Ne aşk biteer, ne de ah!.. [09 Mart 2003 Pazar]
Ahhh!.. Keşke, "içimize" yazılsa her satır. İçimize söylense her sözzz,,, ve içimiz; "duymayı" öğrense!.. ….. Sonra, dinlemeyi öğrense… Ve sonra; İşittiklerini anlamayı öğrense!.. {*} Sen, benim gülümsün; anlarsan… Dinle şimdi; anlayacaksın!.. Uzadığında biraz daha boyun; daha az kokacak üstün başın, ve yükseldikçe hep; uzaklaşıyor olacaksın "bittiğin" gübrelikten!.. ….. Fakat, çile bitmeez, aşk bitmez!.. {*} Sen […]
Bırakmak kendimi yanına [07 Mart 2003 Cuma]
Gökyüzünden geçen kuş tayyare kadar bile olsa, ne fark eder?.. Çöplüğünde eşelenen topal tavuk, elbet ondan evlâdır!.. {*} Gider birileri… Çünkü, gitmesidir gereken! Kalmak; kalabileceğine inanmakla başlar… Kalmak ise savaştır. Savaşçıya örnek; Osman’dır. Hani geri dönen ve düşmüş başını alıp, koltuğunun altına sıkıştıran Genç adam!.. {*} Sor şimdi kendine; sen, onun için nimet misin, külfet […]
Mutsuzluk heykeli [06 Mart 2003 Perşembe]
Yine aşık olmak, yeni bir aşk bulmaktır… Yani bir gidiştir, ve bir kalıştır… ….. Biraz büyüdüğümüzde; gidenlerin ardından ağlayıcılar aramamayı da öğreniyoruz… Çünkü her giden, kendi boşluğunu dolduruyor her nereye giderse. Olmayı seçtiği, olması gerektiğine inandığı veya hakettiği yere gidiyor!.. Var ise biri; kendi yerinde duruyordur… {*} Ama var olana değil, yar olana sarılmak lazım!.. […]
O, benim güzelimdi… [05 Mart 2003 Çarşamba]
Her dünya güzeli, "senin" güzelin olmaz ama; o, hem dünyalar güzeli, hem de "benim"di. O zamanlar adımı bilmese bile… Mavi göğün altında,, ki, mavi denizin kıyısında,, ki parktan bakardım bazen; ve yolun hemen üstündeki camiye girdiğini görürdüm… Kafalığımı dahi yerde unutup, cebimde şangır şungur misketlerimle, dalgaların yaslandığı helâların önündeki musluklara koşar ve öyle hızlı bir […]
‘Kuyu’cuk… [02 Mart 2003 Pazar]
Otobüs durağı bizim sokağın ağzındaydı eskiden… İki kere sola bir kere sağa bakıp karşıya geçerdik. Durağın tam arkasında kocaman bir makara vardı, kahverengi… İşte buna çelik halatları sardıra sardıra çekerek kayıkları sudan çıkarırlardı. Makaranın bulunduğu boşluğun her iki tarafında da küçük birer park vardı. Havuzlu parkta, mahallenin emeklileri otururdu güzel havalarda… Biz, İncirköy Camii’nin, dalgaların […]
Çayın canı ben çeker [28 Şubat 2003 Cuma]
Sabah, henüz, kapağı açılmamış bir gazoz kadar sakin dururken; çayın canı "beni" çeker!.. Çayın demi; demliğin ağzından bardağın içine, bardağın ağzından içime dökülür… Ben, fısıldarım; içine!.. Duyuyor musun?.. ….. Kim duyar, kimbilir; ben konuştukça! {*} Susmak; Dağlar gibi konuşmaktır!.. {*} Sabah, henüz, kapağı açılmamış bir gazoz kadar sakin dururken; çayın canı "ben" çeker!.. Bense hâlâ; […]
“İsteme”yi istemek!.. [27 Şubat 2003 Perşembe]
Kaç şekilde anlatılır, bilmiyorum ama "kabız" olmak; mevcudiyetini içinde hissettiğin şeyin, bir anormallik veya tembellik yüzünden katılaşarak kendi çıkış yolunu tıkaması, ve yine bu yüzden kendi kendine sıkıntı vermesi değil midir?.. Söyleyip durmak anlamsız, yapmak gerekiyor!.. ….. Oturacaksın önce… Alacaksın eline boya ve fırçayı; resim yapacaksın!.. İki kulağını dört aç şimdi: Resim yapmayı istiyor olmaya […]
Dokuzuncu bahar [26 Şubat 2003 Çarşamba]
Bu, dokuzuncu bahar… Sen yine, ne yöne dönsen; benim ektiğim papatyalara bakacaksın… Duyguların boyunca çiçeğe batacaksın; belli etmesen bile!.. ….. Bu, dokuzuncu bahar… Sen, yine benim diktiğim papatyalara basacaksın; Bilerek, dikenim olmadığını!.. {*} Beyaz yüzlerini serecek papatyalarım, adımlarının altına; kirlenmeyecekler! Ama sen, belki yine, sileceksin gizli ve tarifsiz bir hazla; ayağına bulaşan sarı öpücükleri… …dokuzuncu […]
Filler nasıl gol atar? [23 Şubat 2003 Pazar]
Fillerin nasıl futbol oynadıklarını gördünüz mü hiç?.. Filler, neredeyse insan boyundaki özel topları, kocaman ve güçlü bacaklarıyla ite vura, yere çakılmış iki uzun direğin arasından, yani koskocaman bir kaleden geçirmeye çalışıyorlar… Bu zor mu?.. Hem de çok zor!.. Çünkü, her ne kadar kale geniş de olsa, her ne kadar kafaları üzerinde birer sürücü oturuyor ve […]
Savaşa, EVET!.. [21 Şubat 2003 Cuma]
(İnsan, savaşmak için yaratılmıştır… Savaşa; elbette evet!..) ….. İnsan, ılık güneş altında gerinen tarlalar gibi hep aydınlık kalmıyor… Kâbuslar çökmeye başlıyor bir süre sonra toprağın üstüne ve karanlıklar; insanların üstüne!.. İnsan; savaşmadan olmuyor… {*} İnsan, savaştıkça var… İnsan; savaştıkça güçlü… İnsan; ayakta durdukça ispat halinde kendini… Dedik ya; insan "savaşmak için" yaratılmıştır… Düşünce ve […]
Yazılmayan “son” yazı!.. [20 Şubat 2003 Perşembe]
Çok, ama çok büyük eksiklerimizden biri de ne, biliyor musunuz?.. Takdir etmek, ödümüzü patlatıyor!.. ….. Bu, sizin köyde de böyle, bizim kasabada da böyle, filancanın şehrinde de böyle. Hatta gavuristanda da böyle ki; dört beş sene boyunca sürekli takip ettiğim seminerlerde ve tekrar tekrar dinlediğim kasetlerde ve okuduğum tercüme kitaplarda bu konu hep tavsiye ediliyordu.. […]
Akıl işi değil!.. [19 Şubat 2003 Çarşamba]
Parmaklarımın ucuna iğneler batıyordu sanki. Avuçlarımı yüzüme sürdükten sonra nefesimin koyu beyaz buharını ellerime hohladım. Çok soğuktu. Bata çıka üzerinde gezinilmiş olan çamur bile taş gibi donmuştu… -Sen kimsin?.. Baktım, on adım öteden geçen patikadaki ihtiyar bana seslenmişti. -Torunuyum, dedim… Bir süre sessizce bakıp; -Kimin çocuğusun? Dedi. Ellerimi ceplerime sokmuş, kulaklarımı omuzlarıma doğru indirmiştim. Çenemle, […]
Özle biraz [16 Şubat 2003 Pazar]
Gönüller, nadasa kalmış… İken sen; yeşile keseceksin! {*} Can tarlanda cân tohumları; Bekliyorsun… Sabır çekiyorsun, kahır çekiyorsun; başında ateşten yazman!.. ….. Yazı,,, okunuyor: "Sen oradaa, ben burda!.." {*} Olmasan, olmaaaz… Olmayışın bile "var" oluşunun delili! ….. Çıldıracağım, koyversem dizginlerimi; zaptım mümkün olmayacak… Sükûnet, haykırıyooor… Sükûnet; kafatasıma dişlerini geçiriyor, içimden!.. {*} Yaban hayvanları beceriyor, nadas bilinen […]
Çağrıların en büyüğü!.. [14 Şubat 2003 Cuma]
Yoluna çıktım, ve durdu araba. İçimde sıcak bir şeyler aktı; adı olmayan… Hava soğuktu, iğneler saplanıyordu sanki dört yanımdan,, ve yapraklarından soyunmuş kavaklar, inliyordu!.. Çâresizliğin değil, teslim oluşun en büyüğü vardı gözlerinde… {*} Neydi bu, içimdeki?.. Dokundum ona. İlk defa karşılaşsak da; okşadım, eski bir hatıra gibi… Alnında dolaştı elim, sonra burnunun üstünde, sonra çenesinin […]
Kartopu… [13 Şubat 2003 Perşembe]
Küçücük bir kar topuydum… Büyüdüm! {*} Küçücük bir kar topuydum; büyüdüm… Anlamadan… Birdenbire!… {*} Küçücük bir kar topuydum; Yumuşacık… Bembeyaz… Hani, ele koysan dondurmaaz, dala koysan kırdırmaaz, bala koysan.. ….. Küçücük bir kar topuydum… Hani erisem; Yerinde bir fincan su kalacak sadece… İçilecek kadar temiz!.. {*} Küçücük bir kar topuydum; Ve sanırım büyümeyi hayal eden… […]
Balıkçı!.. [12 Şubat 2003 Çarşamba]
Yanılıyorsun; Ben değilim, tutulduğun!.. {*} Yanılıyorsun; Damağın ile dimağın arasında, fark; vaaar!.. {*} Hiçbir balık; Alık gibi bir tek olta yutmadı!.. Ve hiçbir zaman bir tek iğne bir tek balık tutmadı!.. {*} Yanılıyorsun; Ben değilim tutulduğun!.. {*} Tadım, bir solucandan lezzetli değil; Adım her ne bile olsa!.. {*} Vurulduğun, solucan değil… İçindeki, çelikten iğne de […]
Seyir Defteri – 29 Mart 2008 (İmza ve Dinleti, Bursa)
. İmza Günü ve Dinleti 29 Mart Cumartesi ve 30 Mart Pazar günleri Bursa’dayız… Osmangazi Belediyesine ait bir kültür merkezi olan Karabaş-i Veli Tekkesi’nde, kitap imzalayacağız ve yazılarımızdan örnekler okunacak. Afişler şehre asılmış bile… Her iki akşam da 18.00 – 20.30 saatleri arasına yerleştirilen programın yapılacağı kültür merkezinin […]
Saksıda kurban ke-sil-meeez!.. [09 Şubat 2003 Pazar]
Ben daha önceki bayramlarda da yazmıştım, bunu. Sözümü tutmuş adam ve saksıda kurban kesmeye çalışmamış. Peki ne yapmış? Banyoda kesmeye çalışmış! Haydaaa!.. Kimse görmesin diye gecenin köründe getirmiş zavallı hayvanı apartmana. Saat 03 suları bir ses: – Bbbeee eee ee!.. Şimdi bunun ağzını bağlasa, olmaz… Erkenden kesse, o hiç olmaz… – Bbee eee ee!.. E […]
Saksıda kurban kesilmez! [07 Şubat 2003 Cuma]
Kurban işini ne yapacağız?.. Hakikaten yahu, şu kurban işini ne yapacağız? Nerden alacağız? Nasıl ve neye göre pazarlık yapacağız?.. {*} Aldık diyelim, hangi vasıta ile nereye getireceğiz? Getirdik diyelim, uygun bir bıçak nasıl bulacağız? Bulduk diyelim, duasını ne şekilde yapacağız? Yaptık diyelim, nasıl keseceğiz? Kestik diyelim, nasıl soyacağız? Soyduk diyelim, kimlere ve nasıl dağıtacağız?.. {*} […]
Sevgili gönlüm… [06 Şubat 2003 Perşembe]
Bir damla düşer buluttan; Otların arasına… Damla bilir "kim" olduğunu, ve "neye" yaradığını; ….. Otlar bilmez!.. {*} Bilmese de otlar; Buluttan bir damla daha düştüğünü, kendileri için… Ve kendilerinin de "bu damlayı" içtiklerini, fark etmez… …farketmez pek, otlar için dee damlalar için de; bu kadar ince gerçekler!.. ….. Ama gerçekler gerçektir ve de hep gerçek […]
