Duygu Bahçemiz (ZORAKİ – İlhan Palalı)
Titredi kaldı nabzım yarım kalan sözümde Nihayet verdin gene kırık dökük zamana Zoraki bir tebessüm ardın sıra yüzümde Bir perde de sen çektin silik sönük zamana… Kopacağı belli idi böyle çürük ipeğin Yüreğim parça parça; işte oldu isteğin Bir bomboş çuval imiş bana olan desteğin Toz duman oldum yine sırtım dönük zamana… İlhan Palalı
Duygu Bahçemiz (HÜZÜNLÜ ŞENLİKLER – Reyhan)
Dün Babıâli Şenlikleri’nin başladığını okumuştum gazeteden… Sonra senin de pazar gün katılacağını okudum dün, bugünkü yazından… Gece istemesem de kablolarım karıştı, sigortalarım attı! Onun için "iyi olacağım…" demiştim bugün… Sen de "klozete su çektirttin" ve "gönderttin"! 🙂 Sanki Pazar gün orada bulunamayacak tek kişi bendim… Sanki seni hiç göremeyecektim; o gün olmayan (olduğu […]
O & Ben (Sifonu çekmek…)
Ben: NASILSIN:) O: Teşekkür ederim 🙂 iyi olucam Ben: İyi oldun bile 🙂 iyisin. Çünkü… "İyi olucam" demek çok güzel bir söz. Bir karar, iyi olucam demek. Klozete su çekicem demek gibi bir şey! O: 🙂 Ben: Çek sifonu dertlerinin, sıkıntılarının, kafana takılanların üstüne hadi, haadiii!.. Aksın gitsin. … Gitti mi? 🙂 Gitmiştiiir… O: :)) […]
Duygu Bahçemiz (NASİP İŞİ – Mustafa Metin Tamer)
Fahri Öztürk Abi’nin bir sözü hep kulağımda. (Mekânı cennet, dercesi âlâ olsun…) Birgün benim de içinde bulunduğum gençlere seslenirken: "Bu sohbetler nasip oluyorsa size, zannetmeyin ki kendinizden. Ya soyunuzda bir şehit vardır, ya bir Allah dostu vardır, ya da siz dua almışsınızdır." Fahri Abi’nin ve daha nicelerinin ruhlarına Fâtihalar olsun… Çok sevdiği Mübarek Hocalarını anlatırken dahi […]
Olcay Yazıcı’nın ardından…
Osman Olcay Yazıcı vefât etti… Türkiye Gazetesi’nde İrfan Özfatura’nın hazırladığı 19 Eylül 2010 Pazar tarihli İz Bırakanlar sayfasında arkadaşlarının dilinden şöyle anlatıldı Olcay Yazıcı: Arkadaşlarının dilinden Osman Olcay Yazıcı ŞAİR ÖFKESİ Olcay Yazıcı’yı ilk defa dinleyenler öfkesinden ürkebilir ama dostları onu iyi tanır, huzursuz olmazlardı. Babıalinin asabi çocuğu masa yumruklasa ne olur, bilirler ki birazdan tebessüm dağıtacaktı. […]
Duygu Bahçemiz (DÜNYAYA NE KADAR KÜSMÜŞLERDİ? – Gürsel Çopur)
Kapısını kapatmıştı… Kapalı bir ortamın zerafet atmosferine tebdil olmasını bekleyecek liyâkati de kendinde bulamamış olacaktı ki, buruk bir pişmanlık duygusuna müptela oldu. Kimdi bu çaresiz? Anlamayacak halde buldu kendisini. Yaşamın kılcal damarlarında “detay insanı” olma düşünden vazgeçmeyi bir türlü başaramamıştı. Bu bir kayıp değildi aslında, acele karar vermenin kararsızlığında bocalayıp duruyor olması; insanlar arasında bu […]
Duygu Bahçemiz (DÜNYA SEVGİYLE DÖNÜYOR – Hicran Seçkin)
Dünya sevgiyle dönüyordu. Dünya sevgiyle dönüyordu da, ne olmuştu böyle birden? Dönemez olmuş, durmuştu sanki bir anda. Ve durduğu an gecede kalmıştı zaman da. Gecenin karanlığı aydınlığa dönemez olmuştu dünyanın bir yanında. Geceydi artık zaman, hep gece… Işığa âşık çocuklar çığlık çığlığa ağlaşıyordu. Anneler çaresiz gözlerle bakıyor, umutsuz sözlerle teselliye çalışıyordu. Çiftçi tarlasını ekemiyor, terzi […]
Duygu Bahçemiz (ANA BABA VE HOCA – Hicran Seçkin)
Bugünkü (yani 18 Eylül 2010 Cumartesi tarihli) Türkiye Gazetesi’nin M. Ali Demirbaş’ın hazırladığı Sohbet isimli köşesinde bir yazı vardı ki, tadı damağımda kaldı… Yazının özeti nedir dense; "Sevgi, sevgi, sevgi…" derim sanırım. Eğitimde yapılan en büyük yanlışın ne olduğu… Doğrusunun ise "ne" ve "nasıl" olması gerektiği öyle tatlı bir dille anlatılmış ki bu yazıda… "Aşk Mektebi" […]
16.09.2010 – Olcay Yazıcı’nın ardından… – Ünal Bolat / www.turkiyegazetesi.com
Gazetecinin kaderidir bu… Kendi gazetesinde bir gün gelir kendisi haber olur… Osman Olcay Yazıcı, sanat ve edebiyat dünyasında şair ve yazardır. Ama o esasında emektar bir gazetecidir… İroniktir, sarı basın kartını yeni aldığı günlerden birinde “Belediye otobüs şoförü, bir elimdeki sarı karta bir de bana baktı. Sen mi gazetecisin?” diye inanmadı. Beni otobüse almadı iyi […]
13’ün atları!.. [30 Mayıs 2010 Pazar]
Aynı şey, hem de aynı zamanda, bazısına ümit bazısına korku; bazısına sevinç bazısına keder olabiliyor… Bunun en açık örneklerinden biri 13’tür… Bizans falcıları ve çoğu din adamlarının hayatı hurafelerle geçiyor, her rakam ve olaydan uğursuzluklar çıkarıp bunu insanlara aşılıyorlardı… Surların önüne gelen Müslümanların sevgili Peygamberinin doğum yılının rakamlarını da topladılar; 5+7+1 ve 13 sayısını buldular. […]
Eksonya’yı batırmak -2-
Eksonya lafını (ölmüş iş) anlamında söylemiştim dün, organizasyon kurucuları için… Bu söz sadece network iş ağı için değildi; hemen her çalışma grubu için geçerlidir. Dünkü yazı; “önce kendin hayatta kalmazsan başkalarına yardım edemezsin”, diyordu… Bugünkü de ona yakın ve çok önemli bir şey söyleyecek:
Eksonya’yı batırmak!
Doktorların; “eks olmuş” veya benzeri ifadelerle bahsettiği kişinin sakın ola grip, kızamık filan olduğunu sanmayın. Dosdoğru mezarcıyı arayın!.. Eksonyalıları (X) eden ise kendi tercihleriydi. Sadece birkaç örnek bunun sebebini açıklamaya yeter:
Sevmek, bir de nedir…
Boyun omurlarında problem olmuştu; bazı hareketleri yaptıkça derin ağrılar, sabit kaldıkça da yanmalar oluyordu… Boyunluk verdiler, taktı. Şu kadar zaman çıkarmayacaksın, problemli omur iyice dinlensin, dediler. Bahsedilen zaman geçti. Bu süre içinde boyunlukla iyice korunan omurların hiçbiri zorlanmamış, ağrı ve yanmaları susmuştu! Sonunda hür kaldılar. Fakat ilk sert hareket çoğunun felaketi oldu. Çünkü problemli omur […]
Kargı ve fidan
Çağlar Network Türkiye’mizin gerçeği olarak 15 Martta başladı ve hızla “dünyanın bir gerçeği” olma yoluna girdi. Sıfırdan başlamış bir network yani iş ağının iki ayda on bin kayıt sınırına dayanması, yeryüzünde görülmüş hadise değildir!
“Kim” olacaksın?..
Mahallenizin nüfusu kaç kişi? Şehrinizde ne kadar insan var? Şu anda ülkemizde ve dünyada yaşayanların sayısı nedir? Şimdi, bir de bu soruların yüz sene önce sorulmuş veya yüz yıl sonra da sorulacağını düşünün, bakalım ne göreceksiniz!
Dip, ne işe yarar? [23 Mayıs 2010 Pazar]
Dibe vurduğunu söyleyen biiir sürü insanlar aslında yalan söylüyor! Çünkü süklüm püklüm dolaşıp, sağa sola derdini dinletmeye çalışmak çoğunda alışkanlık hâline gelmiş… Anne şefkatine sığınıp nazlanmayı özleyenler, beyhude kucaklar arıyor! {*}{*}{*} Durmakta zorlandığımız suyun seviyesini, üstelik çoğu zaman kendimiz yükseltmekteyiz; ..kendi gözyaşlarımızla: “Ben tam da suyun üstünde kulaç atacaktım, işte ne olduysa o zaman oldu, […]
Şelale – 2
Yaşadıkça tüketmek zorundayız ve bu ürünleri bir yerlerden alıyoruz. Ürün kalitesi elbette çok önemlidir. Satış metodunu firma belirler… Klasik yöntemde kârı; pazarlık, kira, maaşlar, reklâm vs eritir. Krizler ise batmak için sebeptir. Diğer yol ise; en kaliteli ürünü üretenlerle anlaşıp, bilinen masrafları ortadan kaldırıp, kârı sisteme üye olan müşteriler arasında paylaşmaktır. Burada zarar ve iflas […]
İstanbul’da Tuğra Sergimize Davetlisiniz
Merhaba Tuğra Dostları, Uzun zamandır sizlere yazmak için bir vesile olmamıştı. Ama bu ay içinde İstanbul’da gerçekleşmesi söz konusu olan sergimizi duyurmak istedim. Yer: Yıldız Sarayı Müzesi Beşiktaş / İstanbul Tarih: 18-24 Mayıs 2010 (Müzeler haftası boyunca) Konu: 35 adet 45×45 cm ölçülerinde altın yaldız varaktan kesme yapıştırma Osmanlı Tuğra Takımı ve bir adet 75×75 […]
DARÜŞŞAFAKA duyurusu
Çevrenizde 3. sınıfa giden, babası hayatta olmayan, maddi imkanları kısıtlı ve fakat kaabiliyetli çocuklar varsa, LÜTFEN bu maili aileleriyle paylaşın! Kimbilir, belki bir çocuğun ve ailesinin hayatını kökten değiştirebilir, onlara hayal bile edemeyecekleri bir dünyanın kapısını açmış olabilirsiniz. İLKÖĞRETİM’DEN ÜNİVERSİTE’YE ÜCRETSİZ KOLEJ EĞİTİMİ DARÜŞŞAFAKA’DA!! DARÜŞŞAFAKA, HAYATI EĞİTİMLE DEĞİŞTİRİYOR! * Babası hayatta olmayan * Maddi imkanları iyi […]
Hatıralar Sokağı (ÖĞRETMEN OLMASINDA KATKISI OLDUĞUNUZ BİRİ – Hanifi Aktaş)
Selam, 22 Nisan tarihli yazınızı okuyunca sizinle aynı duyguları paylaştım. Ben kim miyim? Belki bir hayran, belki de öğretmenliğinde katkısı olduğunuz biri. 1999 tarihinde Marmara Ünv. öss sınav soruları çalındığında ben de sınava girecektim ama aile zoruyla. Sorular çalındığında sınav ertelenince bayağı öfkelenmiştim hatta küfür bile etmiştim, yeniden aynı stresi yaşayacağım diye. Tâ ki sizin […]
