3 mins read

Tarzan’ın televizyonu (!) [11 Mayıs 2001 Cuma]

Bir yanda Tarzan(lar) var, diğer tarafta ise Ceyn(ler)… …..
Tarzan; goril gibi davranan kayıp insan yavrusu…
Tarzan; biraz maymunca, biraz aslanca, biraz ayıca, biraz filce, biraz bilmem neyce konuşmaya çalışan…
Yani Tarzan; bunca “dil” arasında dilsiz kalan zavallı!..
…..
Ceyn ise ormana düşmüş dil güzeli!..

{*}

Şimdi, kim; neyi seçmeli?..
Ceyn mi dilsizliği, “dilsiz”ler mi dili seçecek?..
Biraz maymunca, biraz aslanca, biraz ayıca, biraz filce, biraz bilmem neyce konuşan Tarzan unutmuş artık, baksana; annesinin ve babasının dilini!..
Ceyn ise, hoş sesler çıkartan ve üstelik kendisine benzeyen bir mahluk…
Aslında, bu cazip yaratık için bir ömür boyu muz toplayıp, ceviz taşıyabilir Tarzan!..

{*}

Her hikâye başka başka uzayıp gidiyor, mâlum…
Romanlarda farklı, filmlerde farklı, çizgi romanlarda farklı, animasyonlarda farklı…
Ama hepsinde medenî insanın beklentisi şu yönde;
CEYN, ORMANDAN KURTARILMALI!..

{*}

Peki niçin?..
Çünkü Ceyn, Tarzan’ın yanında kaldıktan bir süre sonra, belki onlarla anlaşmaya başlayabilecek… Ama o tuhaf uluma ve uğultuları, sürekli duyduğu garip sesleri kendi konuşmasına karıştıracağından, lisanını unutacak…
Halbuki tersi olursa… Tarzan, yani o biraz gorile, biraz ayıya, biraz aslana benzemiş adam bile “insanî” özellikler kazanabilir… Sadece kâfi gelecek kadar bile olsa, “insanca” konuşabilir!..
…..
Ne dersiniz?..

{*}

Evet… Şimdi karşımızda bir televizyon var ki; SITMA YAYAN BİR ORMAN gibi!.. Mikrop taşıyan sinekler gelip, bizi DİLİMİZDEN DİLİMİZDEN SOKUYOR!..
…..
Ve iki yol var şimdi bizim için;
Birincisi; Ceyn’i ormandan kurtarmak, Tarzan’ı medeniyetle tanıştırmak ve ormanı ıslah edip hastalık yaymasına mani olmak…
İkincisi; “Ne güzel kelebekler var, ağaçlara da bayıldım, şu heybetli goril hazır avlanmaya gitmişken yavrularıyla oynayayım” diyerek kendimizi meşgul edip, KARANLIĞIN VE İLKELLİĞİN TECAVÜZÜNE RIZA göstermek!..

{*}

Tercih hiç kimsenin değil, bizden başka…
Tercih; önündeki iki yol olduğunu fark edenlerin.
Tercih; “Ben dilime sahip çıkabilir, onu koruyabilirim” diyenlerin.
Tercih;
“BEN MEDENİ BİR İNSANIM… TARZAN’I SEVSEM VE ONA YARDIM ETMEYİ DÜŞÜNSEM DE, MEDENİYETİ ÖNCE KENDİM HAK EDİYORUM” diyebilenlerin…
Tercih;
“Ben de onun gibi olmak istiyorum” diye yerinden fırlamak yerine, önce;
“O DA BENİM GİBİ OLMALI” diye karar verebilenlerin…

{*}

Anlamayan kaldı mı buraya kadar, anlatmaya çalıştıklarımı;
Tarzan, sadece bir fantezidir, HİÇBİR MEDENİYE UYMAYACAK OLAN!..
…..
Ama televizyonlarımız?..
Maalesef onlar, artık “Tarzan’ın televizyonları”;
…..
Sokaklara biraz maymunca, biraz aslanca, biraz ayıca, biraz filce, biraz da bilmem neyce “lisan” akıtan “boru”lar!..

{*}

Bir yanda Tarzan(lar) var, diğer tarafta ise Ceyn(ler)…
…..
Tarzan; goril gibi davranan kayıp insan yavrusu. Yani bunca “dil” arasında dilsiz kalan zavallı!..
Ceyn’se, vahşi ormana düşmüş diller güzeli!..

{*}

Şimdi, kim neyi seçecek?..
Ceyn mi, anne ve babasının dilini çoktan unutmuş. Tarzan’ın çıkarttığı anlamsız sesleri tercih edecek;
Yoksa “dilsiz”ler mi, kökleri-temelleri olan…
Dedelerin torunlarına masallar anlatabildiği, torunların da kendi dedelerinin konuştuklarını anladığı dili seçecek?..
…..
Daha da mühimi;
SEN, neyi seçeceksin?

Stop
Muammer Erkul
11 Mayıs 2001 Cuma

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir