Kırkambar (Mânâ içinde mânâ…)
"Giden gitmiştir, biz gideni değil, giden bizi kaybetmiştir…" *** Unutmayın! Unutulanlar; Unutanların, Unuttuklarını, Unutmazlar…… *** Dostları insanı elbette özler, ama düşmanlarınız sizi özlüyorsa, adam gibi yaşamışsınızdır…
Kırkambar (Egzama Tedavisi)
EBU CEHİL KARPUZU: (Köpek keleği, Cırtlak) Kökleri yıkanıp gölgede kurutularak dövülür. Sabahları aç karnına bir tatlı kaşığı su ile içilir. Bir hafta sonunda sabah akşam bir tatlı kaşığı devam edilir. (Acı ve zehirlidir haaaa!..) Yukarıdaki tarif yıllanmış, kronikleşmiş ekzamalar içindir. Ayrıca aşağıdaki kür de tatbik edilebilir. Şifa Allahtandır. İÇTEN TEDAVİ Isırganotu, hindiba, altınbaşak, mayıs papatyası, […]
Kırkambar (Kurtulmanın tek çaresi var)
* En iyi insan kendini en kötü bilendir. En kötü insan, yanına yaklaşılmayandır. * Evliyanın sevilmesi; nefsini aradan çektiği, kendi menfaatini düşünmediği içindir. * En iyi iş, iyi insanlarla beraber olmak, en kötü iş kötü insanlarla beraber olmaktır. * Müminin bayramı, günahlarının affedildiği gündür, imanla öldüğü gündür. * Elini harama uzatan, ateşe elini uzatır. Ayağıyla […]
Mehmet Oruç’un son iftarı [13 Mayıs 2011 Cuma]
Cetvel nedir bilmeyen var mı? Elbette yoktur… O zaman Mehmet abiyi anlatmak zor olmayacak! Onun hayatı her çeşit problemimize cevaplar vermekle geçti. Hiçbir soru karşısında asla kıvırmaz, menfaat gözetmez ve doğru olan neyse onu küt diye yüzümüze söylerdi… Alışmak biraz zordu, ama ondan vazgeçmek (en azından benim için) imkânsızdı! {*}{*}{*} O beni, memleketin bir araya […]
Seyir Defteri – 09 Mayıs 2011 (Mehmet abinin kabri…)
Cenaze namazına gelemeyenler, kabristana çıkamayanlar elbette olmuştur… Çektiğim fotoğrafları yayınlamak istedim. İbret olur, duaya vesile olur, diyerek… . . . Bu arada, henüz ikinci gün, sevgili Mehmet Oruç abimizin yokluğunu hissetmeye başladık. yacağız galiba… İlk defa bu gün, dilime tuhaf gelen bir cümle kurdum: Kime soracağız şimdi bunu? Mehmet abi hayatta olsaydı hemen ona sorardık, dedim…
Kırkambar (Sonsuz ne demek?)
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bir insana yapılacak en büyük iyilik, ona Müslümanlığı öğretmektir. Bir Müslümana yapılacak en büyük iyilik de, ona Ehl-i sünnet itikadını öğretmektir. Bunlardan daha büyük iyilik yoktur. Bir insanı, ebedi Cehennem ateşinden kurtarmaktan daha büyük keramet olur mu? İnsan sadece, (Sonsuz ne demek?) bir düşünse, bir anlasa beyni akar. İmam-ı Gazali […]
Kırkambar (Bunları yapıyorsanız dikkatli olun)
1. Kredi Kartları: Visa’nın, 100.000 yemek restonında yaptığı araştırmaya göre; kredi kartıyla yemek alan insanlar, nakit parayla yemek alanlara göre yüzde otuz oranında daha çok para harcıyor. Bu da ortalama bir insan için bir yılda ekstradan 17,160 kalori demek. 2. Televizyon seyretmek: Televizyon karşısında 2 saat geçirenler, yarım saat geçirenlerden daha fazla şişmanlığa meyilli. Televizyon […]
Asude’nin yaşgünü
TEŞEKKÜR EDERİZ (Kızımıza) Bize yaşattığın mutluluklar sebebiyle ne söylesek senin için az… Yaptığın bir hareketin, söylediğin her sözün, gelip kucaklarımıza bir kedi gibi sokulmalarının, küsüşmelerinin… Senin deyiminle ‘oynaşmalarımızın, sevişmelerimizin’, yataktan kalkınca kucağımızdan inmeden evi dolaşmalarımızın… Annenle seni anlatırken gözlerimizde biriken sevinç gözyaşlarının… İnan ki, maddi manevi tek bir karşılığı var; mutluluk… Mutluluğumuzsun, inşaallah öyle kalırsın. Seni […]
Seyir Defteri – 9 Mayıs 2011 (Mehmet Oruç abimizin cenaze ve defin fotoğrafları)
* Türkiye Gazetesi yazarlarından Mehmet Oruç’un vefat ve cenaze haberi.. * Cenazenin taşınması ve kabre defnedilirken çekilmiş fotoğraflar… * Hakkında yazılanlardan bazıları… […]
Yumurta [08 Mayıs 2011 Pazar]
(Ben anlatacağım. Siz ister gülüün, ister üzülün…) Bildiğiniz, sıradan bir yumurta; elinde (en iyi temenniler dolu) mektubuyla anneciğini görmeye gelmiş. Fakat o da ne?.. Tam karşısında, kocaman bir servis tabağı içinde, kızarmış bir tavuk, sırtüstü yatıyor!.. Feryat figan haliyle: “Anneee, anneciğiiim!..” {*}{*}{*} Şimdi bizler; karşımızda “kızarmış bir tavuk” bulmadan, acaba harekete geçmemizin zamanı, değil mi?.. […]
Duygu Bahçemiz (YALANCI BAHAR, YALANCI DÜNYA) – Zübüde Erkul
Hayat mı beni anladı, ben mi hayatı anlayamadım. Avuçlarıma aldım sığmadı, kalbime gömmek istedim… ..Hiiççç ama hiççç olmadı!.. Gözlerimi kapatıp yaşadıklarıma bakıyorum… Hayal desem, hayal değil, rüya desem rüya değil, Yalan desem hiç değil… Dünden bugüne; neden, niçin, nasıl, diyorum ve yine diyorum, Hayatım sabun gibi ellerimden kaymış gitmiş… Ne dünya bana mezar, ne de […]
Kırkambar (Doğru bildiğimiz yanlışlar)
Alkol, sigara, abur-cuburun sağlığa olumsuz etkilerini hepimiz biliyoruz. Peki sağlık ve temizlik için günlük bazı rutinlerimizin de aslında zararlı olabileceğini hiç düşündünüz mü? İngiliz Daily Mail gazetesinin uzmanlara dayandırdığı aslında zararlı olabilecek yedi uygulama şunlar: HER GÜN DUŞ Cildin nemini yok ediyor, kurumasına, erken kırışıklıklara sebep oluyor. GÜNDE 8 SAAT UYKU Günde dört kere 15 […]
Kırkambar (Ağız kokusu hakkında)
Ağız kokusu bir patolojik bir durumdur ve birçok hastalığın da habercisidir. Ağız kokusu birçok farklı sebeplerle oluşur ve farklı şekilde sınıflandırılır. 1.Fizyolojik Ağız Kokusu: Bu tip ağız kokusunun sebepleri bazı gıdaların midedeki sindirim işlemi (sarımsak, soğan, alkol, baharatlı gıdalar vb.) veya iyi temizlenmemiş ağız boşluğu, düzgün olmayan diş hekimliği restorasyonları (dolgu, protez vb.), çürük dişler, […]
Kırkambar (Nuşirevan’ın adaleti)
Peygamber Efendimizden "sallallahü aleyhi ve sellem" önce yaşamış olan, İran’ın adil hükümdarı Nuşirevan’ın adaleti, bütün dünyaya yayılmıştı. Nitekim birgün huzuruna kabul ettiği Çin elçisi, bu kadar adaletle hükmetmesinin sebebini sordu. Nuşirevan dedi ki: “Ben henüz çocuk iken babam bana bir hoca tutmuştu. Birgün bu hocadan haksız yere dayak yemiştim. Bu hadiseyi hiçbir zaman unutmadım. Hükümdar […]
Aynı anda… [06 Mayıs 2011 Cuma]
Armutlu burnundasın veya İskenderun Körfezinde yahut Van’daki çay bahçesinde… Ya da Kordon Boyunda oturmuşsun. Dirseklerin masada. Avuçlarının arasındaki çay bardağı, soğumaya; veya yârinin eli, ısınmaya başlamış… Martıları bile unutmuşsun… Gözlerin dalgııın, sanki denizin yüzüne yaklaşmış olan o turuncu portakaldan; acaba duman çıkacak mı, gibi bir meraklı haldesin!.. Saat kaç?.. Hatta kaçı kaç geçiyor veya kaça […]
Kırkambar (Kemik erimesiyle savaşmanın yolu)
En az iki bardak süt için. Her gün yeterli miktarda kalsiyum almaya ehemmiyet verin. (1-10 yaş 800 mg, 11-24 yaş 1200 mg, daha sonraki yaşlarda 800 mg kalsiyum/gün, menopozal dönemde 1200 mg). Kalsiyum için en iyi kaynak süt ve süt ürünleridir. Bu sebeple gün boyunca en az 2 su bardağı süt veya yoğurt ve 2 […]
Kırkambar (Yiyecekler hakkında)
1) Su içmek kilo vermenize yardımcı olur. (Doğrusu: Su yemek miktarını dengeleyebilir) Araştırmalar, eğer yemekten önce su içerseniz daha az yiyeceğinizi gösteriyor. Virginia Politeknik Enstitüsü ve Eyalet Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, 12 haftalık deney süresince düşük kalorili beslenen bir grupta yemekten önce 2 bardak su içenlerin içmeyenlere göre fazladan 2 kilo verdikleri tesbit edildi. Mideyi sıfır […]
Kırkambar (Ağaç Kavunu)
Turunçgiller içinde en ağırı ve soğuğa en dayanıklı bitki olarak bilinen ağaç kavunu, Mersin’in Silifke ilçesinde üreticinin yeni alternatifi olmaya aday gösteriliyor. Türkiye’nin en mühim narenciye merkezi olan ve toplam limon üretiminin yüzde 70’ini tek başına karşılayan Mersin’de, limon bahçelerinin kenarlarında yetiştirilmeye başlanan ağaç kavunu, tadı ve mis kokusunun yanı sıra ağırlığı ile de dikkati çekiyor. […]
Plakanız kaç? [01 Mayıs 2011 Pazar]
Şehrinizin sokaklarında bazen “yabancı” arabalar görürsünüz. “Şuradan gelmiş, nasıl acemi” gibi yorumlarla o yolcu hakkında konular açarsınız… Aslında aynı model ve renkte başka arabalar, trafiği karıştıran nice “yerli” sürücüler de vardır fakat “o buralı değil”dir. Yani: Yabancı, yabancıdır!.. Peki diğer arabanın buraya ait olmadığını nereden bilir insanlar?.. Elbette plakasından! Her vasıtanın plakaları vardır. Herkes bunlara […]
Kırkambar (Bir Menkîbe)
Evliyânın büyüklerinden Behaaddîn-i Buhârî hazretleri, “rahmetullahi teâlâ aleyh” talebesi içinde en çok Alaaddin-i Attâr’ı seviyordu. Diğerler talebeler, içlerinden; “Hocamız niçin Onu çok seviyor?” diyorlardı. Bir gün, hep birlikte bir yolculuğa çıktılar. Az sonra bir nehrin üzerindeki köprüden geçiyorlardı ki hocaları Alaaddîne dönüp Alaaddin, atla şu nehre! diye seslendi. O, hiç düşünmeden; Baş […]
