Aldığımız; “gülüş”tü (!) [06 Mart 2001 Salı]
Aldığımız; “gülüş”tü (!) İlk defa bu bayramın arefesinde farkına vardım… Çarşı-pazar dükkan dükkan dolaşırken; İnsanlar aslında “gülüş” alıyorlardı kendilerine!.. {*} “Ustacığım be, şu gülüşün 25 numarası kaldı mı? Kırmızı olsun, kızım için…” “Doldursana şurdan bana da yarım kilo karışık gülüş!..” “Bu dar geldi, sen bana 38 bedenini ver bu gülüşün…” ….. Gülüşler, gülüşler, gülüşler… Ne […]
En kestirme yol [05 Mart 2001 Pazartesi]
En kestirme yol Aklımın kesmeye başladığı yıllarda zannediyorum ki; bu tartışmalar sadece o yıllarda olacak… Sonraki zamanları yaşayıp, önceki zamanları okudukça anladım ki; değilmiş, her dönem “ya sabır” diyecek inananlar yaşayacakmış… {*} O zamanlar ne tartışılıyordu biliyor musunuz; denize girmenin veya sakız çiğnemenin oruç bozup bozmayacağı. Aradan geçen bunca zaman içinde; her mübarek ay ve […]
İhlas Vakfı’nı hakikaten tanıyor musunuz? [02 Mart 2001 Cuma]
İhlas Vakfı’nı hakikaten tanıyor musunuz? İhlas Vakfı’nı pek çoğunuz benden iyi tanıyorsunuz, biliyorum. Fakat dileğim odur ki; henüz tanımıyor olanlar da en azından, sadece benim kadarcık ilgilensinler bu vakıfla ve en azından benim kadarcık tanıyabilsinler… (İnşallah) O zaman onlar da bu işe seve seve kalplerini koyarlar… “İhlas Vakfı” ismindeki bu şemsiyenin bir ucundan tutarlar… Altındaki […]
Ben özgürüm!.. [01 Mart 2001 Perşembe]
Ben özgürüm!.. Hani şu; “Akıl, boza ve saire” isimli yazı çıktı ya… Hah, işte o yazı okudukça daha da fazla hoşuma gitti. “Ben eskiden de akıllıydım, diye başlayıp, hani (bir anlamda); “Her şeyi bilecek kadar AKILLI’lıktan, HİÇBİR ŞEYİ BİLMEYECEK KADAR AKILLANMAYA terfi etmeyi anlatıyordu bu yazı, MERAKLISINA! (Peki niye meraklısına? Çünkü merak etmeyene, sormayana, öğrenmek […]
Saksıda kurban kesilmez (!) [28 Şubat 2001 Çarşamba]
Saksıda kurban kesilmez (!) Kendimizi ne hallere soktuğumuzun resmidir esasında (!..) ….. Kurban işi, köylerde veya bahçesi olan evlerde o kadar problem değil de, büyük şehirlerde yaşayanlar için gerçekten sıkıntı… “Bizim oturduğumuz apartmanın merdivenlerine yetmiş yedi hanenin kapısı açılıyor” desem, bu yazıyı yetmiş yedi haneli bir köyde okuyan arkadaşım benim dalga geçtiğimi falan sanacak!.. Ama […]
Sorular ağrıya benzer!.. [27 Şubat 2001 Salı]
Sorular ağrıya benzer!.. (…dört gün sonra) Biliyordum ki sorsam, aynı cevabı alacağım. Dedem diyecek ki; “Ona öğrenmesi için… Sana da düşünmen için tam dört koca gün verdim; niye tembellik edip bana soruyorsun. Hem cevabı Cuma günü beraber öğreneceğiz inşaallah.” ….. Düşünüyordum; Bir soru sorulmuş, dedem de kısaca bir şeyler anlatmış, ardından incecik bir kitap vererek; […]
Gülümseyişleri süz bana [26 Şubat 2001 Pazartesi]
Gülümseyişleri süz bana ……… (Bu yazıdan sonra, gönüller sultanı Hz. Mevlânâ’dan bir hadise aktaracağım. Biliyorum ki siz çarpılacaksınız! En derininizden sarsılacaksınız. Ama önce, hadi birkaç satır konuşalım…) ……… Anlamıyorum, sanki herkes tok da, bir ben açım!.. Sanki herkesin bir eli yağda bir eli balda da bir benimki acıya, zehire bulanmış… Sanki herkesin başına bereketli yağmurlar […]
Her soru bir ağrıdır… [23 Şubat 2001 Cuma]
Her soru bir ağrıdır… O gün onu ben götürmüştüm muayenehaneye. Doktoru şikayetini sordu. Anlattı annem. ….. Uzun bir sessizlik oldu. Sonra önündeki dosyaya bakıp nefes alan doktor kesin bir ifadeyle; “Bir daha bu tekrarlanırsa, sizi hastam olarak asla kabul etmem, dedi…” Biz anlamamıştık. Özellikle de ben hiçbir şey anlamamıştım, anneme baktım sadece… {*} Doktoru şöyle […]
Akıl, boza ve saire… [22 Şubat 2001 Perşembe]
Akıl, boza ve saire… Biliyor musunuz, ben eskiden de akıllıydım. {*} Eski deyince “şimdi”den söz açmak gerekti değil mi?.. Şimdi, evet şimdi bu yaşıma rağmen yüzde yüz orijinalim!.. İnanın dişlerim bile porselen değil. Hatta sona kalan şu 4 tane dişim de çıkabilse (birkaç dolguyu saymazsanız) 32’si birden “tamam” olacak… {*} (Yedi yıla yaklaştı bu köşe […]
Büyüyorsun, büyüyorum; büyüyoruz! [21 Şubat 2001 Çarşamba]
….. Ya büyümeye uğraşmasaydık böyle kan-ter içinde… Ya konuşmaya uğraşmasaydım seninle, ya mektuplar yazmaya çalışmasaydım sana… Ve sen; ya okumaya, dinlemeye ve anlamaya savaşmasaydın!.. Yani, ya olmasaydın… Ya olmasaydın! ….. Farkında mısın, bilmiyorum… Peki, ben farkında mıyım? Onu da bilmiyorum! ….. Ama bilmemiz gereken bir şey var ki, o da şu; Büyüyorsun!.. {*} Büyümen demek, […]
Çıngıllı avize [20 Şubat 2001 Salı]
Çıngıllı avize Bir evin çatısını tutar gibi; mutlu ve başarılı bir evliliği ayakta tutan ana direkleri saymaya çalışır mısınız?.. Yo, bu sınav sorusu falan değil… Bu sorunun “sizce” cevabı nedir?.. Evlilikten beklenen, evlilikte olması gereken, evlilikte olmasını arzuladığınız şeyler nelerdir?.. Kitapların ne yazdığı önemli değil; “SİZCE” nedir bunlar?.. Yani evlilikte ne olsaydı daha mutlu olurdunuz?.. […]
Su çıkan parmak!.. [19 Şubat 2001 Pazartesi]
Sülaleden, hararetli biri gelmişti dedemin yanına. Sanki yeni bir şeyler öğrenmiş de onları va’zediyor gibiydi… Yanlarına yaklaşıp konuştuklarını dinlemeye başladım. “Çok kimselerden duydum, diyordu o adam… Diyorlar ki; Kur’an, aklı olanlara indiyse… Ve aklımız da Kur’an ile buluştuysa, O’nda yazanları anlamak için, araya, neticede bizim gibi insan olan başkalarını sokmaya hâcet mi var?..” {*} Sustu […]
Orijinalimizi düzeltmek!.. [16 Şubat 2001 Cuma]
Benden daha aptal biri olabilir mi ki; daha düne kadar, beni kopyalayanlarda “bendeki kusurların bile” olmamasını istiyordum… ….. Fotokopi makinesine girecektim… Benden kopyalar alınacaktı… Nasıl olacaktı bilmiyorum ama; bir şekilde, bütün hatalarım örtülecek, kusurlarım kapanacak ve benden çekilmiş olan kopyalar “mükemmel” olacaktı!.. Ah, böyle olsaydı hiçbir sıkıntım kalmayacaktı ve benim “temizlenmeye, düzeltilmeye” ihtiyacım olmayacaktı!.. İyi […]
“Bir gülüş” dilencisi [15 Şubat 2001 Perşembe]
“Bir gülüs” dilencisi Bu gün… Bir tek gülücük gönder bana; Sıcacık olsun! ….. Bir gülüşe dilenmek ile tanıştığım bugün; bir tek gülücük gönder ki bana. Bari bugün üşümeyeyim! {*} Bu gün… Bir tek gülücük gönder bana. Avucuma koyarken gülüşünü, sıcacık; tanımaya çalışmayacağım seni, senin beni bildiğin kadar. Söz, sormayacağım; ismin ne, kimsin ve neredensin?.. Belki… […]
Ailenin mıknatısı; sofra [14 Şubat 2001 Çarşamba]
(DÜNDEN DEVAM) Haliyle fark ettim ki; dışarıda da insanlar vardı… Farklı hayatlar vardı. Ayağıma dolaşanlar, sıkıntılarıma “ilaç” olarak önüme konanlar vardı!.. Arada bir annem sigara içerdi. Ama özellikle babam ev içinde sigara içmekten çekinmediği için evdeki herkesin kokulara karşı duyarlılığı azalmış, kardeşlerim dahil evdeki hiç kimse uzun süre benim sigara koktuğumu fark edememişti. Anlaşıldığında bir […]
Örnek insanlar [13 Şubat 2001 Salı]
Örnek insanlar A aa, bakın “şimdi” aklıma ne geldi. Hem de ilk defa geldi… Ve iyi ki sokakta falan yürüyor değildim de hemen yazabiliyorum bu satırları. ….. İster kral olsun, ister peygamber… İster efendi olsun, ister köle… İster müdür olsun, ister memur herkes, ama herkes “NE VERDİĞİ” ile hatırlanıyor, farkında mısınız? ÖRNEK İNSANLAR; VEREN İNSANLAR… […]
Edebiyatı ebediyete uğurlamak!.. [12 Şubat 2001 Pazartesi]
Edebiyatı ebediyete uğurlamak!.. Böyle zamanlarda içim sızlıyor… Sadece aramızda "var" olmaları bile bize kıymet katan şahsiyetleri, avucumuza konmuş (emanet edilmiş) bir fincan suyu taşıyamamak gibi bir çâresizlik ile yitiriveriyoruz… ….. Böyle zamanlarda içim sızlıyor… ….. İşte böyle zamanlar; Bir muma benzeyişimizi hatırlamanın… Ve içimizden geçen dua ipinin tutuşturulmasının… İşte bu ipin ucundaki minik ateş ile […]
Bilinmeyenler!.. [09 Şubat 2001 Cuma]
Bu yazı, kendi çocuklarının da AYNEN KENDİLERİ GİBİ; tercih, inisiyatif, hoşlanma, hoşlanmama, kabul etme, reddetme vesaire gibi bütün hayatî, insanî ve duygusal tepki ve belirtileriyle "İNSAN STATÜSÜNDE" bulunduğunu idrak eden ve onu, AYNEN KENDİSİ GİBİ bir "İNSAN" olarak ALGILAYABİLEN… Daha doğrusu bu algılamayı kabul edip sindirebilen kişiler içindir… ….. İşte bu yüzden; kendi çocuğuyla sadece; […]
Dinlemeyene anlatmak (!) [08 Şubat 2001 Perşembe]
Dinlemeyene anlatmak (!) Akranım bir çocuk sokak kapısında önümüze düştü. Biz onun ardından oturulacak odaya kadar yürüdüğümüz sırada, dedem; "İşin yahut bir mazeretin yoksa, davet edilen yere muhakkak gideceksin, dedi. Çünkü bir mecliste, ortaya konan yemek değildir mühim olan… Büyükleri hatırlayıp sözlerini aktarınca yağan berekettir besleyen insanları… İşte aranan ve özlenen; gönüllere akan bu şifadır!.." […]
Sınıf!.. [07 Şubat 2001 Çarşamba]
Sınıf!.. Hangi dersin öğretmeniydi, sormayın. Adını da söylemeyeyim… O sene girdiği derslerde diğer anlattıklarının hiç ama hiçbirini hatırlamıyorum. Ama o çok mühim bir öğretmen hâlâ benim için.. İsmini söylemeyeyim. Hatta girdiği dersi de söylemeyeyim ki düşünceniz sıkışmasın bir ders ismine… Fizik, kimya, matematik gibi herhangi bir kelimeye takılıp kalmayın; geniş düşünün, geniş… O zaman daha […]
