Seyir Defteri – 17 Eylül 2008 (Kemal Çapraz)
Kemal Çapraz… Ölçülü, sakin, kendi işine bakan bir basın adamı. Türkiye Gazetesi'ne hizmet ettik aynı dönemde. Sonra krizler, sıkıntılar oldu, yollar ayrıldı; onlar "Ufuk Ötesi"ni çıkarmaya başladılar… ….. Şaşırıp kalıveriyorsun! Duymamışsın, haberin olmamış: Bir sayfa çevirdiğin anda karşına çıkıveriyor… Bakıyorsun ki bir dost surat bu… Evet, öyleydi ama… Bu surat; ..işte bir "sûret" olarak […]
Seyir Defteri – 17 Eylül 2008 (Pusula)
Pusula Bir insanın eline pusula verdikten sonra, artık onun sormasının manâsı olur mu; kuzey ne tarafta, güney neresi, diye?.. Koy işte önüne pusulayı; bak, kuzey şurası. Onun zıttı güney… Sen kuzeye bakarken sağ kolun doğuyu, sol kolunsa batıyı gösteriyor!.. {*}{*}{*} Bana o kadar çok mail, mektup, telefon, davet geldi ve […]
Seyir Defteri – 16 Eylül 2008 (Şiir, ve “Yüreğimde Şimşekler”)
Ovanın düzünde çayır otlayan koyunla, kayanın başında filiz kemiren keçinin bile biri biriyle kafiyeli meleştiği şu mümbit memleketimiz; sanki bir şair tarlası!.. Öyle mi hakikatten; Yoksa “san ki” bir şair tarlası, mı?.. {*}{*}{*} Kur’a kutularından çıkacak paralarla bir gecede zengin olmayı uman sabırsızlardan… Çet Türkçesiyle yazan ve kaldırım lisanıyla konuşanlardan şair çıkacağını […]
Eren
{hasta} Eren ameliyatta Düzce'den Eren Aydoğdu, 23 yaşında. Bugün acil bir beyin ameliyatına girmek zorunda kaldı. {*}{*}{*} Sevgilerimizi gönderiyor, ve oruçlu ağızlardan yeğenimize dua bekliyoruz… Eren'in bu resmini Temmuz ayında çekmiştim, Rıdvan'ın düğününde. ——————————————————————————————————
Seyir Defteri – 11 Eylül 2008 (Hayz ve nifas halleri)
Bu sitede bu konu, ne alaka, demeyin… Bu konunun ne kadar önemli olduğunu düşünün. Bilmeyenler kime soracak, nasıl soracak ve doğru bilgileri nasıl öğrenecek?.. Bunu düşünün. {*}{*}{*} Gazetelerde boy boy cinsellik sayfaları, lüzumlu lüzumsuz detayların konuşulduğu sütunlar, alakasız resimlerle cazip hale getirilmiş konular… Peki "öğrenilmesi emir" olan bilgiler için kaç sütuncuk gören var? Ben pek rastlamadım. {*}{*}{*} […]
Seyir Defteri – 09 Eylül 2008 (Uçaktan düşmek…)
Aslında bu konu çok önemli… Zaten bu kadar kolayca anlaşılabilecek bir konunun neden tartışıldığını bile anlamıyorum. Bunun önemini anlamamış olanlar; acaba anlamadıkları için mi inat ediyorlar, yoksa bir defa bile dinlemeyi/anlamayı denemedikleri için mi anlamıyorlar? …………… Uçak havalanırken içinde bulunacak… Ve pistte durmadan içinden atlamayacaksın. Yolculuğun sırrı bu! {*}{*}{*} İşte oruç tutmak […]
Kaşıkçı elması :) [02 Eylül 2004 Perşembe]
Dilimiz sarkmış ve ter içinde salona daldığımızı görenler derdi ki; “Bakın benim oğlum ne kadar uslu. Nasıl da paşa paşa oturuyor misafirlerin yanında!..” Eyvah!.. Şimdi bundan daha bağlayıcı bir laf ne olabilir? Ne azılır, ne kaçılır artık. Üstelik şimdi, açtığı iki gözüyle sana bakmaktadır herkes, gayrisamimi bir sırıtışla… Sense derin derin solumaktasın! {*} Diğerlerinden farklı […]
Sana mektup… [29 Ağustos 2004 Pazar]
"Ben yazı yazayım mı"nın cevabının devamı… ……… Karikatür, resim, resimli roman yapıyorken bu işe meraklı o kadar çok kişi geliyordu ki yanımıza… Her gün önümüzde dosyalar olurdu; amatörlerin getirip bıraktığı. Hepsine bakmak mümkün bile olamazdı. Üç beş karalamasını bir sanat eseriymiş gibi önüme koyanlara; "Büyük emek harcamışsınız, tebrik ederim, derdim. Çok çalışırsanız başarabilirsiniz. Bu getirdiklerinizİN […]
Sana mektup [27 Ağustos 2004 Cuma]
Demek "Ben yazı yazayım mı?.." ………. Umut; ürkek bir sevgilidir… Bazen bir yolun sonunda, bazen bir engelin ardında, bazen bir bekleyişin biteceği anda kavuşmayı beklersin ona… Bazen de; şu an bende olduğunu hissettiğin gibi hissedersin birilerinin içinde onu… Bendedir, veya değildir… Senin için önemli olan; kolların her an açık beklemektir umudu… {*} Şu an bu […]
Ninelerin çantasından çıkan çocuk resimleri [26 Ağustos 2004 Perşembe]
Genellikle bize anlamsız gelir; ama ninelerin çoğu yanlarında birkaç çocuk fotoğrafı taşır. Muhabbet başladığında hemen bunları çıkartır… Hatta otobüste, trende, vapurda yan yana oturdukları hiç tanımadıkları insanlara bile bu resimleri gösterip; kim olduklarından, neler yaptıklarından, nelerden hoşlandıklarından filan bahsederler. "Bu şeker kız veya afacan oğlan şimdi kaç yaşında" deseniz, şaşırabilirsiniz… Çünkü, konuşma başlarken peşin peşin […]
Eğitim şart [22 Ağustos 2004 Pazar]
Çocuklukta alınan bilgiler, mermere kazınmış gibiymiş Yaşlılıkta alınanlar suya yazılmış gibi. Elbette şimdi daha çok okuyorum, daha çok tarıyorum ama zemin su olunca kayıp kayıp gidiyor. Ama dedemin dedikleri, ninemden gördüklerim "taş gibi" duruyor. Granite çekiç ne desin. Balyoza bile gülüyor. Vur, bir daha vur, tek kıymık kopmuyor. {*} Bilirsiniz bu köşeye en çok anamdan […]
Hayat mı zor! [20 Ağustos 2004 Cuma]
(Not: Yazarken değil, okurken anlıyor insan; ne çok ihtiyacım varmış meğer, bu yazıyı okumaya…) Hayat "gerçekten" zor mu? Domates mi kırmızı?.. Hayat zor, diyenlere şaşmak lâzım… Çünkü "hayat zor"; eşittir deniz ıslak, taş sert, domates kırmızı, kar soğuk!.. Kar soğuk olmasa "kar" olmaz!.. Kar olmasa ne kartopu, ne kardan adam yapılmaz… Kar olmasa eğer, kar; […]
Kim kalır ki susuz!.. [15 Ağustos 2004 Pazar]
Korkudan sararmış bir yaprak indi önüme, göç eden sürüden düşen kaz tüyü gibi… Bu teleğin her telinde bir satır, her satırında; fark edilecek derin manalar vardı… ….. Çok üzülüyorum, diyordu… Sanki bende, artık hiçbir şey eskisi gibi değil… Sanki size yazmama bir şeyler engel oluyor… Sanki bitiyor bir şeyler… Sanki size yazarsam hata etmiş olacağım, […]
İskele [13 Ağustos 2004 Cuma]
Yorgundum, ama sabırla çalışıyordum… Biri geliyor bakıyor, biri geçerken dudak büküyor, biri görmüyor, biri görmezden geliyordu… Görenler görmeyenlere söylüyor, sonra görmeyenler görmeye geliyor… Ya da görmüş olanlar tekrar görmemek için yolunu değiştiriyordu… Bazıları da çekiç seslerimi duyacak bir mesafeye oturup; bitmeyecek gibi uzamış olan bu "tek perdelik oyunumu" seyrediyordu!.. {*} Sonunda, biri dayanamadı… "Sen, dedi… […]
Yazıl(ma)mış satırlar [12 Ağustos 2004 Perşembe]
Çiçek resimleriyle süslü pembe bir zarf gelse postadan. Peki, kimden?.. Belli değil! {*} Zamklanmış, ve bir de üstünden bantlanmış olsa bu zarf; mazrûf anlaşılmasın diye. Sızmasın diye yani, hapsedilmiş duygular!.. Sonra, beyaz bir kâğıt bulsam içinde, bana seni hatırlatan; iki yanını dantel gibi kestiğin… ….. Yazı olmasa mektubunda, hiçbir şey anlatılmamış olsa ama ben, çok […]
Seyir Defteri – 06 Eylül 2008 (Arının en ayı’sı!)
Kime söyleyeceğim ki sizden başka? Gece yarısı doktoru arasam "dellendin mi olum sen, yat zıbar" diyecek!.. Merhum Nasreddin hoca en güzelini söylemiş ya, ben de onun gibi yaptım; "aranızda damdan düşen var mı" anlamında, siteye yazdım. {*}{*}{*} Anasayfamızın "şu anda" bölümüne; "Davulcunun sesini dinletiyorum şişmiş ayağıma. Saat 24'te koskocaman bir sarıcaarı soktu. Üç saattir hala […]
Okunacak yazarlar listesi [08 Ağustos 2004 Pazar]
Bir arkadaşım “Okunabilecek Kitaplar Listesi” yapmış, isteyene veriyor. Dur, dedim! Okunacak kitaplar listesi, zor olan. Asıl yapmamız gereken: Okunacak Yazarlar Listesi… {*} Ömrümüz; “okumayacak olsak da şu meşhurun kitabını satın alalım, herkeste var ayıp olmasın” sayıklamalarıyla geçti. Sonra biri gördü elimizde kitabı, o da ayıp olmasın diye aldı, sonra biri daha gördü ikimizin birden elinde; […]
Jilet kağıtları [06 Ağustos 2004 Cuma]
Berber Ali babamın arkadaşıymış ve dükkanında kullandığı jilet kağıtlarını biriktiriyormuş. Bir yaz ikindisi öğrendim bunu; önüme, sanki bir kamyon(!) jilet kağıdı yığıldığında… Şaşkın ve sevinçliydim. Beş yaşındaki bir çocuk için bundan daha ilginç kaç oyuncak olabilir; özellikle de o dönem yaşadığımız mahallede?.. {*} Babamın getirdiklerini M.’ de görmüştü. Aynı bayırda oturuyorduk ve o çocuk, bahçemizin […]
Sen yazma… [05 Ağustos 2004 Perşembe]
İşte, yeni Türkiye!.. İşte; belediyesinin borcu, insanlarının işsizi olmayan Kayseri… Ve Guinness rekorlar kitabına girmesi teklif edilen (aynı anda 139 fabrika temelinin daha atıldığı) bir sanayi bölgesi… Bu işler devletten iş ve aş beklemekle, ter dökmeden düş görmekle olmuyor!.. Bu işler dövüşmekle, sövüşmekle olmuyor!.. İşin siyasi ve ekonomik boyutu beni aşar. Fakat benim şimdi aktaracaklarım; […]
İnsanlar hatırlanır [01 Ağustos 2004 Pazar]
Hani iki ay önce dükkana bir adam gelmişti, hatırladın mı? / Nasıl bir adamdı bu, kimdi, neyin nesiydi?.. / Hani elinde gül vardı. Hani bizim sınıfta bir çocuk vardı, hatırladın mı? / Hangi çocuk, adı neydi?.. / Adını bilmiyorum, ama çok tembeldi. Nasılsa yapmam, diyerek öğretmenin yazdırdığı ev ödevlerini dahi not etmezdi hani… Hani eve […]
