Kırkambar (Kıymetli kitaplarda sirke)

Kıymetli Kitablarda Sirke:
 

*Sirke, en fâideli yemekdir.
  Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Sirke, ne güzel yiyecekdir) buyurdu.
*Resûlullah, Ümm-i Hânî “radıyallahü anhâ”nın evinde gusl abdesti alıp,
  sekiz rek’at duhâ ya’nî kuşluk nemâzı kıldı ve su ile ekmek ıslatıp tuz ve sirke koyup yidi.
  (Ey Ümm-i Hânî! Sirke ne iyi yemekdir. Sirke bulunan ev fakîr olmaz!) buyurdu.
-Allahü teâlâ, (iste vereyim) buyurmuşken, dünyâ servetini istemedi.
  Elenmiş buğday unu ekmeğini hiç yimedi. Hep elenmemiş arpa unu ekmeğini yirdi.
  Doyuncaya kadar yidiği görülmedi.
  Ekmeği katıksız olarak veyâ hurma ile, sirke ile, meyva ile, çorba ile veyâ zeytin yağına batırıp yirdi.
*(Sıcak su buzu eritdiği gibi, iyi huylu olmak, insanın günâhlarını eritir, yok eder.
  Sirke balı bozduğu, yinilmez hâle sokduğu gibi, kötü huylu olmak, insanın ibâdetlerini bozar, yok eder.) [Taberânî]
*(Sıcak su buzu eritdiği gibi, iyi ahlâk da, hatâları eritir.
  Sirke balı bozduğu gibi, kötü ahlâk, hayrâtı, hasenâtı mahv eder.)
*(Tenbîhül-gâfilîn) kitâbında, İbrâhîm bin Edhem “rahimehullah” buyuruyor ki, (Borcu olan kimse, ödemedikce yağlı ve sirkeli ta’âm yimemelidir).
-Ve dahî, ta’âm yimenin müstehabları:
  Sofrayı yere kurmak, elbisesi temiz olarak sofraya oturmak,
  diz çöküp yimek, ta’âm evvelinde elini ve ağzını yıkamış olmak,
  yemeğe başlarken Besmele demek, evvelinde tuz tadmak,
  arpa ekmeği yimek, ekmeği eli ile parçalamak, ekmek ufaklarını zayi’ etmemek,
  önünden yimek, sirke yimek,
  lokmayı küçük almak, ta’âmı iyice çiğnemek,
  üç parmağı ile yimek, kabı parmağı ile sıyırmak,
  üç kerre parmaklarını yalamak, ta’âm sonunda hamd etmek, kürdan kullanmak.
*Nakl olunur ki, Hâlid bin Velîd “radıyallahü anh” askerlerinin arasında dolaşırken,
  bir kişinin bir şerâb tulumu götürdüğünü gördü.
  Bu nedir diye sordu. O kimse bu sirkedir, dedi.
  Hâlid bin Velîd “radıyallahü anh”, Yâ Rabbî! Bunu sirke yap diye düâ etdi.
  O şahs şerâb tulumunu arkadaşlarının yanına götürdü.
  İçince sirke olduğunu anladılar. Yazıklar olsun sana, bu getirdiğin nedir, dediler.
  O şahs dedi ki: Ben şerâb getiriyordum. Yolda emîrinizi gördüm.
  Bu nedir dedi, sirkedir, dedim. Üç def’a Allahım, bunu sirke eyle diye düâ etdi.
  Allahü teâlâ onun düâsını kabûl eyledi.
*Otuzdokuzuncu Menâkıb:
 Hazret-i Fâtıma-tüz-zehrâyı “radıyallahü teâlâ anhâ” hazret-i Alîye “radıyallahü teâlâ anh”;
 tezvîc etdiklerinde buyurdukları vasıyyetleri beyânındadır.
 Hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh” rivâyet eder. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdular ki:
 (Yâ Alî! Gelini kendi evine götürdügün zemân, çorabını ayağından çıkar.
  Ayağını yıka. O suyu evin bütün köşelerine saç.
  Böyle yapınca, Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri senin evinden yetmiş dürlü fakîrliği dışarı çıkarır.
  Yetmiş dürlü bereketi evine dâhil eder.
  Yetmiş rahmeti sana nâzil kılar.
  O gelin ile ve onun bereketi evin köşelerine erişir.
  O gelin, delilikden ve diğer hastalıklardan emîn olur.
  Yâ Alî! Gelini ilk hafta, yoğurt yimekden, ayran yimekden, sirke ve ekşi yimekden men’ et!)
  Hazret-i Alî “kerremallahü vecheh”, Yâ Resûlallah! Neden ötürü bu şeyleri vermemem gerekdir, diye sordu.
  Buyurdu ki:
  (Ondan dolayı ki, turşu ve yoğurt ve ayran, rahmde evlâd olmasına mâni’ olur.
    Evde bir hasır olması, doğurmayan kadından iyidir.)
  Hazret-i Alî, dedi ki: Yâ Resûlallah! Sirkenin illeti nedir.
  Buyurdu ki:
  (Sirke yiyen kadının hayzı zahmetli olur ve temizliği uzar.
   Kesenç yimek, hayzı karında habs eder.
   Eğer Hak Sübhânehü ve teâlâ hazretleri bir evlâd verirse, doğumu zor olur.
   Ammâ ekşi elmâ yimek, hayz kanını keser. Onun ardından başka hastalık zuhûr eder.)
*(Kitâbürrahme)de diyor ki, (Devâmlı idrâr kaçırmağa (silis-ül-bevl) denir.
  Bundan korunmak için, bir kaba bir fincan nohud ve iki fincan sirke konur.
   Üç gün sonra, her gün üç kerre üçer nohud yinir ve birer çay kaşığı sirke içilir.
   Yâhud, bir kaşık yüzerlik tohmu ve zencefil ve tarçın ve karabiber, ince toz edilip karışdırılır.
    Sabâh aç karna ve yatarken bir çay kaşığı toz, su ile yutulur.)
-Necâset, her temiz su ile, abdest ve gusl alınmış su ile, sirke ve gül suyu gibi akıcı mâyı’larla ve tükürük ile temizlenir.
  Süt ve yağla temizlenmez.
-Şıra, ya’nî üzüm suyu temizdir. Şerâb hâline dönünce pis olur. Şerâb, sirke olunca temiz olur.
-Tavşan yavrusunu kesip mi’desinden çıkan (Enfiha) denilen sıvı, sirke ile karışdırılıp üç gün öğleden sonra kadın içince, hâmile kalmasını önler ve sar’a illetine ve zehrlenmelere karşı iyi gelir).
-Süleymâniyye kütübhânesi, (Lâleli) kısmında, [3735] sayılı kitâbda diyor ki, 
 (Göbek ağrısı ve göbek kaçması ve göbekde su toplanmasına karşı, on gram şekeri, yirmi gram sâde yağ ile ezip karışdırılır, içirilir.  
   Yâhud, arabîde Fak’ veyâ Arhûn denilen ak ve yumuşak tomlan mantarı, [Beletus] kurutulup dövülür.
   Bal mumu ile ısıtılır. Karışdırılır. Soğuyunca, göbek üzerine yakı olarak yapışdırılır.
   Yâhud Anason dögülüp sirke ile kaynatılır. Süzüp yanmış sap ile hamur yapılıp göbek üzerine yakı yapılır.
   Gâyet nâfi’dir, tecribe edilmişdir).
-Kaşınan yerlere (Saltazinç) losyonu veyâ sirkeli su sürmelidir.
-Prostatlılara çok gıdâ vermek iyi değildir.
  Yeşil sebze, (yesil fasülye, ıspanak) iyidir.
  Kuzu kulağı, domates, kuşkonmaz yasakdır.
  Tâze salata verilebilir. Fekat, biber ve sirke yasakdır.
  Meyve konserveleri, komposto yinir.
   Kırmızı meyve ve çilek yimemelidir.
   Hergün çok yürümelidir.
 
  Yâ Rabbel alemîn! Cümlemize halâl kazançlar, sıhhat ve âfiyetler ihsân eyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir