Seyir Defteri – Ocak 2010 (Vizesiz Osmanlı coğrafyası)
Sevgili Bahar, çok teşekkür ederim… Gönderdiğin dosyayı gördüm… Aslında bu konu çok önemli: Osmanlı bir cihan devletiydi. Şu an Amerika ne ise dünya için, Devlet-i Âliyye dediğimiz hükümdarlığımızın tesiri daha fazlaydı yeryüzünde. Fakat bizler, bunu söylemekten düşünmekten utandırılmışız!.. Bu nasıl bir sefil bir çamur ki, yapışmış ve çıkmıyor üstümüzden? Sen "bu"sun, ama genlerini aldığın babanı inkar […]
Duygu Bahçemiz (YASINA AÇAN ÇİÇEKLER – Belma Tavşan)
Düşkünlüğümü yağmala! İçimdeki terkedilmiş Filistinli çocuğu vur! Gözlerimdeki inancını al! Ellerimi de bırak! Öyle git… Etten ve kemikten bir heykel de senin armağanın olsun aşkın sanat tarihine. Git! Bir destan da ben eklerim elbet sevda sayfalarına. Zor değildir kaybedecek hiçbir şeyi olmayan için korkularını aydınlık renklere boyamak! Senden önce de siyahtı düşlerim. Senden önce de […]
Hep!.. [31 Ocak 2010 Pazar]
Yağmur çiseliyor… Aklıma sen geldin! Ve kuşlar cıvıldıyor kuytu dallarda. Aklıma sen geldin… Kış rüzgârı, ürpertiyor. Aklıma sen geliyorsun. Sokaktaki kedi ıslanmadan karşıya geçmeye çalışırken, kanatlarından sesler çıkaran kumru havalanırken aklıma sen geliyorsun… Simitçi simitlerine torba geçirmiş, metronun makinisti kulağına çiçek takmış, kurstaki arkadaşlar sürpriz parti düzenlemiş; aklıma sen geliyorsun… İçimde sıkıntı olsa… Annemi hatırlasam… […]
Duygu Bahçemiz (SÖYLESENE KALEMİM – Sultan Yürük)
Âlim unutur derler kalem unutmak bilmez Göster mahâretini diğer yarım nerede? İş bu hâle gelince dil dönmez gönül bilmez Söylesene kalemim, diğer yarım nerede? Sadece son hayâli, hayâllerimi bilmez Hatır sorayım derim, muhabbetime gülmez Koptuğu yerden acı o gün bu gün eksilmez Söylesene kalemim, diğer yarım nerede? Hâl böyle, minvâl böyle, yâr geçse yara […]
Hatıralar Sokağı (GÜZEL BULUŞMA – Levent)
Güzel insan, güzel buluşma demek… Bir hayatın nefesin manasına ereceği an vardır ya hani aydınlanacağın ümitleneceğin gülümseyebileceğin yaşamak isteyebileceğin diğer yarın vardır . Vesile olan da bizzat kendisidir, güzel insan güzel buluşmalara köprü oluyor köprünün diğer ayağına… Gözgöze geldiğim ilk şiirinin dörtlüğü şöyleydi: "Attığın taşın vurduğu nokta" değildir, birini sevmek! .. Atacağın noktayı bilmek… Oraya bakmak, orayı görmek… […]
Duygu Bahçemiz (SEN İSTERSEN – Sultan Yürük)
Ateşten bir gömlek olsaydın giydiğim Belki de, çıkarıp sırtımdan atabilirdim seni Gel gör ki, giyilmişim, ateşinin üşüyen bedenine İstersen, soyun beni, üşürsün… * * * Neden Ateşten gömlek gibiyken; birileri birilerine Aynen şu karpuz misâli; Ben yeşil bir gömlek gibi, sarılmışım hayâline. Ve gözlerin, O kapkara gözlerin gömülmüş yüreğime. İstersen, soyun […]
Duygu Bahçemiz (GÖNLÜMÜN YOLLARI – Sultan Yürük)
Değişmedi gitti vefakâr huyum İçimden ben nehri, sana akıyor Yönünü çevirmek isteyen suyum; Gönlümün yolları, sana çıkıyor. Bulamışken başa yapış yapışı Kurtuluş sanmışım senden kopuşu Koştuğum yönlerin, her bir sapışı Gönlümün yolları, sana çıkıyor. Akarken vadiden; gördüğüm de var Saçağına derman verdiğim de var Sevgisinden sefa sürdüğüm de var; Gönlümün yolları, sana çıkıyor. […]
Hatıralar Sokağı (HİÇ DEĞİŞMEYEN ŞEY – Mâşuk)
Selamun aleykum Muammer abi. Siteniz hayırlı olsun. Şifa’ya [yurt] ilk geldiğiniz zaman küçücüktük ve karneler gününden bir kaç gün henüz yol almıştık ki, geleceğiniz haberini almıştık. Dizilmiştik sıra sıra, ama küçük yüreklerimiz karşımızda koca bir yüreğin olduğunu anlayamamıştı. Küçüklüğümüze verdin di mi? Takdir belgesi almıştık, bize kitaplarınızdan hediye etmiştiniz. Hiç değişmeyen bir şey vardı […]
Hatıralar Sokağı (TANIŞMA ZAMANI’M – Nur)
İlkokul çağlarımdı fark etmeden Muammer abinin köşesiyle tanışma zamanım… Eve hergün gelen gazetemizin o zamanlar beni tek ilgilendiren bölümüydü yüzündeki yara bandıyla bana son derece sevimli gelen Çekirge Çetin’in maceraları… Ortaokul zamanlarımda Çekirge Çetin’in yanında çıkan yazılar çekmeye başlamıştı dikkatimi… İlk fark ettiğim yazıyı hala hatırlıyorum: "Kış Geldi" Şiir defterime o yazıyla başlamıştım. Bu […]
Yola çıkmayan…. [29 Ocak 2010 Cuma]
Çok negatif düşünen birisiyim, diyorsun ya; aslında bunu söyleyebilmek bile büyük bir adım. Çünkü bu söz, bir tespittir; “ambarda fare var” veya “elmam kurtlu” der gibi. Öyleyse çare belli: Yakala fareyi, çıkart elmanın içindeki kurdu dışarı… Koyunlarına saldıran kurtları görsen sadece bakacak mısın? Almayacak mısın eline odunu, tüfeği? Sen korumazsan kendi kuzularını, başka kim koruyacak? […]
Seyir Defteri – Ocak 2010 (Tabutluktaki son faşist, dosyası…)
Dava, çile, macera ve bilim adamı Reha Oğuz Türkkan hocanın benzersiz ve aziz hatırasına… Not: Bu dosyada, Türkkan hocanın vefatının ardından Türkiye Gazetesi’ndeki Stop köşemizde yayınlanmış iki köşe yazımız… Ardından, bu hatıra/yazıların devamı mahiyetinde "bu site için" kaleme alınmış ve alınmaya devam eden yazılarımız bulunmaktadır… Bunların sonuna ise şahane bir üslubu, kıymetli bir kalemi olan araştırmacı arkadaşımız Dr. İrfan […]
“Tabutluk”taki son faşist ve kurşuna giden Azeriler [28 Ocak 2010 Perşembe]
Irak savaşının bizi de ekonomik olarak salladığı dönem; Türk 2000 dergisini çıkarıyoruz. Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan’ın bilim ve tarih açısından gayet mühim biri olduğunu biliyorum, ama insan “dokunacak kadar yakın” durduğu kimselerin kıymetini idrak edemiyor işte! İtiraftır ki, çıkardığımız dergiyi bile ciddiyetle okumazdım!.. Fakat bazen konuşurduk hocayla. Benim ta çocukluktan kalma “tabutluk” merakım […]
Hatıralar Sokağı (BALKONA DÜŞEN GAZETE – Fahriye Erdoğan)
Yıllar önce, sabah namazından sonra gazete dağıtıcısının Muammer’in yazdığı gazeteyi balkona attığı gazetenin, taş zeminde çıkardığı sesleri beklerdim… Güne ilk önce gazetinin "stop" köşesini okumakla başlardım. Yıllar boyu böyle sürdü. Şimdi farklı bir heyecanı yaşıyorum. Balkona düşen gazete sesi yok. Ama uyanır uyanmaz hemen pc.nin açma tuşuna basıyorum. O da ne, sık kullanılanlara eklemişim. […]
Duygu Bahçemiz (SEVGİLİYE – Dilşad)
Neden bu kadar zor seni sevmek? Neden? Bazen o kadar zorlanıyorum ki! Alıp başımı gitmek istiyorum. Vazgeçmek istiyorum herşeyden. Ama yapamıyorum ki! Ne senden vazgeçebiliyorum, ne seni sevmekten… Derdimi anlatamıyorum ki sana. Anlatsam bir çuval yük inecek sırtımdan. Ama yok anlatamıyorum. Çünkü kasıp kavurup, sırra kadem basıp gidiyorsun. Sonra da gururuma yedirip çağırıp seni konuşamıyorum. Çünkü […]
“Şu Anda” nedir?
Bizim "Şu Anda" dediğimiz şey, aslında tüm dünyanın Twitter diye bildiği bir hizmet… Twitter, en kolay anlatımıyla şu soruya cevapların yazıldığı bir servis: "Şu anda ne yapıyorsun?". Takipçileriniz oluyor ve şu anda ne yaptığınızdan haberdar oluyorlar, sizinde takipçisi olduğunuz kişiler oluyor ve siz de onların o anki durumunu, ne yaptıklarını takip edebiliyorsunuz. Eğer […]
Duygu Bahçemiz (KALEMİN CİNSİYETİ(!) – Hicran Seçkin)
…Olur mu? Veya cinsiyeti varsa, bu kalem "kalem" olur mu?.. Yani bir kalem yazdıklarıyla; "Ben kadınııım…" Veya; "Ben erkeğiiim…" diye bağırıyorsa… Yeri geldiğinde ipince bir tığ olup, en zarif dantelleri koyamıyorsa ortaya… Bir başka yeri geldiğinde ise, keskin bir kılınç olup tek vuruşla uçuramıyorsa icâbeden kelleleri! O şey "kalem" olur mu? Ve yazdıkları "kelâm" […]
Duygu Bahçemiz (YARE GİDECEK OLAN – Levent)
Gözlerimden gözlerini sakınamadım işte. Oysa söz vermiştim sana gidecektim gittim. Yüreğim seninleydi yıllar, mesafeler ayıramadı. Başka dillerin ortasında bir ben kalmışken ismini sayıkladım. Gözlerin işlenmiş ruhumun en derinine Olurya toprağa düşersem bir gün yada hangi gün Rabbim biliyorya hep sen vardın.
Duygu Bahçemiz (SEVGİLİYE MEKTUP 2 – Yıldız Seçen)
Sevgiliye mektup 2: ÇOK ZAMAN OLDU Tohumlar suya doydu, filiz oldu, başak oldu boy, boy. Ve başaklar buğdaya durdu. Çok zaman oldu… Hasat zamanı yakın… Yaz serinlemeye başladı. Sonbaharın kokusu, yavaş, yavaş duyuluyor. Bulutlar siyaha döndü… Çok zaman oldu… Yağmurlar çok yakın… Geceler kısa hala, sabah çabuk oluyor, bu yüzden beklemek daha kolay. Yıldızları seyrediyorum, […]
Seyir Defteri – 24 Ocak 2010 (Gökten yağan pamuklar…)
Dedim ki; "Sizin fotoğraflarınızı siteye koyabilirim, hem de Haydut’la birlikte… Ama hikayesini kendiniz yazacaksınız!.." Karların arasında yuvarlanan çocuklar sevinç çığlıkları attılar. Haydut ta onlarla birlikte havladı. O akşam bilgisayar başına oturup aşağıdaki yazıyı yazmışlar: {*}{*}{*} GÖKTEN YAĞAN PAMUK Karın yağdığı o gün sıcak kaloriferlere dayadık sırtımızı kahveleri yudumlarken… Belki de herkes bizim […]
