1 min read

Yolcuya 1’inci tarif [18 Ekim 2007 Perşembe]

Yazık!
Her adımda bin çile çekiyorsun, ayak diriyorsun; boynun kanayacak, çenen çıkacak…
Daha kötüsü; ipin kopacak!

{*}

Mecnun; yâr diye, bir meçhulün eline vermişti ipini…
İpiyse, bir köpek tasması gibi boynunu sıkıyordu…

{*}

Bir an unutsaydı Leyla’yı;
Kendi ipini çekerdi ağzı köpürünceye, dili sarkıncaya kadar!
İpin diğer ucunun şurada, yerde, kendi önünde duruyor olması önemli değil, derdi…
İpin bu ucunun, senin boynunda olması önemli!

{*}

İpin diğer ucunun sahibi var, derdi…
İpin diğer ucunun sahibi; senin sahibin, sen onun kölesinin!
Köle, haddini bilmeli!

{*}

Kölenin işi; itaat etmektir sahibinin işine…
O isterse tutup çeker ipinden, istemezse orta yerde bırakır, sana ne!
Sen ipin bir ucuna sadık kalmakla vazifelisin;
Diğer ucundan mesul değilsin!

{*}

İyileşmek istemeyene hekim ne yapsın?
İçmediğin ilaçlar tedavi edemez seni!

{*}

Her adımda çıkıp giren kundura gibisin; topuğun kan revan!
Sıkıştırsan ayağını, ya da sıksan ayakkabının ipini; her adımın bir öncekinden daha yavaş olmayacak!
İnsanlar bomboş duvarlara bakıyor, görmüyor musun?
Çakılmamış çivi gibi sandıkta durmak hoşuna mı gidiyor?
Duvar şurada, sen orda;
Bu hatt nereye asılacak?

Stop
Muammer Erkul
18 Ekim 2007 Perşembe

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir