Seni beklerken [10 Ekim 2010 Pazar]

Dönen kuşlar indi çoktan göçtükleri yuvalarına… Karıncalar deliklerini ve arılar peteklerini başladı doldurmaya. Mevsim, yaslandı yani bana doğru, hissediyorum. Anladım ki; artık, geliyorsun… {*}{*}{*} Seni beklerken; portakal çiçeklerini ipe dizip bir taç daha yaptım… İlk eriğin tadına baktım; ekşi olsa da, yüzüm hep tatlıydı… Seni özlemenin bile beni üzmesine izin vermedim, seni beklerken… {*}{*}{*} Geliyorsun… […]

1 min read

Bayram nedir? [09 Eylül 2010 Perşembe]

  Bayram, bir gönül üzülüşüdür ona doğru… Bayram, bir kuş süzülüşüdür ona doğru… Bayram, bir kervan düzülüşüdür ona doğru… Gelirken bayram, hani kavuşmak istersin gönlünün bayramına; yüreğinde ince ince sızılar… Bütüün kuşları süzülür içinin; gözleri hep o yana bakan, yüzleri aynı tarafa dönük… Ve içinde hazırlanan kervanlaar; püskülüyle, çanıyla, halısıyla, okka okka, batman batman duygu […]

2 mins read

Marmara üzerinde yüzen hatıralar [19 Ağustos 2010 Perşembe]

Marmara Denizi’ne bakıyorum. Hava sıcak. Hava nemli. Havada garip bir hüzün kokusu… Dalgalar yavru kedilerin dilleri gibi, minik uzanışlarla sahili yalıyor. Martılar süzüm süzüm havada, sanki her biri bir başka hayal âleminde kayıyor. Gölgede oturmuşum ve Marmara’ya bakıyorum; uzaklar sisliii ve sisler tuzaklı!.. {*}{*}{*} On bir yıl sonraki zamanları göreceğime, on bir yıl sonra da […]

2 mins read

Şimdi!.. [13 Ağustos 2010 Cuma]

Su gibi özlerken meçhulü ve açlığa benzer bir şeyler kemirirken içimizi… Çaresiz ve tükenmiş hissederken kendimizi; çınar ağacından düşmüş kuru bir yaprak misali, rüzgârın önünde… Kolumuzu bile kaldıramayacakmış gibi hissederken fakat öte yandan da pek çok şeyleri yapmamız şartmış gibi gelirken içimizden… Belki de tam bu esnada, uzaktan bir ezan sesi ve içimizin deriiin yerlerinden […]

2 mins read

Kimden ve ne beklemek [12 Ağustos 2010 Perşembe]

 Farkında mısınız; hemen hemen bütün çekişmelerin öncesinde beklentiler ve neredeyse bütün beklentilerin sonrasında da çekişmeler var! Bunun şiddeti ise; kimden beklediğin ve beklentinin çokluğuyla orantılı… {*}{*}{*} Anne ile yavrusu veya baba ile evladı arasında çekişme olur mu?.. Elbette olur: Baba evladına küçük bir cip almıştır ama evlat babasından, fotoğrafı duvarında yapışık duran yarış arabasını beklemektedir; […]

2 mins read

Neye hazır beklemek [08 Ağustos 2010 Pazar]

Biliyor musun, belki de “şu an ne yaptığından” daha önemli olan; “neye hazır” beklediğin! Kızmaya hazır bekliyorsan, kızacaksın; hoş görmeye hazır bekliyorsan, hoş göreceksin; alay etmeye hazır bekliyorsan, alaya yelteneceksin!.. Neye hazır beklemekteysen; sonunda hazır beklediğin şeyi yapacaksın! {*}{*}{*} Alınırmış gibi bile şaka yapma; çünkü öyle tanınırsın ve tanındığın gibi davranmaya başlarsın!.. Önemli olan “neye […]

2 mins read

Tende ben, bende sen… [06 Ağustos 2010 Cuma]

Beyaz tahtanın üstünde kara nokta veya karatahtada tebeşir beyazı… ….. Çoğu şey zıddıyla aşikâr olur: Beyaz süte düşen karasineğe bakar herkes, sanki başka sinek yokmuş gibi dünyada! Köle ben rengindedir, fakat hanım sultan yüzündeki benine gizli örtüler yapar!.. {*}{*}{*} Kimin, ne ile takdir veya neyle tenkit ediliyor olması; onun hakkında ipuçları verir insana. Eşkıyabaşına; bir […]

2 mins read

Hangi yanımdasın? [05 Ağustos 2010 Perşembe]

Bir başınayım ve bir başıma yaşamaya çalışıyorum bir başına yalnızlıkları; …sen gibi! Bir başınasın ve bir başınalığın benim bir başınalığımla benzeşiyor! Birer kişilik hayatlar; birer çivi gibi çakılmış dünyanın kalın tahtasına; hayattan mezun olduğun gün, yerin yüzünden sökülmek üzere! {*}{*}{*} Paslı bir çivi gibiyim, çatının kolon direğinde… Bir ceket asılı bende: Hani, ani yolculuklar için; […]

2 mins read

Mecnûn makâmı [30 Temmuz 2010 Cuma]

Mecnun olmak bir “makam”dır; dişlerin sıkılma hâlidir! {*}{*}{*} Sus!.. Kenetlenmiş çenenden, “kendini” sızdırırsan dışına; kıvam bozulur… Çünkü “mecnun” olanın yolu; en dar tünellerden geçer! {*}{*}{*} Yollardan, Leyla’ya doğru, her daim yürüyenler vardı… Kimdi onlar? Bilen yok!.. Hani ayak izleri? Silinmiş, gören yok!.. Peki hatıraları? Unutulmuş, anlatan yok!.. Ya Mecnûn?.. {*}{*}{*} Mecnûn; susmanın adıdır ve yürümenin […]

1 min read

Kim, neye layık… [23 Temmuz 2010 Cuma]

Bütün ömrü aynı duayla geçmişti: “Allah’ım beni kurtar, diyordu… Layık olduğum hayat bu mu? Çaresizlik denizleriyle çevriliyim. Sıkışıyorum. Toprak ile bulutlar arasına sığamıyorum!..” Gül ağacının pembe çiçeği, gübreliğin nazlı gelinciğiydi o. Fakat ister, kuru dalların kara dikenleri arasındaki bir avuç ve mis kokulu gül olsun… İsterse çöp yığınlarının tepesindeki, kırmızı yaprakları tiril tiril gelincik… Yerinin […]

2 mins read

Gül oku [22 Temmuz 2010 Perşembe]

  Kervanın yolcuları, konağın ilerisinden geçen yolun kenarında durmuş, Mecnun’u bekliyorlardı. Çünkü geniş bahçenin cümle kapısına doğru giderken, sağında kalan ağaçların altındaki gül ansızın konuşmuştu onunla. İşte o zaman geri dönmüştü garip… “Beni de al, beni de götür, beni o yârin eline bırak. Çünkü ben onun için büyüdüm” demişti bir an göz göze geldiklerinde. {*}{*}{*} […]

2 mins read

Namlu gözü [11 Temmuz 2010 Pazar]

İçimde, acıtmıyordun canımı. Alışmıştım belki de böbreğimde taş gibi, külümde köz gibi, cebimde koz gibi… Hissediyordum hep, yokladıkça… {*}{*}{*} Ve bir gün, mermi gibi çıktın, içimi boombooş bırakarak; yannndım!.. Ateşe döndüm!.. {*}{*}{*} Ceylanın vurulması bir derin titremedir… Namlu ise, her haykırışında; bir fişek ateş yutar! {*}{*}{*} İçimde, acıtmıyordun böyle canımı. En derinimde yatıyordun; gizli ve […]

1 min read

Çözüldü gökkuşağım… [27 Mayıs 2010 Perşembe]

  Bekledim!.. Ben büyüdükçe, özlemim küçülüp azalacak sanmıştım! {*}{*}{*} Büyüdüm… Meğer büyüdükçe büyür ve azalmaz, içimde azarmış özlemin… {*}{*}{*} Azaldım… Her şeyim azaldı, nem varsa tükendi, eridi, gitti ve sadece, içimdeki özlemek kaldı! Sanki artık sadece “özlemek” biliyorum; konuşmak bilmiyorum, susmak bilmiyorum, bakmak bilmiyorum ve baksam görmüyorum zaten… Acıkmak, susamak; uyumak, uyanmak; kelebek kovalamak bilmiyorum… […]

1 min read

Akşam oldu… [04 Nisan 2010 Pazar]

  Akşam oldu… Fincanların dibine çöken telveye benzer bi’şeyler var içimde; öksürsem, acı bir kahve tadı. {*}{*}{*} Akşam oldu… Zannediyorsun ki; bir sıradan gün daha bitti! Hâlbuki öyle değiiil, ben bir gün daha öldüm; sen bir gün daha eksildin benden!.. Yani biz, uzakta kaldık bi’gün daha, birbirimizden. {*}{*}{*} Akşam oldu… Olacak akşamlardan biri daha soldu […]

1 min read

Canımda acılar [18 Şubat 2010 Perşembe]

Canımda acılar; bozkıra dökülmüş yağmur gibiyim! Bulutlara tütsem… Veya toprağa emilsem, kim bilecek yalnızlığımı? Çoook uzaklardaki kimler: “Başıma damlayan bu yaş, kim bilir hangi yalnızlığın buharıdır ki, bana kadar taşınmış” diyecek? {*}{*}{*} Canımdaki acılar gibi, varsın… Ama varken var olmadığın günler… Ve varken var olamadığım günler geri nasıl gelecek? Ben ve sen, yani biz… Ve […]

1 min read

Sahibini arayan köle (!) [28 Mart 2001 Çarşamba]

Sahibini arayan köle (!) Ahhh; Genzimde yangınlaar!.. ….. Gözpınarlarımdan başka, bütüüün pınarlar kurumuş!.. ….. İçimde, yıldırımlar! {*} Ahhh Adını sayıkladığım şehir!.. {*} Ben uzaklarda, ben sıcaklarda, ben henüz çiğnenmemiş sokaklarda iz sürüp; Sahibini arayan köleyim… {*} Ahhh; Edilmemiş “ah”larım!.. Ateşten kurşunlar gibisiniz, içime girip çıkan; Petek ve arılar gibi! Ben mi?.. Ben en koca kafalı […]

2 mins read