otu ve balın kanser tedavisindeki yerini araştıran bir çalışmada [14] kanserojen bir madde olan Metilnitrozüre, kanser oluşturmak üzere deney farelerine verilmiş ve 1. grup çörek otu, 2. Grup çörek otu ve bal ile, 3. grup ise normal diyet (çörek otu veya bal verilmeden) ile 6 ay beslenmişler. 6 ay sonunda hayvanlar patolojik olarak incelendiğinde 3. grupta yer alan, yani bal veya çörek otu verilmeyen deney hayvanlarında akciğer ve ciltlerinde inflamatuar lezyonların, kalın barsaklarında ise kanser oluştuğu ve kanlarında toksik maddelerin artmış olduğu gözlemlenmiştir.

Buna karşılık, bu lezyonların ve belirtilen kanserin oluşumunun, yalnız çörek otu ile beslenen grupta %80 oranında, çörek otu ve bal ile beslenen grupta ise %100 oranında önlendiği görülmüştür. Ayrıca, 1. ve 2. gruplarda kandaki toksin madde seviyelerinin çok ciddi derecede düştüğü gözlemlenmiştir. Makalede sonuç olarak, çörek otunun ve bilhassa bal ile birlikte kullanıldığında inflamatuar olayların ve kanser oluşumunun önlenmesinde çok tesirli olduğu vurgulanmıştır.


Son zamanlarda çörek otuna olan alakanın artması sonucu etken maddelerinden birisi olan Thymoquinone’un toksik etkilerinin araştırılması ihtiyacı ortaya çıkmış ve bu etken madde yapılan bir çalışmada test edilmiştir. Bu çalışmaya [15] göre deneysel hayvan modellerine Thymoquinone değişik yollarla (ağız ve enjeksiyon yoluyla) verilmiş ve hayvanların karaciğer, kalp, böbrek ve akciğerleri histopatolojik olarak incelenmiş; netice olarak herhangi bir toksik etkiye rastlanmamıştır.

Ayrıca ağız yoluyla alınan Thymoquinone’un toksisitesinin olmadığı ve kanda yeterli seviyede ulaştığı gösterilmiş, bu yolun en tesirli ve emniyetli olduğu belirtilmiştir.


Netice olarak çörek otunun, yapılan bilimsel çalışmalar sonucu elde edilen ön verilerle kanser tedavisinde ne kadar mühim olduğu tespit edilmiş, daha da mühimi çörek otunun kanser oluşumuna da mani olduğuna dair bilimsel neticeler açıktır.


Bunun yanında herhangi bir toksik etkiye de rastlanmamıştır.
Bütün bu gelişmeler, bilim camiasının dikkatini çekmiş ve bu konuyla alakalı çalışmalara da hız verilmiştir.
Yapılan yeni çalışmalar, literatürdeki malumatlar dışındaki hangi hastalıklarda da etkili olduğunu tespit konusunda ve çörek otunun hücresel düzeyde hangi mekanizmalarla tümör hücrelerini yok ettiği ve kanser oluşumuna mani olduğunu tespit etmeye yönelik olmaktadır.

ilmin günümüzde uzun araştırmalar sonucunda farkına vardığı çörek otunun tedavi edici hususiyetini, Âlemlerin Efendisi sallallahü aleyhi ve sellem, "Ölümden başka her hastalığa şifadır." diyerek 14 asır önce belirtmişti. Yalnızca bu misal bile insanların Peygamber Efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem’in sünnetine uymasıyla hem maddi hem de manevi sağlık ve huzura varacakları hakikatini çok açık bir şekilde göstermektedir.


Not: Çörek otunun
diabet,
astım,
allerji,
akciğer hastalıkları,
immün sistem (bağışıklık sistemi) ve
başka diğer hastalıklar üzerine olan müsbet tesirleri bilinmektedir.

 

 

Bülent Hatiboğlu
M. D. Anderson Kanser Merkezi,
Houston, TX, USA

 
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir