Yumurta [25 Mart 2000 Cumartesi]
Yumurta (Aklıma geldiğinde bile ter basıyordu ki beni, karşısına çıkıp onu sevdiğimi nasıl söyleyebileyim… Bunları yazarken bile kulaklarımın kızardığını hissedebiliyorum!) Ama böyle de olmuyor ki… Dedektif filmlerindeki sahneler geliyor hep aklıma, onu gözden kaybetmeyeceğim en uzak mesafelerden takip ederken. Artık biliyorum onun duraktan kendi sokağına kaç dakikada geldiğini. Sokağın başından oturduğu eve kadar kaç adım […]
Tohum [24 Mart 2000 Cuma]
Tohum Ben bir tohumdum; şefkatli bir avuçta… Ve belki aynı avuçta kalmaktı muradım. O beni alıp götürdü ve toprağa bıraktı. Yalnız başıma… Ben istemiyordum belki ondan ayrılmak; yapayalnız ve kuru toprağın karanlığında gömülü kalmak… Bahçenin tavukları istemiyordu benim, onların bulamayacakları bir yere sokulmuş olmamı… Ve ağaçlardaki kuşlar da istemiyordu bunu. {*} {*} {*} Ben; şefkatli […]
Değişen; bir kişi! [23 Mart 2000 Perşembe]
Değişen; bir kişi! Peki, kabul… Şimdi seni, yani anlatmanı istemediğim problemlerini dinlemeye başlasam… Ve sen de bunları bana saatlerce, günlerce ve aylarca anlatsan; “sana ne faydası” olacak ve “bana ne faydası” olacak?.. ….. Evet, dediğin gibi “hiç!” O zaman neden içinden çıkılmaz olumsuzluklarla zamanımızı geçirelim ki; bunca konuşulacak şey varken?.. Bunları günlerce konuşmak yerine, bir […]
Gül bahçesi pâre pâre kor açmış [22 Mart 2000 Çarşamba]
Gül bahçesi pâre pâre kor açmış Menzilim karanlık, insiz ve cinsiz; Jiletli yollarda kanlı izlerim! ….. Yolumun ilersi yol bile değil. Yol; bir olgu, yol; geçilmiş ve geçilecek yer… Yol; açılmış, temizlenmiş, geçilmeye izin vermiş mahaller… Yollar seni hedefe, menzile ve mekâna götürecek çizgiler. Ve ben!.. Sıradışı, gidilmemiş bir yolun yalınayak yolcusu… Ve ben; yüzü […]
Yalancıı yalancıı, sana kimse inanmaz… [21 Mart 2000 Salı]
Yalancıı yalancıı, sana kimse inanmaz… Şarkıyı daha işin başında öğrenmiştik; “Yalancıı yalancıı, sana kimse inanmaz…” Yalancının mumu yatsıya kadar mı yanardı?.. Artık beklemeyecek kimse “yatsı”lara kadar… Çünkü öğle vakti bile yalancıların mumunu üflemenin yolunu bulmuş bilimadamları. İşte psikiyatrist Alan R. Hirsch’e göre, insanların yalan söylerken kendilerini ele veren hareketlerinin bir listesi: {*} {*} {*} 1. […]
Bir sevda mektubu [20 Mart 2000 Pazartesi]
Sevgili @slı; Seni ram(bilgisayarın hafızası)’ının alamayacağı kadar çok seviyorum. Zip(sıkıştırılmış dosya)siz, zapsız olduğun gibi… Seni ilk gördüğüm anda format (tüm bilgilerin silinmesi)landım. Bana öyle bir sistem transfer (bilgisayar programının aktarılması) ettin ki, hiçbir komut artık beni senden ayıramaz. Seninle çoklu ortamlar (multimedya) da dahil, her ortamda mutlu olabileceğimi biliyorum. Senin megahertz (bilgisayarın hızı)’in beni de […]
Ben, o çocukları çok sevdim [18 Mart 2000 Cumartesi]
Ben, o çocukları çok sevdim Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallelerine göndermiş ve o bölgede yaşayan çocukların durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti. Öğrencilerin hemen hepsi bu 200 erkek çocuğun gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını dile getirmişlerdi. {*} {*} {*} Bundan tam yirmibeş yıl sonra bir başka […]
Yusuf [17 Mart 2000 Cuma]
Yusuf (Bugün sizlere, bana Behiye Belgin Koral’dan gelen, ona da Derya Koral Takak’tan gelmiş olan enteresan bir hatıra-hikâyeyi aktarıyorum.) Kanallarında kuğuların, martıların ve ördeklerin gezindiği, güvercinlerin bu gezintiye kıyılardan eşlik ettiği, yemyeşil meralarında hayvanların tesbih ederek dolaştıkları bir köy kadar şirin ve küçük bir ülke olan Hollanda’da Müslüman olmuş bir Hollandalı ile tanıştık… {*} […]
Çoban(!) [16 Mart 2000 Perşembe]
Çoban(!) Yüce Fatih (ki şefaatini niyaz ederiz) huzuruna bir çobanı kabul buyuruyor. Çoban, gönlümün ve cihanın sultanının önüne bir çıkın açarak; “Size hediye getirdim Sultanım” diyor. Muhafızlar, koskoca Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri’nin önüne hediye olarak sunulan biraz peynir, biraz yağ ve bir parça da süt ile yoğurdu görüp, bu “hakaret”in müsebbibinin kellesini bir an […]
Hatem-i Tâi’nin rüzgâr kanatlı küheylanı ve cömertliği [15 Mart 2000 Çarşamba]
Hatem-i Tâi’nin rüzgâr kanatlı küheylanı ve cömertliği (Bugün size Bostan ve Gülistan isimli eserleriyle dünya çapında tanınan, Sadi veya Şeyh Sâdî-i Şirazî olarak da bilinen Sa’dî Şîrâzî’den bir hikâye nakledeceğim. Şu mübarek Kurban Bayramı arefesine de yakışacağını düşünerek…) {*} {*} {*} Hatem-i Tâi’nin rüzgâr kanatlı, duman gibi simsiyah küheylanına sabah yeli koşmada, gökgürültüsü ise kişnemede […]
Lütfen hatırlayın [14 Mart 2000 Salı]
Lütfen hatırlayın Bayram geliyor. Bayram demek; sevenlerin biribirleriyle kucaklaşması da demek. Ama bu, aynı zamanda; sevenlerin karayollarını doldurması, kısıtlı zamanlarda uzun mesafeler katetmesi de demek. Yollarda bunca yoğunluk yaşanır ve kilometreler aşılırken de hiç unutmamamız gereken bazı noktalar var. Bazı istatistik bilgileri… Ne mi onlar? İşte şunlar: {*} {*} {*} * Ülkemiz karayollarında her 30 […]
Yahu, şu kurban işini ne yapacağız?.. [13 Mart 2000 Pazartesi]
Yahu, şu kurban işini ne yapacağız?.. Hakikaten yahu, şu kurban işini ne yapacağız? Nerden alacağız? Nasıl ve neye göre pazarlık yapacağız?.. {*} Aldık diyelim, hangi vasıta ile nereye getireceğiz? Getirdik diyelim, uygun bir bıçak nasıl bulacağız? Bulduk diyelim, duasını ne şekilde yapacağız? Yaptık diyelim, nasıl keseceğiz? Kestik diyelim, nasıl soyacağız? Soyduk diyelim, kimlere ve nasıl […]
Birini seviyorsan… [11 Mart 2000 Cumartesi]
Birini seviyorsan… Eğer birini seviyorsan O’nu serbest bırak…Dönerse senindir; Dönmezse zaten hiç senin olmamıştır… ….. Bildiğimiz duyduğumuz bu kadardı sadece. Meğer daha neler de varmış. Siz de bilmek ister misiniz?.. İyi, okuyun o zaman bakalım “birini seviyorsan onu serbest bırak…” diyen değişik kişilik ve meslekteki insanların felsefelerini… {*} {*} {*} (YENİ VERSİYONLAR:) Pesimist (Karamsar): Eğer […]
Kıvranış [10 Mart 2000 Cuma]
Kıvranış Saçların kıvır kıvır dolandığında parmaklarıma, sen çoktan dolanmıştın yoluma… İçime dolanmıştın; Ve, boynuma!.. {*} {*} {*} Yolum kıvrım kıvrımdı artık sana doğru… Ve bedenime, sarmaşık güller dolanıyordu. {*} {*} {*} Biribirinin arasına geçmişti karaağaçların dalları; Kenetlenen parmaklar gibi… Ne deniz vardı görünen, ne de bir gök, bizi gören! Hâlâ uykudaki bütün çiçekler ve otlar […]
Rodin’in heykeli (Veya; Biz olmayan bizler!..) [09 Mart 2000 Perşembe]
Rodin’in heykeli (Veya; Biz olmayan bizler!..) (Hergün sayısız hikayeyi insanlar internet üzerinden biribirlerine aktarıyorlar. Bunlardan büyük bir kısmı da bana ulaşıyor. Gönül ister ki bu yazıların-hikayelerin yazarlarının adı da altlarında kalmış olsa… Ama sanki kimsenin böyle bir alışkanlığı yok! Tercüme edenler veya aradaki kişiler bu isimleri aktarmayı unutuyor olmalılar ve bunca güzel ve ibret alınacak […]
Hayat okulu dersleri: Üç küçük hikayecik [08 Mart 2000 Çarşamba]
Hayat okulu dersleri: Üç küçük hikayecik Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta küçük bir kız getirdiler. Hayatta kalabilmesinin tek çaresi; beş yaşındaki kardeşinden acil olarak kan nakledilmesi idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan akıl almaz şekilde, kıl payı kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bir bağışıklık oluşmuştu. Doktor bu durumu beş yaşındaki oğlana anlattı […]
Bilgisayar erkek mi dişi mi? [07 Mart 2000 Salı]
Bilgisayar erkek mi dişi mi? Hoppalaa!.. Bu da soru mu şimdi? Soruysa nasıl bir soru. Ama hayatımızın içine hızla dalan bu “yardımcılarımız” son zamanlarda yeni tartışmalar başlatıyor… Evet, Amerika’daki kadınlar ve erkekler “Bilgisayar erkek mi, dişi mi” tartışmasında… {*} {*} {*} Amerikalı kadınlar bu aletin erkek olduğunu savunuyor, çünkü; “Bilgisayarlar aslında problemleri çözmek için imal […]
Yorumsuz [06 Mart 2000 Pazartesi]
Yorumsuz (Şahsımla ilgisi olmadığı halde çok hoşuma giden ve sizin de ilginizi çekeceğini sandığım bir mektubu yayınlıyorum bugün.) Çalışkan muhterem Muammer abicim. Bandırma’dan çok, çok özlemiş olarak selam ve hürmetlerimi sunar, sıhhat, afiyet dolu günler geçirmenizi Allahü Teâlâ’dan niyaz eder, dualarını beklerim. ….. Kıymetli abiciğim, göndermek lütfunda bulunduğun hasret dolu kısa fakat özlem dolu elektronik […]
İntihar dosyası 2 [04 Mart 2000 Cumartesi]
İntihar dosyası 2 Çarşıya çıktığımda kafamda benzer düşünceler vardı. Bazı işleri halledip Hilal Kırtasiye’ye uğradım. Gani önüme “yine” bir yığın kitap koyuverdi. Ben ona “yine” almayacağımı söyledim. O, bana “yine” her zaman böyle dediğimi söyledi… Ben “yine” o beş kitabı da aldım!.. Çünkü birisi Feridüddin Attar’ın “Kuşdili” (mantıku’t-tayr) kitabı idi ve rastgele açıp bir yerine […]
Ben Kaptan Bravo (veya intihar dosyası-1) [03 Mart 2000 Cuma]
Ben Kaptan Bravo (veya intihar dosyası-1) Canımızın parçası Türkiye Çocuk Dergisi’nin sürücüsü Ahmet Sırrı Arvas sabahın erken saatinde üç cümlelik bir e-mail göndermiş. Son iki cümlesinde diyor ki: “29 Şubat tarihli gazetede çıkan “İntihar ne demek?” isimli yazı muhteşemdi. Tebrik eder, devamını bekleriz. Ahmet Sırrı” ….. Ürktüm!.. “Devamını bekleme yahu, dedim. Keşke böyle hadiseler hiç […]
