Posted on: 30 Mart 2008 Posted by: Comments: 2

Saçın gibi savrulurken dumanı, içini çekti vapur; istim düdüğü ile…
Güverteye atlayan son yolcu bendim; çözülen halatın üzerinden…
Bir elimde, okuduğum yerde işaret parmağım kalmış kitabım, diğer elimde çantam ve bileğimde çıtır susamlı simit…
…..
Ben büyüdüm, simitler küçüldü!..

{*}

Zaman, pastırma bıçağı gibi!..
Bastırıp bastırıp doğruyor insanları tezgahtaki kurbanlık koyunlar gibi!.. Bizler bu yüzden meleşiyoruz; zamanın sağanak sağanak döküldüğü mekânlarda…
Ama Kızılırmak sığmıyoor, dibinde canımız yatan cam bardağımıza!..
…..
Bir martı; “şapt” diye atıyor kendini suyun yüzüne, yutkunarak havalanıyor tekrar…

{*}

Üst kattayım.
Korkuluklara yaslanmış diğerlerinin arasında…
Çığlık çığlığa onlar, benim;
İçim çığlık çığlığa!..
Çantam ayaklarımın, kitabım bacaklarımın arasında şimdi, ve simidim parmaklarımın arasında.
Can simidinin üstünden, simit atıyorum martılara, canım yanarken!..

{*}

Herkes çığlık çığlığa, çığlık atan martılara yediriyorken simitlerinin yarısını, parça parça; ben de, parça parça yüreğimle yediriyorum simidimin yarısını martılara, içim çığlık çığlığa!..
Sen varken, bu martılar yok muydu?..
…..
Ben, o zaman da sadece yarısını yerdim bileğimdeki simidin…
Ve yarısını, sana yedirdim!..

{*}

Fakat bugün, yarım simit bile yiyesim yok. Kaldırıp atıyorum bütününü denize, ve bir çok martı atılıyor üstüne…
Bugün, kitabı ve çantayı bile kaldırıp atasım var, bilsem yiyeceğini martıların!..

{*}

Saçın gibi savurup dumanını, içini çekti gene vapur; istim düdüğü ile…
İskeleye atlayan son yolcu bendim; halatların üstünden…
Sanmıştım ki uzun zaman; ben büyüdükçe simitler küçüldü!..
Yoo, simitler küçülmedi aslında.
Aslında ben de büyümedim!..
…..
Fakat, bunu ben biliyorum;
Simitler bilmiyor!..

Stop
Muammer Erkul
18 Temmuz 2003 Cuma

 
 

2 People reacted on this

  1. İnsan yalnız kaldığını hissettiğinde aynen bu duyguları yaşıyor. Yine ERKUL’un kaleminden çok daha güzel anlatılmış:-) Kalemine, yüreğine sağlık.

    MELİKE

Leave a Comment