19 mins read

Kırkambar (Herkes öncelikle kendi sağlığını ve yakınlarının sağlığını korumalı)


Kadınlar kullandığı temizlik maddeleri sebebiyle 55 binin üzerinde zararlı kimyasala maruz kalıyor.

Teknolojideki her bir gelişme, insanoğlunun hayatını kolaylaştırıyor.
Bu yönüyle bilim, insanlığın hizmetinde.
Tuz ruhundan sıvı deterjanlara, yumuşatıcılardan parlatıcılara kadar pek çok ürün market raflarını süslüyor.
Artık evler toz kaldıran süpürgelerle temizlenmiyor, çamaşırlar küllü sularda yıkanmıyor.
Tıpkı, ayak basılan her zemini temizleyip parlatmak için mai sabunlarını tercih etmediğimiz gibi.

Şimdi onların yerini kimyasal ürünler almış durumda.
Havlularınızın yumuşacık mı olmasını istiyorsunuz?
Kolayı var elbette.
Satın alacağınız bir yumuşatıcı işinizi görüyor.
Beyazların daha beyaz, renklilerin daha parlak görünmesini mi istiyorsunuz?
Yeni formüllü bir deterjanı çamaşır makinenizde kullanmanız kâfi.
“Sararan bardakları, çatal kaşık takımlarını nasıl parlatabilirim?” diye de üzülmeyin.
Onun da çaresi var. Makinenizin hususi bölümüne ekleyeceğiniz parlatıcıyla bulaşıklarınız artık daha ışıl ışıl.

Kimyasal ürünler hayatımızın için o kadar girdi ki.
Dolgun saçlar için de onlara muhtacız, ter kokusundan kurtulmak için de.
Peki, bu maddelerin sinsice hayatımızı zehir ettiğini, bedenimizi, suyu, toprağı, tabii ortamları, havayı yavaş yavaş kirlettiğini biliyor musunuz? Ya kanserojen olduklarını?
Cilt hastalıklarına, ağız, mide, boğaz iltihabına sebep olduklarını, sinir sistemini tahrip ettiklerini?

KADINLARDAN ‘TEMİZLİK MADDELERİNDEN UZAK DURUN!’ ÇAĞRISI

Biz henüz farkında olmasak da Amerika ve Avrupa ülkelerinde kimyasalların insan hayatını menfi etkilediği yüzlerce araştırmayla ispatlanmış durumda.
Devlet de sivil toplum da bu konuda çok hassas.
Temizlik maddelerindeki kimyasalların zararları tüketicilere sık sık anlatılıyor.
Okullarda öğrencilere özel eğitimler veriliyor.
Hanımlar da boş durmuyor. Bir yandan evlerinde tabii temizlik maddeleri üretiyor, diğer yandan hazırladıkları web sitelerinden ve bloglardan hemcinslerine ‘kimyasal maddeler ihtiva eden temizlik malzemelerinden uzak durun!’ çağrısı yapıyorlar. Şüphesiz bu tür mesajlar arttıkça ağır kimyasalların kullanıldığı temizlik maddelerinin yerini insana ve çevreye zarar vermeyen alternatifler alıyor. Hatta ürünlerin ambalajı dâhil yüzde 90’ından fazlasının tabiata karışabilir ve geri dönüşebilir olmasına dikkat ediliyor.

İnsanları bu tür arayışlara sevk eden en mühim sebep temizlik maddelerinde kullanılan kimyasalların verdiği zararlar tabii ki.
Lavaboların temiz olması için kullanılan maddeler de çamaşırları kirlerden arındıran deterjanlar da insan sağlığını tehdit ediyor çünkü.
Mesela, bulaşık makineleri için üretilen tabletler birer teknoloji harikası.
Ama bu ürünler katmanlı bir yapıya sahip.
Suda belli bir zaman diliminde çözülüyor.
En son çözülen kısım ise bulaşıkların ışıl ışıl olmasını sağlayan ‘parlatıcı’ özelliğine sahip kimyasallar.
İçinde kanserojen madde bulunan bu parlatıcıların zararlarını azaltmak için ya ‘durulama’ programlarını en az iki kez çalıştırmak gerekiyor ya da makineden çıkan bulaşıkları tekrar sirkeli su ile elde yıkamak.
Günlük koşuşturmaca içinde kaç hanım böylesi bir zahmete girebilir ki?

AMERİKA’DAKİ BİR ÇOK KADIN DETERJANLARDAN UZAK DURUYOR

Diyelim ki bulaşıklar makinede değil de elde yıkandı.
Makinede yıkanan elbiseleri ikinci kez elde yıkamak mümkün mü?
Veya elbiseleri hangi temizlik ürünüyle yıkamak lazım?
Piyasada satılan deterjanların çoğunda yüksek düzeyde fosfat ve klor var.
Yanlışlıkla yutulursa çok önemli sağlık sorunlarına yol açıyor bu maddeler.
Ayrıca klor, kanalizasyon sistemine karıştığında organiklerle birleşerek ‘son derece tehlikeli bir kimyasal’ diye tanımlanan ‘trihalometan’ maddesini üretiyor.
Bulaşıklar için kullanılan deterjanların ana maddeleri de petrol kaynaklı.
Bu sebeple bakterilerce ayrıştırılıp tabiata tekrar kazandırılamadığı gibi zararlı katkı maddeleri, sentetik esanslar, kokular ve renklendiriciler de ihtiva edeiyor.

Cahide Akyaldız (32), Amerika’da yaşayan bir ev hanımı.
Çevresindeki birçok hanımın kimyasallardan uzak durduğunu söylüyor.
Tabii deterjanlara alakanın giderek arttığını belirterek, “Buradaki hanımların takıntıları yok. Onlar için bulaşıkların tabii yolla yıkanması temizliğinden bile daha mühim.” diyor.
Cahide Hanım evde tabii temizlik ürünleri yapılabilecek maddelerin de marketlerde paketler hâlinde satıldığını anlatıyor.

Aslında aynı maddeleri Türkiye’de de tedarik etmek mümkün.
Böylece evlerde zararlı deterjanların yerine kullanılabilecek zararsız temizlik maddelerini basit metodlarla yapabilirsiniz.
Bunun için çamaşır sodası, karbonat, uçucu bitkisel yağlar, sirke ve boraks gibi maddelerden bir miktar satın almak yeterli.
Suda kolayca eriyen, görünüşüyle naftalini andıran boraks aslında dtabii kaynaklı bir bor bileşiği…
Umumiytle sabun ve deterjanların temizleme gücünü artırmak için kullanılıyor.
Kokuları alma, küf ve bakterilerin üremesini durdurma, leke çıkarma gibi hususiyetleri bulunuyor.
Türkiye’de kilosu 2-3 TL arasında satılıyor.
Çamaşır sodası ise yağ ve lekeleri çıkarıyor, sert suyu yumuşatıyor.
Karbonat da (sodyum bikarbonat) gıdadan temizlik ürünlerine kadar geniş bir alanda çok amaçlı kullanılıyor.
Kötü kokuları alıyor, alüminyum, altın, gümüş, paslanmaz çelik gibi metalleri parlatıyor, leke çıkarıyor, sert suyu yumuşatıyor.
Birikmiş mineral ve yağları çözüp camları parlatan sirke de mikropları öldürüyor.

TABİİ BULAŞIK MAKİNESİ DETERJANI NASIL YAPILIR?

İşte, bu maddeleri kullanarak tahta kaşıklarınızı, bebeğinizin biberonlarını gönül rahatlığıyla yıkayabileceğiniz tabii deterjanları evde üretebilirsiniz.

Bulaşıklarınızı daha temiz ve parlak yapacak tabii bir temizleyici için lüzumlu malzemeler şunlar:

Bir bardak boraks (aktarlarda, eczanelerde, kimyasal madde satıcılarında, zirai ürünler satan dükkânlarda kolayca bulabilirsiniz) maddesi…
Bir bardak yemek sodası…
Aynı bardağın dörtte biri kadar tuz…
Dörtte biri kadar limon tuzu, yani citric asit (iri kristalli tabii, rondoda toz hâline getirilmişi).
Bulaşıklarınızın portakal, limon, mandalina vb. kokması için de bu ürünlerin yağlarından küçük bir miktar.

Yapılışına gelince…
Plastik bir kapta önce tuz ve 30 damla yağ iyice karıştırılıyor.
Ardından diğer malzemeler de ekleniyor.
Kabın içindeki malzemeler iyice harmanlandıktan sonra kapalı bir yerde muhafaza ediliyor.
Her yıkama için bu karışımdan 1-1,5 çorba kaşığı kullanılıyor.
Bulaşıklarınızın ışıl ışıl olması için de makinenizin parlatıcı bölümünü elma sirkesiyle doldurmanız şart.
Kullanılan suyun kireç oranına göre karışıma eklenen yemek sodası ve limon tuzu oranları artırılabilir.
Malzemelerin miktarı ne kadar artarsa artsın sağlığa zararlı değil, çünkü tamamen tabii.

Bu karışım bulaşık makinesinde kullanıldığında araç-gereçler hem temizlenecek hem de parlayacak.
Üstelik makineden portakal veya limon kokuları gelecek.
Yıkama sonrasında bazı cam ürünlerinde hafif su lekeleri kalabilir.
Hemen üzülmeyin. Bu görüntüyü ortadan kaldırmak veya daha aza indirmek için kurutma programı biter bitmez makinenin kapağını açarak bulaşıkları havalandırmanız kâfi.

Peki, elde yıkanacak bulaşıklar için neler yapmak lazım?
Bunun için de teklifimiz şöyle:
Bir kalıp tabii sabun rendeleniyor ve üzerini örtecek şekilde içi suyla dolu bir kabın içine konuluyor.
Hafif ateşte sabun tozu eritiliyor.
İçine yarım tatlı kaşığı boraks ve yarım tatlı kaşığı da çamaşır sodası ekleniyor.
Ardından iyice karıştırılıyor.
Her yıkamada bu karışımdan bir tatlı kaşığı alıp kullanılıyor.
Eğer bu metod “Beni çok uğraştıracak” derseniz, bulaşık makinesi için hazırladığınız karışımın aynısını, meyve yağı koymadan yapabilirsiniz. Bundan sıcak suya iki yemek kaşığı ekleyip bir yemek kaşığı da mai sabunu ya da bir çay kaşığı bulaşık deterjanı ilave edebilirsiniz.
Bu karışım çok az köpürüyor ama bulaşıkları harika temizliyor ve büyük oranda da su lekesi bırakmıyor.

Mutfaklarda ocak ve fırınları temizlerken kullanılan krem temizleyiciler için de alternatifler var.
Mesela temizleyeceğiniz yüzeye biraz karbonat, biraz tuz ve birkaç damla sirke damlatarak hafifçe ovuşturmanız yeterli.
Aynı sonucu alacağınızdan emin olabilirsiniz.

Peki, ya yüzey temizleyicileri?
Piyasada ‘yüzey temizleyici’ diye satılan ürünlerin hepsinde insana ve çevreye zararlı kimyasallar bulunuyor.
Bunu anlamak için prospektüse yazılmış ‘anyonik aktif, noniyonik aktif’ ifadelerine dikkat etmeniz yeterli.
Kimyager Ayşe Kuralay, zararlı kimyasalların ekstra temizleme gücünün olmadığını söylüyor.
Ayşe Hanım’ın tavsiye ettiği alternatiflere gelince:
“Ahşap temizliği için bir yemek kaşığı limon suyu ile iki yemek kaşığı zeytinyağını karıştırın.
Karışımın küçük bir miktarını temiz toz bezine dökün ve ahşap yüzeyi dairesel hareketlerle ovun.
Karışımı sprey şişesine koyup yüzeye püskürterek de tatbik edebilirsiniz.”

ODA SPREYLERİNDEN UZAK DURUN!

Genel ev temizliği için de sıcak suyun içine bir yemek kaşığı boraks ile bir yemek kaşığı sıvı mai sabunu koymanız yeterli.
Karışım, yerleri dezenfekte edip çok iyi temizliyor.
Eğer bu işlemin ardından odanızın hoş kokmasını da isterseniz, o zaman yine tabii bir takviyeye ihtiyacınız olacak.
Yarım litre sıcak suyun içine yarım çay kaşığı karbonat, bir çay kaşığı limon suyu ve 3-4 damla bitkisel yağ (yasemin, lavanta, papatya, limon, çay ağacı, çam ağacı yağı olabilir) karıştırıp odaya püskürtebilirsiniz.

Evlerin güzel kokması için asla oda spreyleri tercih edilmemeli.
Çünkü oda deodorantları havadaki kötü kokuları yok etmiyor, sadece rahatsız edici kokuları, hoş kokularla örtmeye çalışıyor.
Bazıları da burun yollarını yağlı bir tabakayla kaplayıp koku alma duyumuzu engelleyen kimyasallar yayıyor.
Oda spreylerinde kullanılan zararlı maddeler arasında ise naftalin, fenol, kresol, etanol, ksilen ve formaldehit gibi maddeler sıralanıyor.

TABİİ HAYATIN ŞİFRELERİ ONLARDA

Kadınların sık kullandığı çamaşır suyu da çok zararlı…
İçinde noniyonik yüzey aktif, klor bazlı ağartıcı (sodyum hipoklorit), sodyum hidroksid ve parfüm bulunuyor.
Çamaşır suyu ihtiva eden temizlik ürünlerinin kullanımıyla karbon tetraklorür ve kloroform gibi maddeler açığa çıkıyor.
Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Odabaşı, bunların kanser riskini önemli ölçüde arttırabileceğini söylüyor.
Çamaşır suyu ihtiva eden ürünlerin, amonyaklı veya asidik (tuz ruhu, kireç çözücü gibi) temizlik maddeleriyle karıştırılması zehirli gazların (klor gazı ve klor aminlerin) açığa çıkmasını sağlıyor, ortamdaki oksijeni durduruyor ve insanları nefes alamaz hâle getiriyor.
Bu tür zararlı maddelerin aşırı teneffüs edilmesi hâlinde solunum yolları ve akciğerde tahribata yol açıyor.
Hele temizlik sırasında evde çocuk, yaşlı ve ev hayvanları varsa….

Sema Hastanesi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Leyla Ertenü ise temizliği yapılan yüzeylerin mutlaka bol su ile durulanması, mekânların uzun süre havalandırılması ve buralarda mümkün olduğunca kısa süre kalınması gerektiğini söylüyor.

Peki, evde bazı yüzeyleri beyazlatmamız, leke çıkartmamız gerektiğinde ne yapmak lazım?
Uzmanlar, bunun için amonyaklı değil, oksijenli, yani ‘renkliler için kullanılır’ ibareli çamaşır sularını tavsiye ediyor.

Çamaşır deterjanlarında insan vücuduna zararlı amonyak ve petrol türevi birçok kimyasal bulunuyor.
Bu maddeler suda çözülmüyor. Dolayısıyla fosfat ve formaldehit ihtiva eden deterjanlar çok zararlı.
Çamaşır deterjanından vazgeçemeyenlerin hiç değilse bu maddeleri ihtiva eden ürünlerden uzak durmaları uzmanlarca tavsiye ediliyor.
Ayrıca astım hastaları ile alerjiye hassas bünyesi olanlar ve egzamaya yakalananların piyasadaki deterjanları kullanmaması, bunların yerine sabun tozu ve çamaşır sodasını tercih etmeleri lazım.
Aynı şekilde zararlı pek çok kimyasaldan üretilen yumuşatıcılar da terk edilmeli.
Kaldı ki çamaşır sodası sudaki kireci çözerek çamaşırların kaskatı kesilmesini önlüyor.
Sabunun içindeki gliserin de çamaşırları yumuşatmaya yetiyor.
Beyaz çamaşırlar beyazlığını koruyor, renkliler de canlılığını muhafaza ediyor bu yöntemle.
Yalnız marketlerdeki her sabun tozunu da satın almamak gerekiyor.
Yüzde yüz tabii, soğuk pres metoduyla üretilmiş olanlar tercih edilmeli.
Sıradan sabunlara köpürmesi ve güzel kokması için zararlı kimyasallar ekleniyor çünkü.

Türkiye gibi gelişmekte olan memleketlerde denetimler ciddiyetle yapılmadığından birçok temizlik ürününde hangi kimyasal maddelerin kullanıldığı tam olarak etiketlere yazılmıyor.
İçindekiler kısmının yetersiz olduğunu gören şuurlu tüketiciler de alternatif arayışlara giriyor.

Kimyasalların yol açtığı hastalıklar:

Rengârenk ambalajlarıyla dikkat çeken temizlik ürünlerinin birçoğu kanserojen etkiye sahip.
Hatta içlerinde sinir sistemi hasarı, cilt hastalıkları, ağız, mide, boğaz iltihabı yapanlar; karaciğer, böbrek, akciğer, pankreas ve dalakta hasara sebebiyet verenler var.
Bazıları da merkezî sinir sistemini etkileyerek depresyon, sinirlilik ve hiperaktiviteye yol açıyor.
Gündelik hayatımızda kullandığımız ürünler 55 binin üzerinde kimyasal çeşit ihtiva ediyor.
Her yıl da bunlara binin üzerinde yenileri ekleniyor.
Çoğu yeterince test edilmeden ve belirli bir mevzuata tabi tutulmadan piyasaya sürülüyor.
Sonra bunların büyük bir kısmı doğrudan kanalizasyona akıyor ve su sistemlerimize karışıyor.
Söz konusu kimyasallar, sonunda "fazla yüklenme" ile vücudumuzda depolanıyor ve zehirli olma düzeyine ulaştığında da yukarıda sayılan hastalıklar ortaya çıkıyor.

Ev hanımları daha büyük tehlikede
Çamaşır suyu, deterjan, parfüm gibi maddeler kimyasal reaksiyonlar sonucu kanserojen etki yapıyor.
Amerika Çevre Koruma Kurumu’nun (US Environmental Protection Agency – EPA) yaptığı bir araştırma da ev temizlik ürünlerinin dışarıdan gelen toksinlere göre üç kat daha fazla kanserojen etkiye sahip olduğunu ispatlıyor.
15 yılın verilerini değerlendiren Uluslararası Kanser Kurumu (NCA) da ev hanımlarının çalışanlara göre yüzde 54 daha fazla kanser riski taşıdığını belirledi.

Kimyasallar 26 saniyede bütün organlara geçiyor
Kimyasallar vücudumuza soluma, yutma ve temas yoluyla geçiyor.

Kesinlikle kullanılmaması lazım gelen başlıca kimyasallar ve zararları şunlar:
Alkol (etanol, izopropanol) ev deodorantlarında, yüzey temizleyicilerde kullanılıyor ve sinir sisteminde hasara yol açabiliyor.
Sodyum Hpoklorit diye tanımlanan çamaşır suyu ağız, mide ve boğazda iltihap yapıyor.
Mukoz tabakasını bozuyor. Gözleri tahriş ediyor. Solunum yollarında hastalıklara sebebiyet veriyor.
Petrol Distilasyon ürünleri göz ve deriye zarar verebiliyor.
Cam ve tuvalet temizleyicilerde sıklıkla kullanılan amonyak baş ağrısı yapıyor. Akciğeri olumsuz etkiliyor.
Mobilya ve yer temizleyicilerde bulunan fenol ile kresol (dezenfektan) ve nitrobenzen doğrudan kanserojen madde olarak anılıyor.
Diğer bir kanserojen madde de formaldehit. Bu da birçok temizlik mamulünde koruyucu olarak kullanılıyor.
Halı temizleyiciler içinde bulunan Perkloro etilen ile Ttrikloro etilen de kanserojen etkiye sahip maddeler.
Mide yanması, görme bozukluğu yapan Hidro klorik asit de tuvalet temizleyicilerinde var.
Güve ilacı diye bilinen ve Avrupa ülkeleri ile Rusya’da yasaklanan naftalin ya da Para Dikloro Benzen hem kanserojen etkiye sahip hem de sinir sistemini olumsuz etkiliyor.
İşin en kötü tarafı ise temizleyici ürünlere maruz kaldıktan sadece 26 saniye sonra kimyasalların izi vücudun bütün organlarında görülebiliyor olması.

Mühim notlar:

Bebe yağları petrolden üretiliyor.
Yeni doğan bebeklerin tenini sızma zeytinyağı, üzüm çekirdeği yağı, badem yağı karışımıyla nemlendirmeli…

Günlük kullandığımız tuvalet kâğıtları, peçeteler, mendiller, çocuk bezleri, tamponlar ve süt kutuları dioksin denilen kanserojen bir madde ihtiva ediyor.
Sebebi ise fabrikalarda kâğıtları beyazlatmak için kullanılan klor...
Dolayısıyla oksijenle ağartılmış kâğıtlar tercih edilmeli.
Ürün paketlerinde kâğıtların hangi metodla beyazlatıldığı yazmıyor.
Her markanın müşteri hizmetlerini arayarak bilgi almakta fayda var.
Yalnız bir markanın televizyon reklamında bu mühimi detay küçük puntolu harflerle hızla ekrandan geçiyor.

Halılarınızı kimyasallarla temizlemeye çalışıp evdekilerin sağlığını bozmak istemiyorsanız, boraks ve karbonat karışımını halılarınızın üzerine serpebilirsiniz.
Mümkünse bir gece kadar beklettikten sonra süpürmeniz yeterli.
Bu şekilde hem halınızdaki bütün zararlı mikroplar, astım hastalarını rahatsız eden maytlar ölecek hem de halının yüzeyi parlayacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir