Eser [02 Mayıs 2010 Pazar]

Esere harcanan zamandan daha fazlası onun rötuşu için gidebilir. Yani duvara malayla harç atıp kaçmak yok! Bir binanın tuğlası örüldüğü zaman ile son boyası yapıldığı zamanki hâli arasında; göğü kapatan cüsse ve yere düşen gölge farkı, yok kadar azdır… Ama ilk anda görülemeyen o kadar çok fark vardır ki, anlatmakla bitmez: İşçilik, zaman, masraf, estetik, […]

2 mins read

Salata sever misiniz? [07 Haziran 2001 Perşembe]

Bazen irkilirim; niye mi?.. Çünkü yazdığım yazıların, birileri tarafından “OKUNABİLECEĞİ” aklıma gelir!.. Yani şöyle; “Eyvah… Ya bu yazdığımı birisi okursa!..” {*} Ben, odamda tek başıma yazarım… Nefret ettiğim şey nedir biliyor musunuz?.. Yazdıklarımın, (elle, daktiloyla veya bilgisayarla yazmam farketmez) ben yazarken okunması… Yazı bitsin, hep beraber okuruz; ama henüz “pişmeden” aşımın parmaklanmasından hoşlanmam… {*} Dedim […]

6 mins read

Kırma fidanlarımı (!) [08 Mayıs 2001 Salı]

(Kalem tutan herkese-2) Babamın bahçesinden üç tane fidan aldım. Köklerin bozulmaması için toprağıyla birlikte sarıp, hafifçe nemlendirdim ve dikkatlice büküp bagaja soktum… Sözleştiğimiz vakitte Yusuf’la (apartmanımızın görevlisi) beraber, tertemiz biçilmiş çimenin uygun yerlerine derin kuyular kazıp güzelce diktik onları. Tam da fidan dikme zamanıydı… Bir iki hafta geçti aradan. İki tanesi, minik minik yapraklarla tebessümler […]

6 mins read

Çöplük çiçek kokmaz (!) [02 Mayıs 2001 Çarşamba]

Günün birinde (aynen sizin de verebileceğiniz gibi) karar veriyorum. Diyorum ki; “Ben yazı yazacağım!..” ….. Diyorum ki yeniden; “Yazacağım yazıların konularıysa şunlar, şunlar, şunlar olacak!..” {*} Yazacağım yazılar; futbolda yapılmış ve yapılmakta olan şikeler olacak… Her gün bir tane yazı çıkarabilir miyim bu konularda?.. Evet. Elbette… Ben yazı yazacağım ve seçtiğim konular; dağlar ve dağcıların […]

4 mins read

Gaz odası (!) [27 Nisan 2001 Cuma]

Gaz odası (!) (Kelem tutan herkese!..) Hastanenin, bizim grup tarafından buluşma yeri olarak belirlenmesi; o günlerde orada yatan arkadaşımızı bırakın, diğer hastalara dahi büyük bir moral olmuştu. Ona uygulanan sıcaklık, oda arkadaşlarına da sirayet ettiğinden, koğuşun ısısı tatlı tatlı yükselmişti. Hal böyle olunca; çekilen acılara rağmen, tebessümlerin suratlarda açılması ve minik kahkahaların kapı önlerinde duyulması […]

5 mins read

İlk yağmurun suları [19 Mart 2001 Pazartesi]

Bir kabın açlığı; içindeki boşluktur… Sabahlara kadar kitap okuduğum ve okuduklarımı (neredeyse) ezberlediğim yaşlarımda koymuş olsaydı birisi benim önüme Sadi’nin muhteşem kitaplarını; Biliyorum ki ben, şimdi “başka kilometrelerde” olurdum!… {*} Bu lafı çok söylemesem bile, çok düşünmemin sebebi, asla; “Biz zamanında okuyacaktık (veya şunu şöyle yapacaktık), şimdi iş işten geçti” demek değildir… Ya nedir? Şudur […]

5 mins read