2007
Hep bi’şeyler eksik [01 Şubat 2007 Perşembe]
Bu çay demsiz mi ne!.. Yoksa, şekeri mi az gelmiş? Alıştığım bardağın içinde değil belki de yudumlamaya çalıştığım çay… Bu ne hâl ki sanki hep bir şeyler eksik; ..çayımın demi, pastamın kreması, simidimin susamı! {*} Bir şeyler eksik başlayınca, bir şeyler eksik gidiyor hep… İyi de, eksik işte bir şeyler; hani fıstığı çikolatamın, hani bütün […]
Ağzı açık koca balıklar [28 Ocak 2007 Pazar]
Uzun süre düşünmüştüm; komik miydi, korkunç mu? İşte, upuzun yatıyordu yerde… Herkes başına toplanmıştı… Kocaman bir odunu diklemesine koymuşlardı iki çenesi arasına… Ağzıysa nah şu kadar açık, öylesine bakıyordu… Sadece bakıyordu, cansız gözlerle! -Yer mi beni bu? Demiştim… -Korkma yiyemez, demişlerdi… Baksana, hiç hayat belirtisi yok… {*} Sonraki gece. Yazlık sinemadan çıkmıştık. Elimden tutuyorlardı ama […]
Bebekler neden güzeldir? [26 Ocak 2007 Cuma]
Bebekler neden güzeldir, biliyor musun” diye sormuştu bir zamanlar Hazret-i Yunus… Ve sonra şöyle devam etmişti: “Çünkü bebekler günahsızdır. Günahsız olan güzel olur!..” ….. Bu güzel kitaplar hakkında merak edenler sormuştu da, konuşmuştuk: ŞEHRİYÂRÂN demek; “sevgililer şehri” demektir. Şehriyârân isimli kitapların içinde evliya menkıbeleri vardır… Evliya demek; Allahü teala’nın sevdiği kullar, demektir. Bir kulu, Allah […]
Yağış mı, işte var… [25 Ocak 2007 Perşembe]
Yazdan sonra koca bir sonbahar geçti, kış da geçmek üzere; yağış yok… Gerçekten, bu kimin umurunda? Rahmet incecik dökülürken; yağmur lüzum ettiği yere lazım olduğu kadar yağarken… Berrak göller gülümser, temiz dereler şırıldarken kimse farkında değildi. Zaman geçti ve pişmanlıklar duymaya başladık… Dileyelim de bu kadarla kalsın! {*} Yağış olunca hava temizlenir… Yağış olunca mikroplar […]
Gönül gözü neylesin… [21 Ocak 2007 Pazar]
Yoktun ki baktığım hiçbir yönde… Hiç dolanmadı bir kuşak gibi, aynı anda aynı rüzgâr; ikimizin beline… {*} Hiç… Ama hiç tuzu karışmadı; Gözyaşlarımızın!.. Hiç sıvazlamadım kaşının kuyruğunu… Zülfünü yatırmadım hiç; ıslatılmış parmağımla… Ve hiiç, hiç silmedin terimi! .. {*} Olmadık hiç aynı anda, aynı göğün altında… Aynı ufku bile aynı yerden görmedik… ….. Bir yıldızımız […]
Bir gün gelir… [19 Ocak 2007 Cuma]
Ve bir gün fark edersin ki; Toprağın ölü karanlığı içine atılmış filizlerden bazısı kaldırmış başını… Güneşi görmüş… Ve görülmeyi istemiş… {*} Kör tohum, kara toprağın içinde, bilir bir şeylere ihtiyacı olduğunu… Duyar senin ayak sesini… Bu ses bir ninni gibi gelir ona; sanır ki hava sensin, su sensin ve güneş sen… Seni dinler; ayak sesini […]
Yeni bir hayal [18 Ocak 2007 Perşembe]
Her gün… Her gün yeni bir hayaldir peşinden koştuğum. Yeni bir hayal. {*} Peki ne? Veya kim?.. Hangi uzaklıkta yahut bana ne kadar “yakın” olduğunu bilmesem de; şu an yazdıklarımı yepyeni bir insan okuyacak. Onun bir insan oluşu bile heyecanıma tercümedir… {*} Son hayalim konmak için yeni bir dal bulacak. O insan; yorgun bir kuş […]
Avrasya maratonu [14 Ocak 2007 Pazar]
Avrasya Maratonunun her sene bir birincisi oluyor… Bir ikincisi, bir de üçüncüsü… Sen kaçıncısın? {*} Avrasya Maratonu için; “ben de, ben de katılmak istiyorum, ben de” diyerek binlerce insan toplanıyor her yıl… Her birine birer numara veriyorlar bu insanların… Hepsi yakından ve uzaktan takip ediliyor kameralarla ve üstelik kayda alınıyor herkesin her adımı… {*} Yarış […]
Yazmak demir almaktır [12 Ocak 2007 Cuma]
(Biri bir yazı okur… Tekrar okur, sonra tekrar ve tekrar okur; her seferinde ayrı şeyler anlar… Biri bir yazı okur… Sonra bir başka ve bir başka yazı okur; her yazıda hep aynı şeyi anlar… Hangisi sana daha yakındır? Veya ikinci okuduğunda acaba ne anlayacaksın aşağıdaki yazıdan?) ……. Uzaklar, vardır… Ama, görünmez; yolcular tarafından!.. {*} Kaptan, […]
Fesleğin filizi [11 Ocak 2007 Perşembe]
Küçük kutular içinde fide yetiştirirdi ninem; menekşeler, mineler, karanfiller… Sonra bunları, kendi bildiği bir zamanda duvar üstünden indirip, uygun yerlere dikerdi. Okuyup yazma bilecek kadar büyümüştüm. Bir yaz günüydü. Dedemin seslendiği tarafa gittim. Elinde iki küçük kutu, ikisinin de içinde birer fesleğen vardı. Birini bana uzatarak; “Al bakalım bu senin” dedi. {*} Sanıyorum ilk çiçeğim […]
Çayın canı ‘ben’ çeker… [07 Ocak 2007 Pazar]
Sabah, henüz, kapağı açılmamış bir gazoz kadar sakin dururken; çayın canı ‘beni’ çeker!.. Çayın demi; demliğin ağzından bardağın içine, bardağın ağzından içime dökülür… Ben, fısıldarım; içine!.. Duyuyor musun?.. ….. Kim duyar, kimbilir; ben konuştukça! {*} Susmak; Dağlar gibi konuşmaktır!.. {*} Sabah, henüz, kapağı açılmamış bir gazoz kadar sakin dururken; çayın canı ‘ben’ çeker!.. Bense hâlâ; […]
Sultan olsam… [05 Ocak 2007 Cuma]
Tahtımı insanların gönlüne kurardım. Aramazdım havası en güzel tepeler… Güneşi en güzel alan yamaçlar… Suyu en bol olan ovalar… Sultan olsam, tahtımı insanların gönlüne kurardım. {*} İnsanları “yıkmadığım” sürece yıkılmazdı sarayım. En sağlam, en yüksek ve en asılmaz duvarlar benim sarayımda olurdu. İnsanlar, yüreklerine kurulmuş sarayımın tek tek muhafızı olurdu. Ben onları yüreğimde muhafaza ettiğim […]
Bayramdan kalan… [04 Ocak 2007 Perşembe]
Hani, titrer içi bir çocuğun… Hani, bir kedinin kaptığını görür ya,, yerdeki ekmek kırıntısının peşindeki sevdiceğini; daldaki kumru!.. Göğsünün ak tüyleri savrulan yârine son bakışı titrer o kuşun senin de gözlerinde… Ve hani… Ve hani; bitmiş bir yıldız, parlasa da bilirsin ya; sönmüştür artık feri, ışıktan gözlerinin!.. Bilirsin, uyusan; yorgun ışık dışarda kalacak!.. {*} Hani, […]
