Alamanya muhabbetleri! [21 Eylül 1999 Salı]

Alamanya muhabbetleri!

Bir yıldır görmemişim… Gecenin yarısı sesini duyar da durur muyum?..
Otobana çıktığım gibi onbeş dakikada sesinin geldiği yerdeydim.
Çoğunuzun gündemindedir ya bu aylarda “Alamancı” muhabbetleri.
Alın bir tane de benden:

Sarı bir Alman hatunu, apartmanın önündeki konteynere çöpünü dökecek… Ama bakıyor ki dolmuş. Üzerine çıkıyor, bastırmak için…
İşte o an “gaytan bıyıklı” aslan gibi bir Türk erkeği durumu görüyor ve çöpün en üstündeki sarışın Alman hatunu “kapıyor!..”
“Ciyaaak!..”
Sesini duyan kocası pencereden bakıyor ki durum vahim, bağırıyor:
“Heey!.. Ne yapıyorsun?..”
“Bu henüz kullanılır halde” diye cevap veriyor bizimki.
“Boşu boşuna çöpe atmışsın!..”

Trafik kurallarına uyar mısınız?..
Alman gazetelerinde “kaba etleriyle” meşhur olan Türk’ün hikâyesi de şöyle:
Adamın canına “tak” demiş. Yolunun üzerindeki cihaz, onun her geçişinde plâkasıyla beraber ön camının fotoğrafını çekiyor, o “gayet net fotoğraf” birkaç gün sonra evine geliyor… Adam da kendi resmine bakıp cezayı ödüyor ve puanı eksiliyor.
Kısa süre sonra da ehliyetini alıyorlar elinden.
İşte o gün arkadaşını arıyor bizimki.
“Benim arabayı kullanacaksın” diyor. Cezayı ben ödeyeceğim. Ama sen o noktadan gazı kökleyerek geçeceksin.”
Tamam mı, tamam…
Oraya yaklaşırken; öndeki yolcu koltuğunda oturmuş olan ehliyetini kaptıran Türk, arkasını dönüp, “fora” vaziyetine geçiyor!..


Polis, o gün gizli kameranın çektiği fotoğraflar arasında çıkan bu acaip resmi birkaç tane fazla tab ediyor olmalı…
Çünkü arabanın ön camı ve plakasıyla, yolcu koltuğunda otururken ayağa kalkıp ters dönen ve çıplak bagajını ön cama dayamış olan araba sahibinin görüntüsü bütün yerel basında neşroluyor!..

——————————————————–

Ölü saatleri öldürmeyin!

Ölü” saat!.. Ne demek bu?
Eğer doğru anlıyorsam; uyurken veya dinlenirken geçen zamandan değil de, boş boş “tüketilen” bulunmaz bir hazineden söz ediliyor böyle denince.
Ölü saat!
Ne demek bu?

Bir manda arabasının ölü saati olabilir, anlarım. Ama mandalar bile boş zamanlarında geviş getirir!.. Yani “bir süre önce” kopartıp yuttukları otları “çiğnemeye” alırlar!..
Atlar istirahat ederken hayal kurar, rüya görürler bilirsiniz değil mi?..
Sahi;
Ölü saat ne demekti?

Ölü saatlerin var olduğuna inanmam çok daha zor benim için; “kadledilmiş” saatlere inanmaktan!
Ölü saat mi var sizce, öldürülmüş saat mi?

Masayı çekin ortaya. Üzerine, bulabildiğiniz en büyük saati koyun.
Sonra bir sandalyeye oturun.
Onu dinleyin.
“Tik, tak, tik, tak, tik…”
Saat!..
“Tik, tak, tik, tak…”
Yanlış duyuyorsunuz… Dinleyin:
“Dan… Dan… Dan…”
Anlamadığım; hayatlarının pek çok değerli vakti saniye saniye “vurulan” insanlar nasıl oluyor da acıyla kıvranmıyor?..
Acıyla…

Biliyor musunuz; acınızı paylaşamayacağım sizinle. Neden mi?..
Çünkü bu konuda herkese kendi acısı yeter!
Ama acıdığım insanlar, elbette ki “vurulduğunun” bile farkında olamayanlar!

“Tik, tak, tik, tak…”
Dinler misiniz lütfen o sesi:
“Dan… Dan… Dan… Dan…”
Saniye saniye “vuruluşumu” dinlemek yerine, demin okuduğum bir bölümü düşünüyorum şimdi. Diyordu ki;
“Bir manda arabasının ölü saati olabilir, anlarım. Ama mandalar bile boş zamanlarında geviş getirir!..”

——————————————————

Çok ilginç

Herkes bilir ki herşey atomlardan meydana gelir…
Atomlar; o kendi içinde dönüp duran… Sanki bir güneşe ve onun gezegenlerine benzeyen “şey”ler.
Hiç düşündünüz mü bunların büyüklüğünü?
Duyuyor insan, okuyor ama algılamak pek mümkün olmuyor.
Bana bu konuda yardımcı olan bir yazı okudum. Diyor ki:
“Bir insan gece gündüz 65 yaşına kadar devamlı saysa, bunca yılda ancak 3 milyara kadar ulaşabilirdi.
Kadın erkek bütün dünya nüfusu, başka hiçbir iş yapmadan sayı saymaya ömür harcasaydı, bir toplu iğnenin başındaki atom sayısını ancak sayabilirdi…”
Bana çok ilginç göründü. Sizce de öyledir herhalde.

Stop
Muammer Erkul
21 Eylül 1999 Salı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir