Kitaplık [09 Ocak 2005 Pazar]
Benim çok sevdiğim, öyle tevazu sahibi abilerim vardır ki; bilmeyenler onları ve hallerini yanlış değerlendirir. Sanırlar ki; kelâm ehline peşkir bile tutmak nasip olmaz bunlara… Halbuki kalemin kemâline vâkıftır bunlar, ki ancak terleridir damlayan kâğıtların üstüne!.. Hece sayamayan şair ve Türkçe bilmeyen “edip”ler diyarını aşar gelir de, edebinden “edebiyatçıyım” bile demezler insana!.. Bilmeyen nasıl bulsun?.. […]
Taytay durabilir misiniz [07 Ocak 2005 Cuma]
Her deneyen her atışta vursaydı bir turnayı; Göç mevsimi gözü sağlam kuş kalmazdı uçacak! ….. Hepimiz, nasıl da bayılırız değil mi; turnaları gözünden vurmaya? Hatta, aaah şöyle tek sıra halinde, yan yana diziliverse bütün turnalar… Ve hatta hepsi yanak yanağa dayasalar kafalarını… Bi’atsak… Tek atışta bütün turnaları vursak gözünden!.. {*} Kapının eşiğine oturup, dilim dışarıda […]
Bir Leylâ… İki Mecnun [02 Ocak 2005 Pazar]
Bir varmıış, bir yokmuş… Zamanın derininde Leyla’ya aşık iki tane Mecnun varmış. Kim sorsa, her ikisi de; -Gerçek Mecnun elbette benim, dermiş… {*} Bu iddialı konuşmalar, sonunda sultanın kulağına kadar gitmiş. Hayret ve merak ile; -Tutup getirin ikisini de, demiş… İmtihan edelim de, gerçek Mecnun kimmiş, bilelim… ….. Askerler dağılmışlar her bir yana, köşe bucak […]
CHarşaf!.. [23 Kasım 2008 Pazar]
Allah insanı şaşırtmasın; sonra ne yapacağını şaşırır! Geceleri televizyonda, sabahları gazetelerde kendine bakıp bakıp gülsün mü, ağlasın mı karar veremez! Her şey bir yana “onlarınkiler çarşaflı, bizimkiler CHarşaflı“ mantığı acaba kaç numara bir mantıktır ve eski bir lamba şişesi gibi hangi antikacıda bulunur?.. {*}{*}{*} Köşemiz bir siyasî köşe değildir elbette ama bu yazı da […]
Ya olmasaydınız! [21 Kasım 2008 Cuma]
Birkaç satır not yazıyordum, irkildim birden… Çünkü yazdığım kâğıdı okudum ki, şöyle yazıyordu: Ya sizler olmasaydınız! Ya sizler olmasaydınız?.. Olmasaydınız! Mesela; ayna ne gösterebilir, bakan olmayınca? Yolu olmayan şehirler neye benzer veya anlamı ne kadar olur şehirlere çıkmayan yolların?.. Okuyanı olmayan mektuplar; göğü vuran oklara benzerdi! Öyle değil mi? {*}{*}{*} Çoğu zaman düşünmüştüm ve hep […]
..eNgerekon davası! [20 Kasım 2008 Perşembe]
Her milletin kendine has töreleri, simgeleri; masalları, efsaneleri vardır… Millet olmak; “aynı günün ışığında hep birlikte aydınlanmayı ve aynı gecenin karanlığında birbirine destek olmayı” bilebilmektir, değil mi?.. {*}{*}{*} “Ergenekon nedir” isminde bir yazı yazıp; “Ergenekon’un, Türk milletinin Orta Asya’daki efsanevî yurdu olduğunu… Asena isimli kurdun sütüyle hayatta kalan son Türk oğlundan çoğalan Türklerin, demir dağları […]
Seyir Defteri – 21 Kasım 2008 (Türk dilinin büyük savaşçısı)
Türk dilinin büyük savaşçısı Bu yazıyı okuduktan sonra, (Türkiye Gazetesi’ndeki Stop isimli köşemizde birkaç gün sonra yayınlanacak ve sitemizin STOP bölümüne de koyacağımız; “Bir adam deli olmalı” isimli yazımızı da okumanızı tavsiye ederim. Çünkü o yazıyı; aşağıda anlatacağım geceyi izledikten hemen sonra yazmıştım… “Malatya’da, Elazığ’da Türkmen beyleri, Ve Türkmen kadınları: ipek […]
Nerde o zeki adam?.. [31 Aralık 2004 Cuma]
Bir bilgeye sormuşlar: -Bir insanın zekâsını nasıl anlarsınız? O da cevaplamış: -Konuşmasından… -Peki ya hiç konuşmazsa, dediklerinde o bilgin kişi; -O kadar zeki insan nerede, demiş!.. {*} Şimdi buna yorum mu istiyorsunuz benden?.. Ne yorumu!.. Bu satırların ardına hangi güç ve cüretle yorum koyabilirim ki ben?.. Ve üstelik, burada, hepinizden daha fazla (bir sene daha) […]
Ve hikâye başladı [30 Aralık 2004 Perşembe]
Hani; Hani açacak bir gül yaprağı gibi… Hani; Kokusunu salacak bir gül yaprağı gibi… Hani; Dokunsan solacak bir gül yaprağı gibi… {*} Hani; Hani ilk kez yuvasından uçacak bir çingene kuşu yavrusunun kanadı gibi… …titriyordu ya dudağın… {*} Kaçan bakışlarını bakışlarımla yakalar gibi, Terleyen avuçlarını avuçlarımla kurular gibi, Titreyen dudağını… ….. Titreyen dudağın titremez olmuştu […]
İskele [26 Aralık 2004 Pazar]
Çoğumuzun çocukluğu iskelelerde geçti… Harçlığımızdan ayırdığımız parayla bir sinek oltası ve üç beş metre misina alıp, ve hatta ucuna da kurşun yerine beşlik çivi bağlayıp denize saldık… Denize ilk itildiğimizde yüzme bilmiyorduk. Ama tekrar ve tekrar düşeceğimizi bildiğimiz için suyun üzerinde durmayı öğrendik, başka çaremiz yoktu… Gün boyu ayaklarımızı aşağı sallandırarak otururduk iskelede. Balık gelmesini […]
Niyet neye [24 Aralık 2004 Cuma]
(..veya “bir şeyler düşünmek”) Bir arı, kovan kapısından çıkmadan evvel azıcık durup; “Bakalım bugün hangi çiçeklerin özünden nasipleneceğim”, diye düşündü… Ve uçtu gitti; Rüzgarın taşıdığı güzel kokuları takip ederek… {*} Bir böcek, deliğine dökülen kumları ittirerek toprağın üstüne çıktı. Sağına soluna bakındı. Sonra gözlerini ovuşturarak; “Sürüler hep şu taraftan geçiyor. Umarım ki yakınlara pisleyenler olmuştur. […]
Terminal [23 Aralık 2004 Perşembe]
Her yaş güzel; ama bazısı daha hareketli, daha eğlenceli… Her yaş güzel; özellikle akranların arasında geçenler… Her kafadan bir ses çıkıyor, ve sanırım “gülünemeyecek” sebep arasak bulamayacağımız günlerden birini daha yaşıyoruz!.. {*} Şehrin terminaline varıyoruz sonunda. Her yanımız otobüs; peronlara girip çıkıyorlar. Kimi adamlarsa çığırtkanlık yapıyor; uzun mola vermeden, hiçbir yere uğramadan, oyalanmadan gittiklerini ve […]
Tarihe şahit olmak [19 Aralık 2004 Pazar]
DÜNYA GÜNDEMİ: Dediler ki: -Madem bu kadar gayret sarf ettiniz, gelin de konuşalım… -Hayhay, dedi başbakan… Dedi ama, koltuğa oturur oturmaz oldu bittiye getirilerek kucağına atılmaya çalışılan, ne idüğü belirsiz öyle bir veletti ki; tutanın elinde kalacak ve kıyamete kadar da adı adıyla anılacak cinsten!.. -Bunu bu masada bulundurmamız mümkün değil, diyordu başbakan ısrarla. Ama […]
AB [17 Aralık 2004 Cuma]
Atlantis; bir efsaneydi veya değildi… Medeniyette bizden ilerideydiler veya değildiler… Kıtaları Atlas Okyanusu’na battı veya başka bölgedeydiler… Günümüzden onbirbin altıyüz sene evvel yaşamışlardı veya dünyada daha da önce idiler… Önemli olan; hem Atlantis’i, hem de Atlantis’ten önceki medeniyetleri insanlar kurmuştu… Sonrakileri de insanlar kurdu… Günümüzdeki medeniyet de insanların eseri, ve gelecek medeniyetler de insanların eseri […]
İstanbul’un sözlüğü var [16 Aralık 2004 Perşembe]
Kulaksız’ı, Selamsız’ı, Şaşkınbakkal’ı çok kişi bilir. Peki Öküz Limanı’nın nerde olduğunu kaç kişi biliyor, veya Perili Köşk’ün?.. Yerebatan Sarayı’nı oldukça gören vardır, ama Miskinler Tekkesi’ni gören pek çıkmaz… Hadi bilin bakalım Bamya Anıtı ile Lahana Anıtı nedir, nerededir, niçin dikilmiştir?.. Öğrenin bunu ve çocuklarınıza da öğretin… {*} “İstanbul Sözlüğü” ismiyle (M. Orhan Bayrak imzalı, 286 […]
Mercek [12 Aralık 2004 Pazar]
SORU: Neden “merceğe” benzediğimizi düşündünüz mü? Yani kapı merceğine… {*} -Eee, yazmak kolay!.. -Biliyorum ki yazmak kolay… Zor olan okumaktır! {*} -Tabii ki söylemek kolay! -Biliyorum, söylemek kolay. Zor olan; dinlemektir… Biliyorum, anlatmak dahi kolay. Asıl iş; anlamak… Anlamaya çalışmaktır! {*} Zor olan; Zor olana talip olmaktır… {*} Zor olan; düşünmek… Ve insanların, neden kapı […]
Develer ve eşekler [10 Aralık 2004 Cuma]
Sürüdeki her koyun kendi önündekinin ardından gider. Hem de ne yana yürürse yürüsün, hangi yöne dönerse dönsün… Sırtlarında değerli eşyalar, hatta altın ve mücevher taşıyan… Üstelik etinden sütüne, derisinden tezeğine kadar her şeyinden faydalanılan koca koca kervan develerini; küçük, çirkin, değersiz eşekler çeker!.. {*} Kuş sürülerindeki liderlerin ve karınca kolonilerindeki kraliçelerin farkı nedir biliyor musunuz […]
Delikler ve çiviler [09 Aralık 2004 Perşembe]
Gözler açık dönelenen gecelerin hatırına; Duy beni!.. {*} Bir çivi gibi saplı isen / bir çivi gibi saplı iken karanlığa… Yorgan; bir kundağa / aynı anda çarşaf bir kefene benziyorken; Duy beni!.. {*} Adına “zaman” dediğimiz büyük bir ağacın kendimize “mekan” bildiğimiz noktasıdır, çakıldığımız yer!.. Bu koca gövdenin… Sadece bize temas eden dokusundaki hareket ise; […]
Doğru olanı söylemek [05 Aralık 2004 Pazar]
Sorulunca veya sorulmadan “doğru” olanı söylemek lazım. Ama doğrunun da ne olduğunu bilerek!.. “Ben, mavi rengi severim. Demek ki mavi giyinmeyenler yanlış yapıyor.” Haydaaa!.. Peki kim dedi bunu, senden başka?.. {*} Doğru olan: Her insanın her insanı kendine benzetmeye çalışması değil, hiç bir insanın diğer insanları incitmemesidir… Doğru olan; herkesin zevkinin birbirinden ayrı olduğu, bazısının […]
