1 min read

Yâr değildi Leyla[22 Temmuz 2005 Cuma]

Yârinin söylediklerini kendisine duyuran telefona “Leyla” diyordu ya Mecnun… Ve onu yanından ayırmıyordu ya…
Bunun için.
Yani bir telefona “Leyla” dediği için, “deli” diyordu insanlar ona…

{*}

Mecnun, kendisine, yârinin suretini gösteren fotoğraf makinesine de “Leyla” diyordu…
Sanki Leyla’nın babasını görmüş gibi hürmet ediyordu, elinde fotoğraf makinesi olan bir adam görse…
Elini uzatmak, dokunmak, öpmek, koklamak geliyordu içinden; bütün fotoğraf makinelerini… Fakat… Daha onlar;
“Dikkat edin şu deliye. Kırmasın fotoğraf makinesini” demeden…
“Dokunamam, diye mırıldanıyordu kendi kendine…
Çünkü dokunursam…
Kırılır belki Leyla’m!..”

{*}

Bütün dürbünlerin… Bütün mektupların… Bütün radyoların… Bütün dolmuşların, otobüslerin, gemilerin, uçakların ve her şeyin adı “Leyla”ydı elbette Mecnun için…

{*}

Ahh, Mecnûn!…

{*}

Mecnun; deli biliniyordu…
Ama Mecnun, asıl; telefonu, fotoğraf makinesini, dürbünü, ve her hangi bir başka şeyi “yâri” bilseydi deli olurdu…
Hâlbuki…
Leyla; kitaptı!..
Leyla; gazeteydi…
Leyla; dürbündü, telefondu, veya herhangi bir cihaz, makine, vasıtaydı; yâr değil…
…yâr değil!..

{*}

Leylâ’yı yâr sanmak…
Yâr’e Leyla’dan bakmak…
..başka şey!

Stop
Muammer Erkul
22 Temmuz 2005 Cuma

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir