Şelale – 2

Yaşadıkça tüketmek zorundayız ve bu ürünleri bir yerlerden alıyoruz. Ürün kalitesi elbette çok önemlidir. Satış metodunu firma belirler… Klasik yöntemde kârı; pazarlık, kira, maaşlar, reklâm vs eritir. Krizler ise batmak için sebeptir. Diğer yol ise; en kaliteli ürünü üretenlerle anlaşıp, bilinen masrafları ortadan kaldırıp, kârı sisteme üye olan müşteriler arasında paylaşmaktır. Burada zarar ve iflas […]

2 mins read

Şelale

Tortum şelalemiz var, dünyada üçüncüdür… Düden var, Manavgat var ki kartpostal güzelleridir. Hele mevsimi geldiğinde öyle bir çağlar ki bunlar; bakan imrenir, gören fotoğraflarını çekip sevdiklerine de gösterir… Şirketlerimiz kurulur, büyürler. Bazılarının daha kurulduklarında bile ne kadar büyük olduklarının farkına hemen varılmayabilir. Otuz gün önce (15 Mart 2010) işe başlayan Çağlar Network bunlardan biridir ve […]

2 mins read

Şelale – 2 [16 Nisan 2010 Cuma]

Yaşadıkça tüketmek zorundayız ve bu ürünleri bir yerlerden alıyoruz. Ürün kalitesi elbette çok önemlidir. Satış metodunu firma belirler… Klasik yöntemde kârı; pazarlık, kira, maaşlar, reklâm vs eritir. Krizler ise batmak için sebeptir. Diğer yol ise; en kaliteli ürünü üretenlerle anlaşıp, bilinen masrafları ortadan kaldırıp, kârı sisteme üye olan müşteriler arasında paylaşmaktır. Burada zarar ve iflas […]

2 mins read

Şelale [15 Nisan 2010 Perşembe]

  Tortum şelalemiz var, dünyada üçüncüdür… Düden var, Manavgat var ki kartpostal güzelleridir. Hele mevsimi geldiğinde öyle bir çağlar ki bunlar; bakan imrenir, gören fotoğraflarını çekip sevdiklerine de gösterir… Şirketlerimiz kurulur, büyürler. Bazılarının daha kurulduklarında bile ne kadar büyük olduklarının farkına hemen varılmayabilir. Bir ay önce işe başlayan Çağlar Network bunlardan biridir ve emin olun […]

2 mins read

Duygusal alacakaranlık [22 Mayıs 2001 Salı]

Duygusal alacakaranlık Pişmanlıklara benzeyen bir “gurur” duygusu!.. Yahut, bir taraftan kendini takdir ederken kendin; bir de, içinde “vazgeç” diye yırtınan ağzın “payını” verme telâşı… ….. Yani bir duygusal alacakaranlık!.. {*} Yani ben, bir “kuyu karanlığının” içindeyken; bir de şu ay yansıtmasa ışığı… Yani bilmesem ki güneş yok değil!.. Yani, yapmam gerekenin; Sabretmek… Ve karanlıkla savaşmak […]

7 mins read

Üç(üncü) adam! [02 Nisan 2001 Pazartesi]

Ben çocukken adamın birine “üçüncü adam” derlerdi… Düşünür, sayardım pek de neyin ne olduğunu anlayamadığım yıllarda… Demek ki bu ihtiyarın elinden (bırakmak istemediği) genel başkanlığı aldığı için veriyorlardı bu adı. ….. Uzatmaya lüzum yok; yıllar sonra aynı adam, üç adamdan biri olarak bu ülkenin başına geçti işte, 99 başında. Meğer o tarihte, Cumhuriyetimiz kurulduğu günden […]

5 mins read

Ay em ÖF!.. [23 Mart 2001 Cuma]

  Öcü’ler daha eskidenmiş; Bizim (de) çocukluğumuzun kâbusu IMF, yani yeni söyleyişimizle “Ay em ef” idi!.. (Affınıza sığınıp, o zamanki yaşıma vermenizi istiyorum.) Ben sanıyordum ki; ülkemiz koca bir inek, bizler onun üstündeki kılları, mılları… IMF dedikleri şey de ineğin kafasının (hatta ağzının) bağlı olduğu ipe hükmeden adam!.. (Okul kitaplarında “manda” falan diye de okuyorduk […]

5 mins read