GÖKÇE BEBEK :)))
{bebek} ASLI'MIZ 7'NCİ DEFA TEYZE Bugün (2 Şubat 2009 Pazartesi) yani bu sabahın ilk saatlerinde, saat 02.45 de sevgili Aslı yedinci defa teyze olmuş… Gökçe adında pek sevimli bir yeğeni dünyaya gelmiş… Diyor ki Aslı; "Yüce Rabbimden, bu sevinci herkese yaşatmasını dileyerek hayır dualarınızı bekliyorum…" {*}{*}{*} Hepimizden nasıl "teyze" olur, bilemiyorum ama… Yine de bütüüün ailemiz adına bebeciğin hayırlı, […]
Seyir Defteri – 31 Ocak 2009 Cumartesi (Barışa, imaja ve coğrafyaya dair…)
Sulh, imaj, alkış vs… Atatürk; "Yurtta sulh cihanda sulh" demişti ama Mustafa Kemal üç kıtada çarpışmış bir askerdi! Sonrakiler "iman belletir gibi" ezberlettiler bunu! İkinci adam eşittir (hâlâ tartışılan) Lozan Barışı, Üçüncü Adam eşittir barış güvercini! Her resmine zımbalanmış o kuşu görerek geçti çocukluğumuz ki hatta o hayvanın, […]
Hiç yurdunuz oldu mu? [01 Şubat 2009 Pazar]
Söyleyeceğim ne zamandır, ama nasıl diyeceğimi bulamıyorum. Sonunda dedim ki kendi kendime: Yahu ne düşünüyorsun, söyle gitsin! Belki de tam şu anda birisi hayır yapmak istiyordur da, nereye yapacağını bilemiyordur. Ve tam da şu anda o kişi, bu fakîrin köşeciğini okuyordur! Olmaz mı yani? Belki de olur, kim bilir… E söylesene o zaman, dedim İzmir’deki […]
Bilyeliyle kaymak [30 Ocak 2009 Cuma]
Konuşmak; bir bilyeli arabayla yokuş aşağı kaymaktır! Zeminin düzlüğüne, yokuşun meyline göre hızlanır araba ve önüne engel çıktıkça bir yana kaçmaya çalışır! Bilyeli arabalar genelde tek kişiliktir, çünkü hemen herkes dört tane bilyeli (rulman) bulmuş, bunları iki odunun iki ucuna takmış… Oturabilmek için dingillerin üstüne koyduğu tahtayı ise arkadan iki üç çiviyle sabitlemiş; ama önden […]
Şaşıralım hadi! [29 Ocak 2009 Perşembe]
27 Ocak 1299’a… Büyük İskender Makedonya’dan çıktı; Tuna’dan Nil Nehrine ve Hindistan’a kadar yayılan öyle bir imparatorluk kurdu ki, sevenleri 2332 yıldır hâlâ bu fetihlerle avunurlar. Bu imparatorluğun ömrü kaç yıldı biliyor musunuz? 13 yıl!.. Hun Türklerinin Avrupa’ya da diz çöktüren, en bilinen hükümdarı (395 doğumlu) Attila’dır. 434’te kurduğu imparatorluk kendi ölümünün hemen ardından dağılıverdi. […]
Seyir Defteri – 26 Ocak 2009 Pazartesi (lhan Palalı’yı bilir miydiniz?)
Şair İlhan Palalı’yı bilir miydiniz? Canınızın acıyacağını bildiğim için, bir hafta içime hapsettim ateşi!.. Çünkü coşkunun tavana çıktığı gündü; Yani içinde bulunduğumuz Ocak ayının 19’uydu… Yani sitemizin birinci kuruluş yıldönümüydü haberi aldığımda… Bir haftadır canımda cam kırıkları, nefes aldıkça batıyordu içime ve içimde gizledim sizlerden bu ateşi!.. Önce bir şiirini okutmak istiyorum; […]
Karne günü [25 Ocak 2009 Pazar]
Jeton düştü ansızın: Karne günü demek; “kâr ne” günü demektir! Öyle ya; bu kadar gittin geldin de yolunda, bu kadar durdun çatısının altında; yazdın, çizdin, dinledin şu okulda… Şimdi görme vaktidir; neyi anladığının ne kadar öğrendiğinin… Yani bu kadar zaman verdin de iyi mi ettiin, kötü mü? Kâr mı ettiin, zarar mı?.. Yani karne günü; […]
Seyir Defteri – 23 Ocak 2009 Cuma (KARNE HEE Dİİ YEE Sİİ :)))
Karne hediyesi 🙂 E o kadar karne aldı çocuklarınız, kardeşleriniz, yeğenleriniz ve sevdiğiniz çocuklar… Hani karne hediyeleri?.. Hediye alsanız ne almak isterdiniz bir çocuğa?.. Araba?.. Tabanca?.. Pilli bebek?.. Oyuncakların kimi faydalı, kimi zararlı… Öyleyse alın sinemaya filan götürün, abur cubur yedirin bıkıncaya kadar!.. Veya, bunların yanında; Türkiye Çocuk Dergisi'ne abone yapın […]
Hizmette ölçü nedir? [23 Ocak 2009 Cuma]
Bir meseleyi izah etmek için, Ahmet abi mesaj yazmış, diyor ki: “Hizmette tiraj, viraj, sınır ve sinir yoktur.” Alacağımı aldım ve anlayacağımı anladım… Bunun hemen üstüne bir de hatıra gördüm. Bir kitaptan aktarılmıştı. O da yine hizmet konusunda önemli dersler veriyordu. Aynen şöyleydi: {*}{*}{*} Hizmette mütevazı olma ölçüsü örneği. Bir gün Efendimiz aleyhisselam: – Ya […]
Sanki öldüm! [22 Ocak 2009 Perşembe]
İsmimizle erişilen web sayfasını, geçen yıl 19 Ocakta başlatmıştık. Yayınlanmış yazı ve çizgilerimizi toplamaktı gayemiz. Gazetede 99 sonrasında çıkan yazıların çoğunu, onun haricindekilerin de henüz çok küçük bir kısmını koyabildik. Bir yandan bu “toplama” işi devam ederken; köşemize uymayan yazıları siteye koymaya, bazı güncel olayları yorumlamaya başladık. Bu arada yazışmalar, haberler, fotoğraflar filan da girince, […]
Seyir Defteri – 19 Ocak 2009 (Birinci yaşımız! :)))
Birinci yaşımız! :))) Bir gün, bir hayal kurduk… Bir gece bir rüya gördük… Dedik ki; Bir yıllık yolun sonunda, ardımıza bakabilmek için; yola tam da bugün çıkmak lazımdır! {*}{*}{*} Geçen sene, tam da bu geceye benzeyen bir geceydi işte; “bir” diye […]
Müslümana iman ettirmek!.. [18 Ocak 2009 Pazar]
Bende takıntı başladı; "cuma vaazından geliyorum" diyen hanım görsem, neler dinlediğini soruyorum. Dün de ablama sordum; "Kur’andan anlattı biri, dedi. Hatta seslerin kaybolmadığını… Gök tabakalarından birinde toplanan sesleri bilim adamlarının da bulduğunu… Hazret-i Ali efendimizin sesinin diğerlerinden ayrıldığını, anlattı" dedi… Siz de rastlarsınız mutlaka. Aslında söz şu: "Aranızda dinsiz mi vardı ki Allahü tealanın var […]
Rüzgâr ve ateş [16 Ocak 2009 Cuma]
Dokunamıyorum sana… Fakat, sen bana dokunuyorsun! {*}{*}{*} Dursam durulamayacak, kaçsam kaçılamayacak haldeyim senden! Üşüyorum… İçim daha çok savruluyor dışımdan ve dışım içimden fazla savruluyor; Senden, sana doğru… {*}{*}{*} Soğuk esen rüzgârlar gibisin şimdi… İçim üşüyor varlığınla! {*}{*}{*} Oysa, ne ayaz geceleri ısıtmıştım hayalinle ben! Kara bir kıştı. Siyah bir paltoya sarılmıştım nehrin üstündeki köprüde. Sen […]
On gazeteye bedel sayfa…
Muammer abiciğim, Meryem ben, Yalova’dan. Söze nasıl başlayacağımı bilmemekle beraber sanki ben size sizinle geçirdiğim anlarımı anlatmasam da biliyormuşsunuz gibi garip bir his var içimde… {*}{*}{*} Ben gazete ne demek Türkiye Gazetesi’yle öğrendim gerçek manada… İlkokuldayken hatırlıyorum annem; "orta sayfası yok mu, 10 gazeteye bedel" derdi hep… Belki de okumamı geliştirdim oradaki hikayelerle… […]
Kitapla beslenen kuşlar [15 Ocak 2009 Perşembe]
Çoğu kimse, kendisinden uzaklarda çarpan bir yürek için; ne kadar umut, ne kadar çok yaşama sevinci olabileceğinin farkında bile değildir! Taze bir fidandı kendisi; ama onlarca kuş konmuştu dallarına, civil civil civil ötüşüyorlardı… Onları duyunca, sanki ayaklarından saplanmış gibi oldu o toprağa… Kıpırdamaya bile korktu, ürkütmemek için serçelerini! Sabrı vardı, heyecanı vardı, fakat… Nasıl besleyecekti bu […]
O & Ben (Haline şükret!..)
——————- Ben: Hoca kalkıp ziyaretine geliyor talebesini; "haline şükret evladım" diyor… O: 🙂 Ben: "Bu halime mi şükredeyim diyor" gene adam… Fakat sonra, içerde bir kavga, yaralama filan; bu da karışıyor olaya ve bu defa hücreye atıyorlar adamı. Hocası gene geliyor; "bu haline haline şükret evlat" diyor… O: Tühh!.. ———————-
Seyir Defteri – 12 Ocak 2009 (Kitap kampanyamızı başlattık)
Kitap kampanyamızı başlattık Dağların tepesi karlarla kaplı. Dedeler Köyü, Dokurcun’a giden yolun kenarında. Köyün ilkokulunda 2 tane sınıf odası var ve çocuklar burada 3’e kadar okuyor. 4’üncü sınıftan itibaren Dokurcun’da devam ediyorlar… Toprak ıslak, çünkü kar eriyor. Dağdan gelip, Kezban öğretmenin kaldığı evin yanından geçerek okula doğru uzanan derede […]
Mesleğim ne, biliyor musunuz? [11 Ocak 2009 Pazar]
Yazarlık yaptığımı sansanız da; benim mesleğim televizyon seyretmek!.. Hayranı olduğum televizyonsuz kimseler hariç, herkese sormak lazım; “televizyon seyretmek işi” günde kaç saatlerini alıyor? Dürüst olalım, itiraf edelim: Her gün televizyonun açık durduğu saatin onda birini; misal ki sadece 20 sayfa okusak; 10 günde 200 ve 30 günde 600 sayfa bitirirdik. İşte o zaman, insanları her […]
Çok yaşamanın sırrı [09 Ocak 2009 Cuma]
(Çok daha uzun süre hayatta kalmanın sırrını gerçekten fark ettim galiba! Bunu size de söylememi ister miydiniz?) Bir ölümcül hastaya; “sağlıkla geçireceğin altı ayın olsa ne yapardın” diye sorulsa cevabı ne olurdu?.. Bu bilmeceden de kolayı şu: Allah göstermesin, ama varsayalım ölümcül hastalığı olan sizsiniz! Ve son anda, sanki bir ikramiye gibi, size; “tamamen sağlıklı olarak […]
Filistin arenası [08 Ocak 2009 Perşembe]
Seyirci dolu arenanın ortasında şaşkın adamlar, korkmuş kadınlar, ağlaşan çocuklar… Ansızın fırlayarak bunlara saldıran vahşi aslan, kaplanlar… Bu hayvanların; her bir masumun kolunu bacağını ayrı köşelere fırlatışlarında, tribünlerden; “vahşet buu, olamaaz” manasında yükselen uğultular, parmak arasından bakmalar!.. -Kahrol, pis aslan; bir çocuk böyle mi öldürülür? Seni lanetliyoruz, artık kan görmeye dayanamıyoruz!.. Silahsız insanlara saldıran hayvanlar kahrolsun […]
