anlamak
Baston odunu [27 Ağustos 2010 Cuma]
Baston sanır ki, elinde taşındığı adamı kendi taşır… Bilmez ki; dağlar dolusu orman, ormanlar dolusu ağaç var. Ağaçlarınsa her dalı birer baston! {*}{*}{*} Baston sanır ki, emsalsiz olduğu için verilmiştir bu görev kendisine… Bilmez ki; ya tutulacak bir budağı vardır kenarında veya yaşken eğilmiştir, ele gelecek biçimde! Bazısı da der ki; bak, işte başım dimdiktir. […]
Taksicinin cihazı [29 Temmuz 2010 Perşembe]
On senelik tecrübemin tadı dilimin ucunda hâlâ! Evlerimize bilgisayarlar almış, gazeteye internet üzerinden bağlanmaya başlamıştık. Yazımızı göndermek için gece-gündüz, geç-erken kavramı kalkmıştı bizim için. Bu sırada tanımadığımız insanlarla da irtibat kurmaya başlamıştık. {*}{*}{*} Gurbetçi bir taksi şoförüyle tanışmıştık… İlk satırları titrer gibiydi; kıyamadım, cevapladım. Hem şaşırmış hem de çok sevinmişti. Hemen cevap verdi. Onun bu […]
Bilme üstüne… [15 Temmuz 2010 Perşembe]
Bildiğim her şeyi herkesin bildiği peşin hükmüne saplanmasaydım, inanıyorum ki hayatım çok daha kolay geçerdi! En basitinden en zoruna kadar bilmediğim ne varsa insanlardan sorup öğrenmiştim. Bir şeyler biliyordum, evet ama; bilmediğim şeylerin cevapları kendilerinde olan insanlar benim bildiklerimi zaten biliyor, değiller miydi? {*}{*}{*} Çocukluğumdan beri bildiğim her şeyi, herkesin de çocukluğundan beri bildiğini […]
Büyüdüm… [20 Ağustos 2001 Pazartesi]
Büyüdüm… Beni herkesin dinlediğini, ve beni herkesin anladığını zannediyordum… Büyüdüm; Ve beni bazılarının anlamadığını, çünkü beni bazılarının dinlemediğini anladım. {*} Beni herkesin anlamadığını görüp, bazılarının beni dinlemediğini zannediyordum… Büyüdüm; Ve problemin; beni dinlememekten değil, dinleyip de anlamamaktan kaynaklandığını anladım. {*} Beni dinleyenlerin, beni anlamadan dinlediklerini zannediyordum… Büyüdüm; Ve insanların beni anlamadan dinliyor olmadıklarını… Meğer, ancak […]
Elbette kıskanırım gözünde beni görsem [30 Ocak 2001 Salı]
Elbette kıskanırım gözünde beni görsem İsterim ki, bana semayı getirsin. Dursun önümde bulutsuz bir gökyüzü gibi… İsterim ki bir su damlası gibi değsin, gözlerin… İsterim… Ve bunları istemeyi isterim… İşte bunun için kıskanırım… Elbette kıskanırım gözünde beni görsem, kıskanırım; Sende kendimi görsem!.. {*} Bilirim; gökler verir, denizlere rengini… Bilirim; göklerin kamçısıyla delirir, taşar deniz… Bilirim; […]
İmparatorluk Coğrafyasında Diplomasi Koşturmak [02 Ocak 2001 Salı]
Rahîm Er Ağustos 2000 / 13.5 x 21cm / 344 sayfa / bky (babıali kültür yayıncılığı) / (0212) 511 9522 ….. Neredeyse (en azından fikrî) çocukluğumdan beri tanıyor olduğum için söyleyebilirim ki; Rahim Er ciddî, yeniliklere çok açık ve büyük düşünebilen bir büyüğümdür. O, önce “insana” yatırım yapmanın değerini gerçekten bilen… Göğüs cebindeki (pek de […]
