Tûba’ya YENGE :)
Onur Hamza Karabey, Tûba'mızın abisidir… Sabiha da Tûba'mızın "yengesi" oluyor. Ne zaman? 23 Temmuz Perşembe günü.. HAYIRLI OLSUN 🙂 {*}{*}{*} Anne ve babalar Türkan-Şahabettin Karabulut ile Günay-Yaşar Karabey'i… Ve bütün sevenlerini tebrik ediyor, yeni evlenenlere iki cihan saadeti diliyoruz… (NOT: Düğünden fotoğraflar, sitemizin Seyir Defteri bölümündeki, Karabey-Karabulut isimli dosyaya eklendi…)
Hısn Keyfa [23 Temmuz 2009 Perşembe]
(Hasankeyf’e dalış keyfi!) Neye, nereden bakıldığı çok önemli… Refah yükseldi, haberleşme çağ atladı, dünya küçüldü; artık uzaklarla ilgileniyoruz… Böyle bir zamanda, böylesine büyük devlet işlerinin “psikolojik” boyutunu yönetecek ve iyi çalışan ekipler olması lazım! {*}{*}{*} Kadıköy’deki Hasanpaşa’nın bir yanını dağ, Kurbağalıdere’yi de Dicle suyu olarak düşünün! Bir köprü, birkaç mahalle, bir minare, işte Hasankeyf!.. Hasanpaşa […]
Ne için ölmek? [19 Temmuz 2009 Pazar]
Cadde kenarındaki bir mezarlığın yanından geçtim. Bu kabristanın en görünen yerinde; başına bayrak dikilmiş, kenarlarına bayraklar asılmış bir “şehit” yatıyordu… Ağaçların altındaki “dilsiz” mezarlardan “biri” konuşuyor sadece. Diyor ki: “Ben, işte bu bayrak için öldüm, hayatımı bu bayrak uğruna feda ettim!” İçi sızlıyor insanın. Zaten görenler de açıyor ellerini ve inşallah cennette yeşersin diye toprağa […]
Hiroşima, ve… -2- [17 Temmuz 2009 Cuma]
1952’de ölen Josef Cugaşvilî Stalin (ismi “Yahudi oğlu” anlamına gelir) ise Lenin’in yerine, Komünist Parti’nin başına geçti. Şehirlere kendi ismini verdi, her yere heykellerini diktirdi, resimlerini astı, milleti kendine tapındırdı. Rus milletini ve hele Rusya’daki Müslümanları işkence altında inletti. Yirmisekiz sene içinde ellibeş milyon (55.000.000) insanın canına kıydı… {*}{*}{*} Nedense bu isimler, şu güzel ülkemizdeki […]
Hiroşima, ve… [16 Temmuz 2009 Perşembe]
Bir çakıl taşını insanın gözü önüne yaklaştırdığın ölçüde; arkada kalan kayaları, hatta dağları göremez olur! Bir zamanlar o kadar gözümüze sokuluyordu ki; sanki Hiroşima’yı bilmemek, insanın düşebileceği en büyük ayıplardan biridir, sanıyorduk. Aslında, evet; Hiroşima, insanoğlunun büyük utançlarındandır. Fakat bir insanın bombayla öldürülmesi ile aç bırakılarak öldürülmesi yahut süngüyle, kılıçla, gaz odalarında öldürülmesi arasında pek […]
Ateşe ‘düş’tüm [12 Temmuz 2009 Pazar]
Ateşe düşer pervaneler… Ama pervaneler ateşe düşmeden; ateş düşmüştür içlerine!.. Ateş, pervanelerin içine düşer; Ve pervaneler, ateşe!.. {*}{*}{*} Ateşe düştüm… Ateşe düştüm, şuna karar veremediği gün zaman: Yanan hangisidir; Pervane miii, ateş mi?.. {*}{*}{*} Ateşe; düş’tüm… Ateşe düş’tüm ve ateş de bana düş’tü, her rüyâda!.. Rüyâlarım sürükledi zaten beni bu ateşin koynuna; Ateşe düştüm!.. {*}{*}{*} […]
Hızlı güreşin ikinci yolu! [10 Temmuz 2009 Cuma]
Pehlivanları hareketlendirmenin ilk yolu; Kırkpınar’ı 40 derecelik deli sıcaklardan, kendi asıl zamanı olan Hıdrellez’e çekmektir! Dünkü yazımız buydu. 600 yıllık Kırkpınar şimdiki tarihe alındıktan beri 50 yıldır güreşseverler eski pehlivanların hızını masallarda dinler olmuş! Deniyor ki; okullar, yol, otel, filan… Bu bahaneler elli sene geride kaldı, artık kimse deve kervanıyla gelmiyor Edirne’ye. Sabah Van’dan yola […]
Seyir Defteri – Temmuz 2009 (Kırkpınar)
Haayda bre Kırkpınar!.. İhtimaldir, Sarayiçi'ni dolduranların belki yarısı "seneye gelmem" demişti geçen sene. Fakat güreş mevsimi yaklaştıkça, incedeen inceye zurnalar çalmaya ve derinden derine davullar vurmaya başlayınca içinde… Burnuna, güneş altında parlayan zeytinyağı kokusu gelmeye başlar adamın! Dili "gitmeyeceğim" diyedursun; "Kırkpınar'a giden arabada senin de yerini ayırtalım mı" diyen ahpabına; "E ayırtacaksın tabi" […]
Kırkpınar’ı hareketlendirmenin ilk şartı! [09 Temmuz 2009 Perşembe]
Acaba kaç yıldır “Kırkpınar’ı hareketlendirmek” konuşuluyor? Bunun için kurallar değiştiriliyor; pehlivanların aktif güreşmesi, güreşi erken bitirmesi için çareler aranıyor, ama olmuyor. Üstelik olmayacak! Çünkü bu iş; Afrika’dan getirilen devasa palmiye ağaçlarını İstanbul’a, veya okaliptüsleri çöle dikmeye benziyor: Kuruyor veya son güçlerini ayakta durmaya harcıyorlar! Neden bu gidişle daha iyisi olmayacak? Çünkü çok önemli bir şey […]
Siyaset, yasak! [05 Temmuz 2009 Pazar]
Sıcak mektuplar gelir bize, içinde samimi sorular vardır. Birinde şu cümleler vardı: “Yazılarınızda dikkatimi çeken bir husus da şudur ki; gündem ne olursa olsun, siyasi konular hakkında yazılarınızın olmaması. Bu hususta çok itinalı davrandığınızı hissediyorum ve nedenini merak ediyorum…” Cevap olarak; “Siyaset bize yasak!” Yazmıştım, gülümseyerek… Yani bizim işimiz siyaset değil… {*}{*}{*} Bir başka açıdan […]
Civciv ve sevmek [03 Temmuz 2009 Cuma]
Gene aynısı oldu: Gene seslerini duyup sokağa çıktım, gene alamam çünkü alsam da ilgilenemem dedim. Suratlarına bakınca gene kıyamadım ve kucağımda yirmi beş civcivle bahçeye döndüm. Bir kocaman koli buldum. Ortasına bardak kapatılmış kâsede su hazırladım. Fakat suları, içine düşebilecekleri kadar derin ve kendilerini ıslatabilecekleri kadar geniş olmamalıydı. Ayrıca ilk suları şekerli olmalıydı, serum niyetine… […]
Kandil mi? O da ne?!. [02 Temmuz 2009 Perşembe]
“Bazı cevapları bilmek, gericiliktir” hükmü kasıtlıdır. Üstelik bu ahmak iddiası çok yaygın olduğundan; saf/cahil tabaka kendi bildiklerinden utanır! Bilen bildiğini, bilmeyen öğrendiğini belli etmek istemez! Bilenin (cahil görünmemek için) bilgisini gizlemesi ne acı zıtlıktır! Hâlbuki ineğe “tanrı” diyenlerin, hatta sıçanlara tapınanların bile kendilerine has zamanları vardır. Bu günlerin özelliğini bilmeyenlere şöyle derler: “Sen ne biçim […]
Sevgilini döverim! [28 Haziran 2009 Pazar]
Bir kanalda seyretmiştim: Sevgilileriyle gezen iki adam, parkın dar köprüsünde karşılaştılar… Bunlardan biri kazayla diğerinin yanındaki hanıma çarptı. Sendeleyen kadının yanındaki adam kızdı; bir an ne yapacağını düşündü, önce karşısındaki adama baktı ve sonra onun yanındaki kadının üzerine yürüyüp benzer şekilde iterek onu sendeletti!.. Bu defa diğer adam kızdı. O da bir an düşünüp rakibinin […]
Biyografi [26 Haziran 2009 Cuma]
[Meraklı bir okuyucumuz, yıllar önce “biyografi” niyetine yazdıklarımızı bulup da o siteye koymasaydı, şu aşağıdaki ifadeler belki de şimdi kayıptı:] Hemen okunuverecek şu üç satırda, kendini anlatmak zor iş! Hatırlamıyor bile insan yaptıklarını. Hâlbuki ne kadar çeşitli duygular içinde hızla geçiyor her şey! İşte, ölüm ilanlarındakilerle yan yana isimlerimiz. Bir yazar adını gören, sorar ya […]
Seyir Defteri – (Regaip Kandiliniz mübarek olsun:)
Recep ayı ve Ragaip Kandili Mübarek günlerde; bayramlarda, kandillerde tebrikleşmek elbette lazım… Fakat hem bizlerin ve hem de bizlerden öğrenecek olanların; bu özel ve önemli günlerin doğru manalarını hatırlamamız/öğrenmemiz de lazım… Bunun edebiyatı olmayacağına göre; kaynak olan kitaplardan, sitelerden okuyup aktaracağız. Aşağıdaki (Recep ayı ve Regaip kandili) isimli yazıyı "huzurpınarı" sitesinden aldım, aynen aktarıyorum… Bu […]
Çamlıca’nın kermesi ………………..
ÇAMLICA YURDU'NUN KERMESİ Hasan Gümüş, Çamlıca Erkek Öğrenci Yurdu ile ilgilenen fedakar arkadaşımız. Yıllardır irtibatımız devam eder. Yaz gelmesiyle işler/hizmetler biter mi? Elbette bitmez… Sevgi Ailemizin haberi ise şu: Çamlıca Yurdu, 26 – 30 Haziran 2009 tarihleri arasında, İhlas Marmara Evleri'nde kermes düzenliyor. Mümkün olduğu kadar destek ve katılımlarımızı bekliyorlar.. Duyurmak bizden, destek hepimizden.
Baloncu [25 Haziran 2009 Perşembe]
Baloncuya sorsanız şöyle der: Balonlar sanır ki, ben onların uçurucusuyum! Zannederler ki; onları elimdeki iple havaya iter, yükseklerde tutarım… Ben olmasam uçamayacaklarını sanırlar… {*}{*}{*} Hâlbuki her balonun uçması kendi içindendir… Uçmak; içine ne doldurulduğuyla ilgilidir! Uçacak olan balon zaten uçar. Tehlikeli olan balonun uçması değildir. Uçmakta olan balonun savrulmasıdır! {*}{*}{*} Balonlar; uçmalarını baloncudan bilse dahi […]
Tıkığ tıkığ… [21 Haziran 2009 Pazar]
Bir reklâm gördüm. Çeşitli ülke insanları, ardı ardına çıkıp hep aynı şeyi söylüyordu: “Tîhığ tîhığ”, “tikir tikir”, “tıkığ tıkığ”, “tıhır tıhır”, “tıxığ tıxığ”, “tıkır tıkır…” İçimde tatlııı, ılııık, yumuşacık bir şeyler aktı. {*}{*}{*} Bu ülke çocuklarının zihin ufkuna kurulmuş tuzakları ve şu milletin insanları üzerine devirilmiş olan aşağılanmışlık duygusunu asla hazmedemiyorum! Ömrümün ilk yarısı bu […]
Seyir Defteri – 15 Haziran 2009 (Cezayir’den gelenler…)
Cezayir'den gelenler… Cağaloğlu ve Laleli civarında hemen hemen her gün birlikte olduğumuz; dergi çıkardığımız, baskı işleri yaptığımız, büyük projeler tasarladığımız Osman evlenmiş, Cezayir'de iş kurmuş ve ben, büyüğü 10 yaşına gelmiş olan "yeğenlerimi" henüz görememiştim!.. {*}{*}{*} Sanki tek bağ "Kıymızı bebek" yazısıydı aramızda ve Ahmet Ertuğrul de zaten bu yazının altına yorum yazmış ve "ben […]
Gelibolu-2 [19 Haziran 2009 Cuma]
Nice sevdaları, nice canları yutan; Gelibolu -2- Hayatımın en büyük acılarından biridir: Beyazıt Çınaraltı’nda, yere serdiği ıvır zıvırı satan adamın önünden iki tane Çanakkale madalyası satın almıştım, delikanlı harçlığım ile. İğnesi kırık olan üçüncüyü; “bunu da başkası alsın” diye bırakmıştım! Peki, asıl sahibi veya mirasçıları o madalyayı niçin ve acaba kaç kuruşa sattı? Kim bilir!.. […]
