Duygu Bahçemiz (DAVETİYE – Kadir Çetin)
Gel kardeşim sen de, kalma dışarda Kapıdan içeri, girenlerden ol İlerle, ilerle, menzile var da, Gülistandan güller, derenlerden ol!.. Yapmacık tavırlar, bakış, yalandan Heyecan, çağlayış, akış, yalandan Kalplere işlenen nakış, yalandan Uyanıp gerçeği, görenlerden ol!.. Bu bir ışıklı yol, apaçık, belli Bir gelin cezb’eder, duvaklı, telli Yazılan gün gelir, eder tecelli Atını bu yola, sürenlerden […]
Otlara asker tıraşı [19 Mart 2010 Cuma]
Bir bahçeyle ilgilenmek sıkıntı giderir, hatta insanı tedavi eder ama kendisi de bir tatlı hastalıktır. Her aşamasını anlatabilirim bir bahçenin; her adımına kaç defa basmak, her noktasına kaç ayrı açıdan ne kadar bakmak, neyi nereye koyarken ve hangi çubuğu toprağın neresine sokarken kaç yıl sonrasını sanki görür gibi hayal etmek gerekir… Kahverengi toprağı yeşile çevirmek […]
Duygu Bahçemiz (HAZİRAN DÜŞLER – Özlem Cangül)
Hazan Düşer… Kaşının orta yerine inceden Bir sonbahar sızısıyla Ayrılık seyre çıkar çizgilerinde Ne senin adın kalır dudaklarımda, Ne benim yüzüm güler… Kaşının orta yerine inceden Bir sonbahar sızısıyla Haziran düşer… Gece düşer… Yıkık, köhne bir şehrin orta yerine Bir ayyaşlık sersemliğiyle Karanlık elinden kayar gecenin Gönüle düşer… Siyah kaldırımlarda Bizi bekler şairler… Ne […]
İnsan, bir çizgidir; başı var ve sonu var; düzlükleri ve yokuşları var!
İlgili yazı : Çizgi [18 Mart 2010 Perşembe]
Çizgi [18 Mart 2010 Perşembe]
Hadi bir çizgi çizin. Kâğıda, duvara, suya, toprağa, havaya… Herhangi bir yere bir çizgi çizin; eğri büğrü, dümdüz, yamuk, zikzaklı, dolaşık veya her nasılsa… Hadi bir çizgi çizin ve görün ki, bunlardan hiçbiri bir diğerinin aynısı değil. Dosdoğru sandığınız çizgilerinizde bile eğilmeler, yamulmalar, titremeler var ve eğri büğrü gördüğünüz çizgilerde bile doğruluklar var… Bir […]
Neden Stop?
Bütün yazılarımızda Türkçe’nin önemini anlatıyor, hatta zaman zaman imla kurallarına dikkat etmeyenleri tatlı tatlı azarlıyoruz. Peki, neden o zaman bu köşenin adı “STOP”? Aslında, STOP kelimesi (stop lambası, stop levhası, istop oyunu) televizyon, radyo, otobüs gibi Türkçemize girmiş bir kelimedir. Yazılarımızı takip edenler bilirler; bu ismin konulmasının özel bir sebebi vardır, defalarca kez yazdığımız… Ancak […]
O & Ben (Talebe ağlar, hoca himmet eder…)
O: Savaşçı açıldı CHarşaf’la, Yağmur’un ikisinde de Yağmur açıldı Ben: Hangi adresinden? Gmail mi hotmail mi? O: Aaa burda mıydın 🙂 Gmail. Site de açıldı. Ben: Evet ve hotmailse… Ya hotmailler gene problemli 🙂 Ben çıkıyorum… O: Bunu hotmailime yönlendirsem ordan açılmaz mı ki? Ben: Sevgiler selamlar… O: Bi deneyeyim. Sevgiler 🙂 Ben: Dün o kadar çok […]
Duygu Bahçemiz (ANACADDE – Kadir Çetin)
Bir yola düştüm ki, günlük güneşlik, Bu yolda güzellik ediyor eşlik, Muhabbet bu yolda, burda kardeşlik; ……… Herkese müjde var, herkese davet, ……… Müjdeler bu yolda, burda saadet! Kimi yâr peşinde, Yârdan habersiz, Kâr için çalışır, kârdan habersiz, Hep varlık içinde, Var’dan habersiz; ……… Bu yolda her nefes, olur ibadet, ……… Müjdeler bu yolda, […]
Hatıralar Sokağı (DÜŞ OLMA, GERÇEK OL – İsmi mahfuz)
"Canımın cananı, gönlümün sultanı, Ne olur, ne olur; düş olma, gerçek ol. Görmedim yaramı sen gibi saranı, Ne olur, ne olur; düş olma, gerçek ol… Gitmeyip her dem yanımda kalışın, Müşfik anne gibi dizine alışın, Tutup da sıcacık bağrına sarışın, Ne olur, ne olur; düş olma gerçek ol…" Böyle diyormuşum 2002’li yıllarda… Bir düş kadar, […]
Prensesin arabacısı [14 Mart 2010 Pazar]
Bazıları masallarda yaşamayı beceremez! Kapıyı açmış, binmesini bekliyordum. Şalının rüzgârını yüzümde hissetmeye çalıştım; belki payıma bir koku kırıntısı düşer diye nefesimi tutmuştum… Arabaya yaklaştı, ben ve bütün çevresinden haberdar ama sokakta kimseyle göz göze gelmeden adımını attı, koltuğa oturdu. O yerleşince, eteğinin sıkışmayacağından emin olarak kapıyı kapatarak kendi yerime dolaştım. Süzülüşüne içim akan […]
Seyir Defteri – 13 Mart 2010 (Özemek Çengelköy…)
13 Mart Cumartesi, Çengelköy’de idim… Sabah 11.00’de ÖZEMEK Spor Mağazaları’nın yeni şubesinin açılışı vardı. İki tane de Kavacık Dörtyol’da var… {*}{*}{*} Bugün, neler dşündüm: Yıllar önce Raif abim (Öztürk) emekli olurken, onunla birlikte yayıncılık filan gibi bir işler yapacağımızı hayal ederdim. Çünkü ben çocukken bana kitaplar taşırdı… Beni Yeşilay ve Mavi Kırlangıç çocuk dergilerine, […]
Duygu Bahçemiz (DOST ARIYORUM – Hatice Yıldız)
Bulmaksa öyle bir dost, zorlardan zor Aşılmaz okyanuslardan engin Karanlık gecelerden kara Gökyüzündeki Ha parladı ha parlayacak dediğin Yıldızdan uzak… Aramaksa öyle bir dost Yaşamaksa, sevmekse Ellerini avcuna alıp öpmekse Vermekse ona yüreğinin En gizli köşesini Koklamaksa rüzgarda uçuşan Saçlarının her bir telini Duymaksa kulağına fısıldayan nağmelerini Çekinme, korkma Bulduysan eğer bırakma Belki […]
Duygu Bahçemiz (DEVE VE YAVRUSU – Hicran Seçkin)
Doğduk… Doğmak ölüme en büyük bir bahâne, Velâkin çoğu şeye yaşıyoruz bigâne… Önümüze konana "nevâlem bu" diyoruz, Asla sorgulamadan, ömrümüzce yiyoruz. Düşünmeden bir kere, "acep yerim nerede?" İktifâ ettiğimiz şu garip yerkürede; Gece gündüze dönüp kalkarken siyah perde, Şehirlerden birinin göbeğinde bir yerde… Bir anneyle yavrusu dillerince söyleşmiş, Vakitleri çok bolmuş, böylelikle eyleşmiş… Gelin bu […]
Bonsailer -2- [12 Mart 2010 Cuma]
Bon/sai Japonca çanak/bitki demekmiş… Bunun bizce önemi: Dev bir ağacın tohumu, konduğu çanaktan çıkamaz, toprağını bulamazsa "cüce" kalıyor! Misal ki; cihan imparatorluğumuzun simgesi olan çınar ağacı, ama marul boyunda! İnsanlar bu eserin büyüklüğüne gülümsüyor, ben ise küçüklüğüne ağlıyorum! {*}{*}{*} Bir bonsainin "hayali" ne olabilir, zaten ilk önce onu almışlar elinden! “Biz sana yıllarca emek verdik, […]
Dev bir çınarın tohumu ol ama boyun 15 santim olsun, iş mi?
İlgili yazı : Bonsailer [11 Mart 2010 Perşembe]
Hatıralar Sokağı (HAYATIMIN KARARI – Yıldız Seçen)
Hayatımın kararını alırken bile sevgili Muammer Erkul’a danışmıştım. Onun görüş ve fikirlerine her zaman önem vermişimdir; yani bir iyi arkadaş, yol gösteren bir ağabey, şefkatli bir baba gibi… Hakan’la tanışıp evlenme kararı aldığımda ona anlatmış ona sormuştum. Eşimle bir arkadaş toplantısında tanışmıştık. Yıldırım aşka inanır mısınız bilmem ama ben o akşam âşık olmuştum eşime. Ve size […]
Duygu Bahçemiz (ÖYLE TATLI Kİ – İbrahim Tetik)
Günah deryası’nın,alabildiğine taştığı, Küfür tufanı’nın,kasıp kavurduğu, Zulmün tüm çıplaklığıy’la görüldüğü, Mazlum’un feryad’ının,sema’ya yükseldiği, O karanlık günler’de, Ufuk’tan güneş gibi doğabilmek, Öyle tatlı ki….. Amaç’sız ayak’lı cenaze’lerin,cadde’leri işgal ettiği, Acımasız zalim’lerin,insan’ık önüne idareci olmaları, Zavallı hürriyet’in,gönül’lere hapsedildiği, Çıkış yollar’ının kapalı olduğu caddeler’de, Bir yol ayrımı olabilmek, Öyle tatlı ki….. Bilinmez’liklerin,çözülemediği, Bilinenlerin ise kapalı kaldığı,şüpheli sayıldığı, Yalanın […]
Bonsailer [11 Mart 2010 Perşembe]
Kendi adıma söylüyorum ki, hayatta yaptığım ilk ve en önemli iş; okulu yarım bırakmaktı. Buna her zaman şükrederim… Aksi halde, kendi muhtemel manzarama bakınca varacağım halimi görüp vah ediyorum!.. En yakın arkadaşlarımdan komünistlikten mahkum olanlar oldu, yasak işler yapanlar oldu; ilçe lokallerinde demlenerek emeklilik bekleyen memurlar, pazarcılar, kuryeler, çeşitli esnaflık yapanlar, banka veya belediyelerde görev […]
Duygu Bahçemiz (YALANCI BAHARA ALDANMAK – Süleyman Eldeniz)
Çağlalar gibi erken açanlara… Aldanmışsın! Öyle diyorlar senin için. Yalancı bahara aldanan bütün saf kalpli aşıklar gibi, sen de aldanmışsın. Bir kere gülümseyince… Biraz ısıtınca yüreğini… Bir defa göz kırpınca, koyvermişsin kendini; oranda buranda çiçekler açmış. Yalancı bahara aldanmışsın, öyle diyorlar senin için. *** Ömrünü, yalancı bahar yaşıyormuş.Vakit varken dönecekmişsin o yoldan. […]
