istanbul
…ve Lale Devri [17 Nisan 2011 Pazar]
Fare Devri’nde yaşarken Lale Devri’ni okumak; bizim için tekrar ulaşılması zor bir hayalken bazıları için, o dönemi yaşayıp/yaşatmış olanlara düşmanlık vesilesiydi. “Koskoca imparatorluğu on yılda bu duruma kim düşürdü” sorusuna, ancak “Padişah sattı” cevabını bulmuşlardı! Netice olarak ellerindeydi memleket, yılda bir/iki kere değişiyordu hükümet ve bizler, fillerin güreştiği alanlarda eziliyor, hasımların dövüştüğü meydanlarda vuruluyorduk. Şu […]
Fare devri ve lale devri [15 Nisan 2011 Cuma]
Fare Devri’ni yaşarken, mümkünü yok yeniden bir “lale devri” yaşayacağımız aklımıza gelmezdi!.. Aslında okumaktaydık: Dedelerimiz bir zamanlar dünyalık problemleri aşmışlar, yaşadıkları müreffeh çağa damga vurmuşlar, camilerin bile duvarlarına kuşlar için saraylar yapmışlar, kışın dağlarda aç kalan kurtları bile doyurmak için vakıflar kurmuşlardı… Biz de onların torunlarıydık… Fakat tam da emanet kitaplardan bunları okurken elektrikler kesiliveriyordu. […]
Diş kirası [29 Ağustos 2010 Pazar]
Mahmutpaşa ismini (Eminönü bölgesindeki ticaret merkezi bir semt) diye hatırlarız. Mahmut Paşa ise Fatih Sultan Mehmed Hân dönemi sadrazamlarından biridir ki; cömertliği, hayırseverliği, fakirlere yardım etmekten zevk almasıyla tarihimize geçmiştir. Hele ramazan ayı geldiğinde paşa, kesenin ağzını öyle açar ki verdiği iftar ziyafetleri dillere destan olur… Birçok ihsanın haricinde, bir hediyesi daha var ki […]
Ağ
Bugün size “network”ün ne olduğunu anlatmak istiyorum… Ben Beykoz’a âşığım… Çocukluğumun çoğu Burunbahçe ile Yalıköy arasındaki sahilde geçti. İncirköy parkında misket oynamaktan sonra en büyük hünerimiz balık yakalamaktı. Bir küçük çocuktum. Bir küçük istavrit yakalayıp ve onu çatala takıp, ocakta kızartarak yediğim olurdu…
Ağ [11 Nisan 2010 Pazar]
Bugün size “network”ün ne olduğunu anlatmak istiyorum… Ben Beykoz’a âşığım… Çocukluğumun çoğu Burunbahçe ile Yalıköy arasındaki sahilde geçti. İncirköy parkında misket oynamaktan sonra en büyük hünerimiz balık yakalamaktı. Bir küçük çocuktum. Bir küçük istavrit yakalayıp ve onu çatala takıp, ocakta kızartarak yediğim olurdu… Diğerlerinden farklı olarak, balık yakalamak bir “iş”ti de: Çünkü eline geçeni yiyebiliyor, […]
İstanbul’un simgesi, ne? [02 Nisan 2010 Cuma]
Kaplan, kartal, fil, ayı; çoğu şehrin simgeleri var. Bunlar birer amblem halinde çeşitli hatıraları yaşatırlar… İstanbul’umuzu da hatırlarız; tarihî ada üzerindeki güneşi, Kızkulesi, Ayasofya, Sultanahmet, uçuşan martılarıyla filan… Ama İstanbul “İstanbul” olurken öyle bir hayvan cinsine minnetimiz var ki; maalesef onu neredeyse tamamen unutmuşuz! Fethin başrol oyuncularından biri olan “manda”lardan bahsediyorum. {*}{*}{*} Manda nedir […]
