Hatıralar Sokağı (EKMEK SARILAN GAZETE KÂĞIDI – Gönül)

Merhaba STOP. Sizi 2000 yılından bu yana tanıyorum. Yazılarınızı takip ediyorum demeyi çok isterdim ama maalesef batıya göre biraz, hatta çok doğuda kalmış orta halli bir ailenin çocuğuyum. Sizin yazılarınızla ilk defa bir bakkalda ekmek alınca ekmek üşümesin diye verilen bir parça gazetede tanıştım ve o zaman daha ilköğretim 6.sınıf öğrencisi olan meraklı bir çocuktum. […]

3 mins read

Bir karınca trajedisi! [25 Nisan 2010 Pazar]

Karıncanın, kocaman bir arazi ortasında nasıl çalıştığına hiç baktınız mı? Ona lazım olan tek şey; içindeki tutkudur! Ağzındaki kum tanesiyle delikler içinde tırmanmaktadır. Karanlıık, deriin, dolambaçlı, uzun, soğuuk, bazen tehlikeli de olan bu belirsizliğin içindeki en büyük kılavuzdur; ümit… Önce hisleriyle yön arar, yol bulur. Sonra karanlıkta önünü seçmeye başlar karınca, tırmanır… Yüzüne ışık vurur, […]

2 mins read

Köylüler nerden biliyor? [28 Aralık 1999 Salı]

Köylüler nerden biliyor? (Dün de bahsetmiştim “eski” takvimden… Hah, işte yine onunla ilgili yazacağım. Bakın geçenlerde ne oldu…) Takvimi sık sık karıştırıyorum ya; biliyorum, 12 Aralık Pazar günü Kasım’ın 35’idir… 35 Kasım’a “Karakış Fırtınası” kaydı düşülmüştür. Bunları biliyorsan, “ukalalık yapma hakkı”na sahipsindir(!) Ramazan’ın üçüncü günü iftara gittik. Büyük baş hayvan da besleyen ev sahibi çiftçilik […]

11 mins read

Bilgiye ceza (!) [27 Aralık 1999 Pazartesi]

Bilgiye ceza (!) Herkes gözleri görmeyen o kızcağızı konuşuyordu bir zamanlar. Gerçekten çok ciddî rakiplerle yarışıyor, ama her defasında turu geçen o oluyordu. Yanlış hatırlamıyorsam finali de o kazanmıştı. {*} Yüzünde her an hoş bir tebessümü ve zehir gibi hafızasıyla gelip gündemimize oturmuştu. Demek ki sekiz-on yıl öncesine kadar “bilgi” önemliymiş… Kültüre değer veriliyormuş… Üstelik […]

8 mins read

Bin yıl bitti ansızın(!) [03 Ocak 2001 Çarşamba]

Yeni BİNYILIN ilk yazısını yazıyorum… Bu, bir KOMEDİ yazısı olacak… Çünkü, biliyorum ki bazıları çok gülecek bu satırlara. {*} Sahi, nedir komedi?.. ….. Bi.. bi.. bil e mm, mm m myo… bilem miyorum ki!.. ….. Buna benzer bir sun’î ıkınıştaki "bilemiyorum" kelimesi o kadar çok kullanıldı ki sinemalarda, tiyatrolarda ve televizyon programlarında; artık bunlardan kekeçoğlanlar […]

6 mins read

Kesit! [01 Temmuz 2000 Cumartesi]

Kesit! Herşeyi yaşarsın ya, dedi… Herşeyi yaşarsın yaa! Ve ufka bakıp konuşmaya başladı… En aşırı sevgileri ve en sonsuz nefretleri bir insanda toplarsın ya, dedi… İşte öyle.. Bir hareketi ile yüreğinin taa derinliklerinde hissedersin, bir hareketi ile yüzüne tükürmek istersin ya, işte öyle, dedi… İşte! Dedi, ufka yakın olan balıkçı teknesini göstererek… Ben de böyle […]

5 mins read

İntihar ne demek? [29 Şubat 2000 Salı]

İntihar ne demek? Daha dün yahu… Daha dün gibi Osmanlı’nın bu topraklardan silinip yok olması. Hanedan terk-i diyar eyledi de tebaa buhar olup uçmadı ya! Onlar bizleriz… {*} {*} {*} Osmanlı vatandaşları hâlâ aramızda yaşıyor. Geçen gün belediye otobüsünde bir amca ile konuşmaya başladık; Mustafa Kemal’in nutuklarını dinlerken yirmi yaşlarındaymış. Yanımda oturuyordu dimdik… Anlatıyor ve […]

7 mins read

Kimsesizliğime düştün [8 Şubat 2007 Perşembe]

Yeşildi dünyam, maviydi… Bir de kahverengiydi. ….. Beni bir ürkek ceylanlar tanırdı, bir de çingene serçeler… Yalnız kuşların sesi gelirken kulağıma bir de kavak yapraklarının… Sen; {*} Durgunluğuma düştün… Ve büyüdün içimde büyüdüün, büyüdün; Sudaki halkalar gibi. {*} Yeşildi dünyam, maviydi… Bir de kahverengiydi; sen, bana düştüğünde!.. Bakışların, kendi ortasından büyüyen sıcak halkalar gibi iç […]

1 min read