2006
Götürülen [12 Kasım 2006 Pazar]
Korkunca uçağa binerken; sordular sebebini, söyledim… Çoğu öylece baktı. Biri güldü. Ben de güldüm; ..ama, iğreti… {*} Hızlı bir tren yapmışlar… Önü şöyle ileriye doğru uzun, rüzgârı tutacak çıkıntıları filan yok… Büyük bir sürat yaptığı için özel yolları olması lazım, diye düşündüm. Ve sordum, bu trenin nereye gittiğini. Söylediler… ..korktum! {*} Memleketin her yanı otoban; […]
Yarı yarıya [09 Kasım 2006 Perşembe]
Bir günün; Yarısı gündüz, yarısı gece… Gecenin yarısı yıldızlı, yarısı karanlık; gündüzün yarısı güneşli, yarısı bulutlu… {*} Dünyanın; Yarısı kara, yarısı deniz… Karanın yarısı kaya, yarısı toprak; toprağın yarısı mümbit, yarısı çorak… {*} Senenin; Yarısı yaz, yarısı kış… Yazın yarısı ferah, yarısı kurak; kışın yarısı ılık, yarısı “donak”!.. {*} Bir ömrün; Yarısı gençlik, yarısı […]
Gölge [05 Kasım 2006 Pazar]
Çünkü sen… Bana bakınca… Benimle birlikte; “ardımda olanı” görüyorsun… {*} Bazıları bana bakıyor, gölgeme bakıyor, hatta eğilip ardıma bakıyor; ama hep beni görüyor… Yazık! {*} Bazılarıysa bana bakıyor; beni görmüyor… Sana bakıyor; seni görmüyor… Kime bakarsa, onu görmüyor… Nereye bakarsa baksın; ..hep, güneşi görüyor… {*} Deneyen bilir: Ona bakan, ya göremez olur veya izini görür […]
Niyet, belli… [03 Kasım 2006 Cuma]
Küçük ya da büyük… Genç yahut yaşlı… Dişi veya erkek… İnsan ve insan harici her kim, ne, nasıl bir işe yeltenmişse; niyeti biliniyor… Bilinmediğini sanan; ..bilinmemesini isteyen!.. {*} Aslında pek çoğu bön, saf, şaşkın oluyor kurnaz geçinen insanların!.. Yalan söylemeye çalışıyorlar, zihin karıştırmaya çalışıyorlar, göz aldatmaya çalışıyorlar… Fakat, “illüzyon açısında” durmayanlar var; el çabukluğu yetmiyor! […]
İnsana benzeyen böcek [02 Kasım 2006 Perşembe]
İpek böceği, insana benziyor!.. İnsan gibi yiyor, insan gibi çalışıp çabalıyor, sarıyor ipeğini kendi başına ve ölüyor… İpek böceği, insana benziyor. Çünkü onun içinde de büyük ve aç bir ejderha var… {*} İpek; ..böceği için en büyük imtihan… İpek ki; ateş kokan şelale, harama bakan helal, en yumuşak kefen bezi, en nazlı tabut ve en […]
İyi ki doğdum :) [29 Ekim 2006 Pazar]
Doğum günün gelir… Neden başkaları karar verir ki, ne yiyip içeceğine? Olmaz öyle şey!.. Nedir olmayan? Şudur: O kadar ıkınmış sıkılmış, eziyet çekerek dünyaya gelmişsin… Fakat… Şu noktaya dikkat gerek: Dünyaya gelmiş olan “sen”sin… Bugün doğmuş olan sensin de, neden sana sadece “pastan neli olsun” diye sorulur? Karar çoktan verilmiş yani: “Pasta” yenecek de “hadi […]
Sevdalar böyle mi yaşanmalıydı? [27 Ekim 2006 Cuma]
Sevdalar böyle mi yaşanmalıydı? {*} Öksürmeli miydi vapur dumanlarından, şarkılardan çıkmış martılar? .. Sevdalar böyle mi yaşanmalıydı? .. {*} Köşe başındaki esmer kadın şaşkın; bir çiçek alamayacak kadar” vakitsizliklere! Kırda salınan gelincikler şaşkın… Ve hatta kiraz çiçekleri de şaşkın. Sevdalar böyle mi yaşanmalıydı? .. {*} Çiçeği koparılmayan… Yare sunulmayan kiraz ağaçlarında artık “tek sapta iki […]
Doğmak veya ölmek [26 Ekim 2006 Perşembe]
Yaşıyoruz… Yaşadıkça, farkında bile olmadan, tırtıllar gibi hapsediyoruz kendimizi. Her an biraz daha sıkışıyoruz yolun sonuna doğru… Hayat; kendimizi sardığımız ipek ipçikler… Ya haşlanacağız, eserimiz olan kozanın içinde… Veya bir kelebek olarak uyanacağız! {*} Herkes, bir “nay nay nom” içinde. Bazen bakıp şaşırıyorum; acaba herkesinki uzuyor da, sadece benim mi ömrüm kısalıyor, yaşadıkça!.. Her yaşayan, […]
Babalar, bekler [22 Ekim 2006 Pazar]
Yarın bayram… Herkes birini bekliyor ve herkes kendisini birinin beklediğini biliyor… Beklemek ve beklenmek ne muhteşem bir güzellik, değil mi? Ve bu, ne kuvvetli bir bağ… {*} Okulun karşısında bekleyen adam arada bir saatine bakıyordu… Sonunda okuldan çıktı öğrenciler… Servislere binmeyenler yalnız veya gruplar halinde dağıldılar sokaklara… Bir küçük delikanlı daha çıktı kapıdan. Orda, tam […]
Kitaplar-dergiler [20 Ekim 2006 Cuma]
Ne zamandır soracaktım, Ekim ayı bitiyor soramadım: “Gördünüz mü bu ay Türkiye Çocuk Dergisi’nde, nerelerde dolaşmış Seyyahıfakîr Muammer Çelebi?.. İzah edeyim: Orası, Munzur Dağı’nın Erzincan ile Tunceli’yi ayıran tepeleriydi. Büyük resimdeki küçük kuzunun güzelliğini gördünüz mü? Üzeyim mi sizi? Yazın doğan kuzuları büyütmezlermiş! Ama ne kadar tatlı şeydi… Sıcakta bütün koyunlar yere serilmiş yatarken onlar […]
Hangisi senin [19 Ekim 2006 Perşembe]
(Çekiniyorum aslında “dedem şöyle yaptı, dedem bunu söyledi” gibi yazılar yazmaya. Biliyorum ki herkesin dedeleri nineleri var, herkesin hatıraları var… Fakat yardımlaşmalara, ikramlara bol mükafat verilen mübarek günlerdir diye tutamadım yine kendimi ve anlattım aşağıdaki hikâyeyi…) ….. İlk defa görüyordum. Maviydi. Sapından tuttu. Diğer eliyle ucundaki tekerleği çevirince; “çınn” sesi geldi. Yere koyup azıcık itti. […]
Dikenli pamuk [15 Ekim 2006 Pazar]
Bu ülkede çok Fenerbahçe’li var. Fenerbançe’lilerin çoğu, en büyük rakipleri Galatasaray’ın, dünyanın en büyük kupalarından birini havaya kaldırışında heyecanlandı, onları ayakta alkışladı, hatta bazıları sevinç gözyaşı döktü… Bu hal, sarı ve lacivert renklere gönül vermiş taraftarların; sarı ve kırmızı renklere boyanmaları anlamına gelmiyordu!.. Bir üst kata, bir üst kata, bir üst kata çıkıldığında manzara hep […]
Güllü lokum [13 Ekim 2006 Cuma]
Ben orda olmayacağım. Ama sen yürü ve hep ışığı takip et… Yürü hep. Güneş kızarıncaya kadar ve toprak bitinceye kadar, güneşe doğru yürü… Yorulacaksın. Yorul!.. Ama sonunda bir sahil bulacaksın. “Derdi aşk” olan adamı soracaksın ve oturacaksın; ..şahidim olanların yanına!.. {*} Ölürsem de zaten onlara sorsunlar beni… Soru bensem çünkü cevabı başkaları bilemez!.. Yine onlara […]
Kaybolmuş… [12 Ekim 2006 Perşembe]
Takvimlerde “kadir” yazan geceydi… En büyük şehir, insan… En büyük cami, cemaat… Avlusu ise kitap doluydu. Adım başı tezgâh vardı ve tezgahlarda çağırıcı adamlar… Şimdi, “kırk güzeller” köyündeki hangi güzel seçilir? Sana doğru uçarken kırk zıpkın, can hangisine verilir?.. Her kadı kırk davaya mı bakar; ..yoksa bir dava mı kırk kadının ömrünü tüketir?.. Dış bahçenin […]
Okunacak yazarlar listesi -2- [08 Ekim 2006 Pazar]
Bizlere en sık sorulan sorulardan biridir: Hangi kitapları okuyayım? Halbuki biz bunun cevabını çook önceden yazmıştık. Demiştik ki: Okunacak kitapların listesinden önemli olan; Okunacak yazarların listesidir!.. {*} Okunmayacak birinin kitabını okumak; Veremlinin çanağını yalamaktan farksızdır!.. Okunmayacak birinin kitabını okumak; Cüzzamlıyla bir odada yatmaktan farksızdır… Okunmayacak birinin kitabını okumak; Eidsliden kan almaktan farksızdır…(*) {*} Yılanın zehiri […]
Daha ne desin kuşlar? [06 Ekim 2006 Cuma]
"Gülden, bülbülden ve diğer bahçe güzellerinden söz etmem bahanedir”, diyen hazret-i Mevlânâ, Mesnevi’sinde şöyle anlatıyor; ki ehemmiyetine binaen tekrar yayınlıyoruz: ….. Çok büyük bir ateş hazırlayan kâfirler, yanıp ölsün diye de İbrahim Peygamberi bunun içine atmışlardı. O sırada gökte küçük bir kuş belirdi. Tam hazret-i İbrahim’in üzerinden geçerken, ağzında taşıdığı kuru dal parçasını ateşe bıraktı. […]
Albeni [05 Ekim 2006 Perşembe]
İkisi de aynı ev; metrekareleri aynı, oda sayıları aynı, planları aynı… Her ikisi de aynı ev; suları akıyor, giderleri bağlı… Elektrik ve doğal gazı var her ikisinin de… Üstelik ikisinin bulundukları katlar bile aynı… Fakat biri diğerinden misliyle pahalı!.. {*} Cazibeye “albeni” de deniyor. Zıttı “alma beni” mi?.. Fiyat, işte burada fark ediyor! Yenilmeye şartlanmış […]
Gözlük nerde? [01 Ekim 2006 Pazar]
Neler hatırlattı şimdi bana bu kitap. Sanki kendi içime daldırıp çıkardı. Ne çok hatıra birikiyor aslında insanın içinde… Ve hayat bunlarla daha bir tatlı oluyor, değil mi? {*} Büyük bir fabrika önünde, kalabalık bir insan topluluğunun resmini almaya çalışan, omuzu çantalı fotoğrafçıyla az kalsın toslaşıyorduk!.. O bana baktı, ben ona baktım… Sonra da hayretler içinde […]
Adını bilmeden sevdim [29 Eylül 2006 Cuma]
Ben, seni; adını bilmeden sevdim. Ve, “var”lığınla gülüşünü… Ben seni, yaşını bilmeden, gözünü-kaşını bilmeden sevdim. Ve, “yar”lığa süzülüşünü. {*} Ben seni, sesini duymadan sevdim… Ve duymadan nefesini. Ben seni adını bilmeden sevdim… Ama; sevdim!.. {*} Üşüyüşünü sevdim… Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü; “Gel, ısıt” deyişini!.. Bekleyişini sevdim beşinci mevsimin gün bitimlerinde, bilerek gelmeyeceğimi… Akşam […]
Pratik bilgiler [28 Eylül 2006 Perşembe]
Teknoloji dev adımlarla ilerlese de, insanlar “yanılmayan” ilkel metotlardan ayrılamıyor… Uzun zamanların tecrübeleriyle gelen bazı pratik bilgiler veriyorum bugün, ilginizi çekeceğinden emin olarak… Hava nasıl olacak?.. Bu hemen hepimizi, hemen her vakit ilgilendiren bir konu… Buyurun, havanın nasıl olacağını kendiniz anlayın: {*} * Rüzgarsız ve oturmuş bir havanın habercisi, baca dumanlarının düz çıkmasıdır. * Bacadan […]
