Cevaplar!.. [05 Şubat 2003 Çarşamba]
Cevaplar!.. Cevaplar, az sonra alnından vurulacak kumarbazın zarları gibi değildi eskiden!.. {*} Cevaplar, “aman eğrilmesin” diye desteklenirdi her yanından; Hagia Sophia gibi… Cevaplar; Caferağa Medresesinin su küpleri gibi ortadaydı… Ve cevaplar Yerebatan Sarnıcı gibi doluydu; Mânâ ile!… {*} Cevaplar, vurulmuş kumarbazın avucunda sıktığı zarlara benzemiyordu eskiden!.. Cevaplar; adama benziyordu… {*} Ve adamlar; tertemiz, anlam dolu […]
Eskiden sana yazardım… [02 Şubat 2003 Pazar]
Eskiden sana yazardım… Bilmezdin sen, ve hatta ben bile bilmezdim; kime yazdığımı veya yazdığımın "kim" olduğunu… "Sana" yazarken eskiden, uzaklardaki "duruşun" başkalaşıverdi birden; sanki büyüdün… Ya da, sanki "beni" büyüttün gözünde… Veya benim gözümde "seni" küçültmeye çalıştın!.. {*} Eskiden, sana yazardım; Sana yazmaya korkmadığım zamanlarda!.. {*} Eskiden sana yazardım; Seni, sevdiğim sanıp!.. {*} Eskiden sana […]
Ceylân pınarı!.. [31 Ocak 2003 Cuma]
Ben… Bir zamanlar… Seni görürdüm gözlerimde… Ben… Bir zamanlar, severdim aynaları… Su içen bir ceylan gibi yüzüme sokulup, bakardım kendi gözlerime… Sen, benim gözlerimden; bana bakardın!.. {*} Ben, bir zamanlar seni görürdüm gözlerimde… Bir "aaahh" desem, buharlanırdı yüzü göllerin!.. ….. Şimdi is sarıyor kırılmış aynaları, her ahımda; tütüyor içim… Tütüyor içim!.. {*} Ben… Ben bir […]
Empati [30 Ocak 2003 Perşembe]
Anlatacağım, amaa önce bi hazırlık yapalım değil mi yani; yüzyüze bakışacağız… Herkes bilir, uyku çapaklarıyla çipil çipil çıkılmayacağını insanların karşısına. O yüzden, uyanınca aynaya bakılır, "hımm, bu gözler şişmiş mi ne" denir, musluk açılır, ve akan suda önce eller, sonra surat yıkanır… Ne diyorduk?.. Empati… Diyorduk amaa; "empatiyi konuşmadan önce, kendimizi toparlayalım", diyorduk… İyi ki […]
Konuş’ma’k!.. [29 Ocak 2003 Çarşamba]
“Seviyesi belli!.. İşte, benden ne kadar aşağıda” dedi buhar, büyük bir bulutun içine girerken… Ve devam etti: “Bir de kokuyor ki sorma, yosun gibi,, iyot muymuş ne!.. Üstelik tuzlu, ıyyy!.. Rengi de var; derin kısımları lacivert kadar koyu, dibinde kum olan yerlerse uçuk mavi… Ayrıca kıpır kıpır, kıpır kıpır,, bi dur be!..” {*} Yol arkadaşına […]
‘Müdür Muavini Muammer bey!’ [26 Ocak 2003 Pazar]
Onu zaman zaman, alâmet-i farikası olan bir fötr şapkayla dolaştığını görüyorum hâlâ; düz, dik ve sürati değişmeyen adımlarla… Sonradan pişman olacağımdan eminsem de; görüyor, ama yanına gidip konuşamıyorum. Çünkü o benim hayatımın seyrini değiştirdi. Ve ben uzuun yıllar boyunca ondan hep nefret ettim; Ta ki, uyanıncaya kadar!.. {*} O adam, bir ilkokulun müdürüydü; ilk okulumun… […]
Tuzluk formülü!.. [24 Ocak 2003 Cuma]
Panik atak’tan bahsediyoruz ya iki gündür. Sanki aynı kara buluttan yağmur boşanması, yahut dolu dökülmesi gibi; fobilerle de "ikiz kardeş" gibi panik ataklar, iç içe… Tipik örnekler istiyorsanız buyurun: Hastane yakınlarından uzaklaşmak korkusu… Asansör, tünel, vasıta korkusu… İnsan (aralarında kaybolma, saldırılma, aldatılma) korkusu (veya bunların güdümündeki ataklar)… Tanıdık-yakın kayıplarıyla nükseden; benzer ölüm korkusu… Depremlerin ardından […]
Panik atak [23 Ocak 2003 Perşembe]
Panik atak belirtilerinden söz edildiğinde, bir "sobelenme" duygusu oluşuyor çoğu kimsede, neden dersiniz?.. Ve inadına, sanki ilgilenmez gibi görünseler bile, aslında zaman içinde ansızın hortlayabilecek (kendileri için yeni) örneklere dikmiş oluyorlar kulaklarını!.. (Dünkü yazı da, şimdi okuduğunuzun başıydı, okumayanlara tavsiye ederim.) {*} Bir küçük diken batar da, zamanla iltihap sarar ya çevresini, ve ateş yapar, […]
Duygular düşünceler [22 Ocak 2003 Çarşamba]
(Duygular Düşünceler isimli televizyon programını… Bu programı hazırlayıp sunan Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile bu programa bütün emeği geçenleri… Konuklar, uzman doktor Semra Kaya Baripoğlu, uzman doktor Oğuz Tan ve uzman klinik psikoloğu Yıldız Burkovik’i… Ve geç saatte de olsa böyle yararlı, eğitici ve çözüm sunan bir programa yer ayıran TGRT’yi samimi olarak ayakta alkışlıyorum… […]
Aç olan var mı? [19 Ocak 2003 Pazar]
Hani; "bacak kadar" tabiri vardır ya… İşte benim, bacağım kadar kızım; "ben bilirim" diyor. Sonra düşünüp düşünüp devam ediyor: "Bilmediğim bir bilgi bilmiyorum!.." Söylediği doğru mu? Doğru… İnsan bilmediği hiçbir şeyi bilmiyor! Ancak, öğrendikten sonra farkına varıyor bilmediklerinin, ve o zamana kadar nelerden habersiz yaşadığını anlıyor… Bu; idraktir… {*} Bazen bir şarkı duyarım; sahnelere sevdalandığım […]
Aptala bak!.. [17 Ocak 2003 Cuma]
(Biliyorum, önce şaşırsanız da sonra çok sevineceksiniz. Çünkü "dersimiz" gene psikoloji!.. Hadi, önce gülümseyip sonra başlayın okumaya.) ….. ‘Sen, aptal mısın’ lafını az evvel biri üflemiş olsaydı suratınıza, şu an ne yapıyor olurdunuz? Benim, hafızamı her yoklayışta rastlaştığım örnekler, ikiz gibi benzeşiyor… {*} Patron, aksiliklerin hırsını müdüründen çıkarmak için "aptallıktan" bahsediyor. Hem de gözüne baka […]
Dün “vergi barışı” diyenler, bugün neden karşı çıkıyorlar? [17 Ocak 2003 Cuma]
Daha düne kadar, “Türkiye’de ekonomik kriz henüz bitmedi; devam ediyor. Bu yüzden kimse vergisini beyan edemiyor; beyan edenler de ödeyemiyor. Devlet mutlaka esnafına-tüccarına-sanayicisine barış elini uzatmalı” diyenler, bugünlerde her nedense bu feryada tepki veren hükümeti -adeta arkadan dolaşıp sayı almak istercesine- eleştiri bombardımanına tabi tutuyor. Siz değil miydiniz ki, “mali milat kalksın, nereden buldun sorgulaması […]
Beni, uyarır mısın?.. [16 Ocak 2003 Perşembe]
Sen beni, ben de seni… Biz, birbirimizi uyarmazsak; kim uyarır ki bizi? Öyle değil mi? {*} Ben, hep seviniyorum; hataları "sevdiklerimin yanında" yaptığımda, biliyor musun?.. Çünkü sevdiklerim, beni uyarıyorlar… Çünkü sevdiklerim, beni uyaranlardır… Sevdiklerin de; seni uyaranlardır! {*} Beni sevenler; beni uyaranlardır… Seni sevenler de, seni uyaranlardır!.. Hadi gel, biz de her uyarıdan; bir sonuç […]
Neymiş, sevmek?.. [15 Ocak 2003 Çarşamba]
Az önce bir yazı yazıyordum, baktım ki; yer bitti ama daha anlatacaklarımın yarısına gelmemişim, dedim ki çark et ve başka bir şey yaz, kısa keserekten!.. Peki efendim!..) Sen İstanbul Olsaydın isimli kitabının “önsöz”ünü okumanızı tavsiye ederim… “Öğrendim: Sevmek; itaattir, efendim!..” Diyor… Sadece bu kadar mı? Evet, sadece ve yalnızca bu kadar. Kitabın yazarı, keçiboynuzu misali […]
Tarih derslerinin kolay zamanı :) [06 Ağustos 2006 Pazar]
Masamın üzerinde hentbol topu büyüklüğünde bir dünya var, ekseni etrafında dönebilse de her ülke görülemiyor. Coğrafya dergilerinin dağıttığı ve her okul dönemi alınmış çok miktarda harita/atlaslar ise yayınlandıklarının ertesi sene eskiyor… Sayamadım birer birer yani ama iki yüzden fazla ülke olduğunu söylüyor uzmanlar. Öğretmenine sor bakalım iki ay sonra bilebilecek mi; Çekoslovakya kaça bölündü, Kongo […]
Meşgul [04 Ağustos 2006 Cuma]
(Uyumak da güzel uyanmak da; Yazmak da güzel, yazılmak da!) ………. Uyuyorsundur diye usulca yazıyorum… Ağustosun dördü bugün, ikibinaltı. Ben seni, bugün de yine çok seviyorum… {*} İçime kelebekler atardın eskiden; gıdıklanır gülerdim. Sabah göreceğim her köşeyi pembeye boyardın; sevinir gülerdim. Şeker kavanozum, derdin bana; şımarıp gülerdim… Gülerdim ben; ..hep gülerdim eskiden! {*} Bi’tane uçan […]
Doymak [03 Ağustos 2006 Perşembe]
… DOYMAK Karınca eğer, dişleriyle sımsıkı tutup, deliğine taşımaya yeltenmeseydi seni; ..ezmeyecektin onu tırnaklarının arasında… ….. Göz, doymuyor! {*} Göz doymaz ki… Pire, üstünde gezdiği deveyi bile yutmaya çalışır! {*} Herkes dünyanın üstünde yutkunur, ama herkesi yutar dünya… Dünyayı yutmak isteyen herkesi, dünya yutar… Dünya; Kendi kadar mezarlık! {*} … SÜKÛT Sen susarsan; ..karşındakini duyabilirsin! […]
Seyyâhı fakîr Muammer Çelebi [30 Temmuz 2006 Pazar]
Türkiye Çocuk Dergisi pek çoğunuz için olduğu gibi benim için de çok önemlidir. Onbeş günde bir çıktığı zamandan beri; yazamazken çizdim, çizemezken okudum. Şimdi yine bir “söz” kestik aramızda(!) aldık iki sayfasını dergimizin, düştük yollara. Acaba diyorum; varsam, açar mısınız kapınızı? 🙂 “Madem geziyorsun, gördüklerini bize de anlat” dediler bana… “Seyyâhı fakîr Muammer Çelebi” isimli […]
Sürü psikolojisi [28 Temmuz 2006 Cuma]
Benzer haberleri kaç defa okuduğumu artık hatırlamıyorum… Her yıl çeşitli yerlerde, küçük ya da büyük sürüler halinde telef oluyor zavallı hayvanlar… Nasıl düşünebilirim ki, veya nasıl söyleyebilir herhangi biri; “kendi seçimleriydi” diye? Tercih edenler tercihlerinde her zaman haklı mı ki? {*} Bitlis’in Ahlat ilçesinin Kırklar Mahallesi… Abdülhakim Balkaya; elinde çobanlık değneği, omzunda ekmek çıkını, yanında […]
Hüdâyî Yolu [27 Temmuz 2006 Perşembe]
(Okuyacağınız yazıdaki konu, acaba Hüdâyî hazretlerinin kerametinin bugüne bir işareti, günümüzdeki tezahürü müdür?) …………… Büyük veli Aziz Mahmud Hüdâyî hazretleri Bursa kadısı iken akıl ile çözülemez bir dava, onun Eskici Mehmet Dede ve ardından da Üftade hazretleriyle tanışmasına sebep oldu. Derinleri gördü, gördüklerine gönül verdi… Öyle bir geçiş ile geçti ki dünyadan; nefsini kırmak için […]
