eğitim
Gelecek fidanları [28 Ekim 2010 Perşembe]
Bahçenin üst kısmında kocaman bir ceviz ağacı var. Hamak buna asılı. Yazın, canı isteyen sallanıp eğlenir, dinlenip serinler… Zamanı gelince de kargalar yukarıdan, bizler aşağıdan ceviz toplarız… Rahmetli Veli Dede elleriyle dikmiş bu ağacı, belki elli sene evvel. Ölümünden beş altı sene önce ise; torunumu evlendireceğim, diyerek bahçenin bu kısmını bana sattı. O günlerde baktım […]
Kendine müşteri olmak [24 Ekim 2010 Pazar]
Microsoft’un sahibi Bill Gates’e soruyorlar. Diyorlar ki: “Siz mülti milyonersiniz, her şeyi satın alabilirsiniz. Olmayan bir şeyiniz var mı?” Hiç tereddüt etmeden diyor ki: “iPod’um yok!..” Şaşırtıcı mı bu?.. Tuhaf mı?.. Yoksa büyük iş sahibi olmanın vesikalık fotoğrafı mı? Adam, kendine rakip olan Apple firmasının ürününü asla kullanmıyor! {*}{*}{*} Yurt dışında ise Coca Cola firmasının […]
İzâfî [07 Ekim 2010 Perşembe]
Neye, nereden, hangi gözle baktığın çok önemli… Hani öğrencinin biri eleştirilir; çalışmıyorsun, diye. Ama o serviste tekrar etmektedir günlük dersini. Bir saat sabah ve bir saat akşam… Diğeri, her uyarıldığında kitaplarının başına oturmakta, hatta sınav günleri sabahlamakta… Fakat bir türlü yüksek puan alamamaktadır! Not: Gördüğün manzara, her zaman göründüğü gibi olmayabilir! {*}{*}{*} Ordunun bütün askerlerine […]
Pırlantanı fırlatma! [26 Eylül 2010 Pazar]
Ulaşamayanların, “sormayanlar” olduğunu sanırız genellikle. Yolunu şaşıranların çoğu, acaba neden “herkese soran” insanlar?.. Sormamak kibirden, ama şaşırtmak şeytandan… Vazgeçmek ise nefsinden; hadi var bakalım!.. {*}{*}{*} Bilmediğin bir noktadasın. Sorduğun an fark ediyorsun ki, meğer herkes bu konunun uzmanı! Her kafadan da farklı sesler çıkıyor: “Filanca yere mi? Sen orayı bulamazsın! O hoo çok uzak, yol […]
Tavuk [17 Eylül 2010 Cuma]
Hadi bugün, bir tavuk olduğunu düşün! Tavuk tavuk, bildiğin tavuk: Yusyuvarlak açılmış gözlerle etrafına bakınan… Ot, et, tohum, meyve, sebze, canlı, cansız, bulabildiği her şeyi yiyen… Toprağı eşeleyen, yetişebildiği dallara sıçrayan; Ve belli zaman aralıklarında yumurtlayan tavuk… {*}{*}{*} Bazısı korkar, bazısı sever; bazısı onlarla ilgili hiç bir şey bilmez, bazısı da haklarında her şeyi bildiğini […]
Dersin sonu! [16 Eylül 2010 Perşembe]
Niyeti öğrenmek olmayanın, adına “öğrenci” dense bile; sınıfta durduğu her dakika, herkes ve kendisi için “zaman kaybı”dır… Fakat talep eden biri, dersini dinlemeyi tercih ettiği insanın; “hayatından özenle kestiği özel dilimleri” kendisine sunduğunun farkına varmaya çalışır! Acaba o zaman “etime tel sokuyor” diye feryat mı eder o insan, yoksa “kulağıma altın küpe takıyor” diye mi […]
Sesini işit! [12 Eylül 2010 Pazar]
(Şu dersi kolay kolay kimseden alamazsın.) Çocuğunuza; bir davulcu, bir balıkçı, ayakkabı boyacısı, piyangocu vs. çiz, deseniz kapar kalemi. Çünkü görmüştür o insanların neyi/nasıl yaptıklarını… Ve fark edersiniz ki bir gün; şoför, postacı, simitçi, zurnacı, çaycı, pazarcı vs. her çalışanın, sizin zihninizde sabitlenen şekliyle, başkalarının zihinlerindeki görüntüler neredeyse aynı. Dik yakalı hâkim kaşlarını çatarak tokmağı […]
Baston odunu [27 Ağustos 2010 Cuma]
Baston sanır ki, elinde taşındığı adamı kendi taşır… Bilmez ki; dağlar dolusu orman, ormanlar dolusu ağaç var. Ağaçlarınsa her dalı birer baston! {*}{*}{*} Baston sanır ki, emsalsiz olduğu için verilmiştir bu görev kendisine… Bilmez ki; ya tutulacak bir budağı vardır kenarında veya yaşken eğilmiştir, ele gelecek biçimde! Bazısı da der ki; bak, işte başım dimdiktir. […]
Kendini sağan meme [26 Ağustos 2010 Perşembe]
Bu, ne kadar zor iş! Sen bir olta, hep kenarda bekliyorsun. Diğerleri, denizler dolusu balık: Burunlarını değdirip, senden kaçıyorlar! İçinde, bir çelik iğne; daima acılardasın… Olurla olmaz arasında, ümitle ümitsizlik arasındasın. Hâlbuki vermek isteyen; kendini sağan memedir! Hayat boyu ve tükenene kadar… Ya diğerleri? Mideme gaz yaparsa, diyerek bedenlerinin gıdasını, hayatlarının iksirini almamaya çalışan bebekler! […]
Eksonya’yı batırmak -2-
Eksonya lafını (ölmüş iş) anlamında söylemiştim dün, organizasyon kurucuları için… Bu söz sadece network iş ağı için değildi; hemen her çalışma grubu için geçerlidir. Dünkü yazı; “önce kendin hayatta kalmazsan başkalarına yardım edemezsin”, diyordu… Bugünkü de ona yakın ve çok önemli bir şey söyleyecek:
Eksonya’yı batırmak!
Doktorların; “eks olmuş” veya benzeri ifadelerle bahsettiği kişinin sakın ola grip, kızamık filan olduğunu sanmayın. Dosdoğru mezarcıyı arayın!.. Eksonyalıları (X) eden ise kendi tercihleriydi. Sadece birkaç örnek bunun sebebini açıklamaya yeter:
Sevmek, bir de nedir…
Boyun omurlarında problem olmuştu; bazı hareketleri yaptıkça derin ağrılar, sabit kaldıkça da yanmalar oluyordu… Boyunluk verdiler, taktı. Şu kadar zaman çıkarmayacaksın, problemli omur iyice dinlensin, dediler. Bahsedilen zaman geçti. Bu süre içinde boyunlukla iyice korunan omurların hiçbiri zorlanmamış, ağrı ve yanmaları susmuştu! Sonunda hür kaldılar. Fakat ilk sert hareket çoğunun felaketi oldu. Çünkü problemli omur […]
Eksonya’yı batırmak -2- [21 Mayıs 2010 Cuma]
Eksonya lafını (ölmüş iş) anlamında söylemiştim dün, organizasyon kurucuları için… Bu söz sadece network iş ağı için değildi; hemen her çalışma grubu için geçerlidir. Dünkü yazı; “önce kendin hayatta kalmazsan başkalarına yardım edemezsin”, diyordu… Bugünkü de ona yakın ve çok önemli bir şey söyleyecek: {*}{*}{*} Misal; en iddialı futbol takımını kurma işini sana verdiler… Takımı […]
Eksonya’yı batırmak! [20 Mayıs 2010 Perşembe]
Doktorların; “eks olmuş” veya benzeri ifadelerle bahsettiği kişinin sakın ola grip, kızamık filan olduğunu sanmayın. Dosdoğru mezarcıyı arayın!.. Eksonyalıları (X) eden ise kendi tercihleriydi. Sadece birkaç örnek bunun sebebini açıklamaya yeter: {*}{*}{*} Sınıf öğretmenleri gözetimindeki çocuklar geziye götürülüyordu. Maksimum irtifadayken kabin basıncı düştü, hava maskeleri indirildi. Yani şu durumda maskeleri takmak için 1 dakika, uçağın […]
Sevmek bir de nedir [16 Mayıs 2010 Pazar]
Boyun omurlarında problem olmuştu; bazı hareketleri yaptıkça derin ağrılar, sabit kaldıkça da yanmalar oluyordu… Boyunluk verdiler, taktı. Şu kadar zaman çıkarmayacaksın, problemli omur iyice dinlensin, dediler. Bahsedilen zaman geçti. Bu süre içinde boyunlukla iyice korunan omurların hiçbiri zorlanmamış, ağrı ve yanmaları susmuştu! Sonunda hür kaldılar. Fakat ilk sert hareket çoğunun felaketi oldu. Çünkü problemli omur […]
İnekler ve köprüler -2- [09 Nisan 2010 Cuma]
Ömürlerinin yarısını aynı sınav için harcayanların çoğu “başaramadım” diye, bir kısmı da; “yanlış yerdeyim” diye ağlıyorlardı. Fakat artık olan olmuştu: “Yüz binleri ardında bırakıp köprüden geçmişsen sıkacaksın dişini ve hak kazandığın tarlada otlamaya çalışacaksın” dediler! E iyi de, şu zavallılara, bu yaşa gelene kadar hiç kimse otlamayı, beslenmeyi, iş yapmayı öğretmemişti ki!.. Onlar düne kadar […]
İnekler ve köprüler [08 Nisan 2010 Perşembe]
Neredeyse sütten yeni kesilmişlerdi. Her sabah, daha güneş doğmadan evlerinden alındılar, annelerinden koparıldılar, yollara düştüler: “Koşmayı öğrenmeniz lazım, dediler… Öyle koşacaksınız ki; önünüzde kim varsa geçeceksiniz ve ardınızdakilere yakalanmayacaksınız!” Sevilip okşanma hatta annelerini emme yaşındaki binlerce buzağı, uykusuz göz kapaklarını açmak için zorlayarak bu tuhaf sözleri anlamaya çalıştılar! Aslında anlamadılar da, ama herkesin yaptığı […]
Otlara asker tıraşı [19 Mart 2010 Cuma]
Bir bahçeyle ilgilenmek sıkıntı giderir, hatta insanı tedavi eder ama kendisi de bir tatlı hastalıktır. Her aşamasını anlatabilirim bir bahçenin; her adımına kaç defa basmak, her noktasına kaç ayrı açıdan ne kadar bakmak, neyi nereye koyarken ve hangi çubuğu toprağın neresine sokarken kaç yıl sonrasını sanki görür gibi hayal etmek gerekir… Kahverengi toprağı yeşile çevirmek […]
Bulutlara tutunamazsın [26 Şubat 2010 Cuma]
Bulutların üzerindeki bir uçağın kapılarından itiliveriyor, atılıveriyor insanlar… Fakat hiçbiri bulutlara tutunamıyor! Şimdi bir süre uçacaksın; korku veya sevinç içinde, ama bolca tedirginlik… Ne boşluğa atılmak ne de boşlukta kalabilmek elimizde olmasa da; havada özgürüz… Uçuyoruz… Düşüyoruz… Yere doğru hızla yaklaşıyoruz… Mutlaka bitecek olan, havadaki bu yolculuğumuzun hareketler bütününe “ben” diyoruz. Yani sen, “sen” isimli […]
Sen, sen kadar büyüksün! -2- [06 Ocak 2002 Pazar]
(Cumadan devam) Konuşmaları, acaba neler,,, acaba hangi “incir çekirdeğini doldurmaz” takıntılar kökünden kopartıyor, öldürüyor dersiniz?.. Sebepler basiiit, çok basit, en basit… Bir problem biliyorum, ama gerçekten ciddi bir problem; sadece çayı şangırrr şungur karıştırıp, hortum gibi çekerek içmekle ilgili… ….. Bir başkasını biliyorum; yemek yemekle ve çorba içmekle alâkalı… Bir başkasını biliyorum geğirmekle alâkalı… Bir […]
