O, bir ptron değil ağabeydi… Bunu anlamakta zorlananlar olursa şayet, size bir şey anlatayım az yaklaşın… Geçen yıl içerisinde bir arkadaşımızın oğlunun sünnet merasiminde yemekteydik. Enver Ağabey’ler de teşrif…
Dibe vurduğunu söyleyen biiir sürü insanlar aslında yalan söylüyor! Çünkü süklüm püklüm dolaşıp, sağa sola derdini dinletmeye çalışmak çoğunda alışkanlık hâline gelmiş… Anne şefkatine sığınıp nazlanmayı özleyenler, beyhude kucaklar arıyor!…
Karbonatın Marifetleri Saymakla Bitmiyor * Evinizdeki halıları süpürseniz de silseniz de zamanla kokmaya başlar. Halı yıkamacılara verdiğiniz halı bilin ki, en kötü kimyasal deterjanla, yerlerde araba yıkanır gibi yıkanmaktadır. Oysa…
Her lisan, milletinin dili gibidir. Belki bu yüzden "dil" de denir lisanlara… {*} Hep duyarız, hatta söyleriz. Peki ama hiç "eşek arısı sokmuş dil" gören var mı aranızda?.. Ben de…
  Bekledim!.. Ben büyüdükçe, özlemim küçülüp azalacak sanmıştım! {*}{*}{*} Büyüdüm… Meğer büyüdükçe büyür ve azalmaz, içimde azarmış özlemin… {*}{*}{*} Azaldım… Her şeyim azaldı, nem varsa tükendi, eridi, gitti ve sadece,…

Değersizlik hastalığı [15 Mayıs 2008 Perşembe]

(Bu yazı, pek çok olaya bakışınızı değiştirecek!) Yıllar önce bir öğrenci grubunun fotoğraflarını çekmiştim. Bunları tab ettirdikten sonra suratları saydım, bir kişi eksikti… Sonrakini saydım, yine eksik çıktı. Hepsini saydım hepsi eksikti, fakat dikkat edince fark ettiğim gerçek beni şaşkınlık içinde bıraktı. Arka sıradakilerden birinin yüzü her karede, hemen önündeki arkadaşının başı arkasına saklanmıştı! Hâlbuki […]

3 mins read

Yazmak, iz bırakmaktır! [09 Mayıs 2008 Cuma]

Yazı yazmak; kendi ardında, geçtiğin yerde iz bırakmaktır! Bu, senin izindir; bu “senin” izindir… Peki hiç dönüp bakmayacak mısın; ardında ne kaldığına?.. İnsanlar geceledikleri otel odalarından, hatta umumî helâlardan bile çıkarken ardına dönüp bakar ya; acaba bir şey düşürdüm mü, bir şey kaybettim mi, arkamda istenmeyen bir görüntü bıraktım mı, diye… Her şey tamam ise […]

2 mins read

Bulut!.. [08 Mayıs 2008 Perşembe]

Ha, başımda dolaşan bir bulut… Ha sen!.. Sen, beyaz bulut; Gözyaşından başka, nesin ki?.. {*}{*}{*} Güneş, nerene vurursa vursun, güzel; gözüm nereni görürse görsün, yumuşaksın… İnip sarılsan bana; sırılsıklam olurum inceden inceye, gizliden gizliye… Gözüm önümü görmez; bir beyaz buluta keser âlem!.. Bir sen olursun sanki cihanda, bir de kalbimin sesi!.. {*}{*}{*} Ha başımda dolaşan […]

1 min read

Kadir Efe bebek

{bebek} Kadir Efe doğdu Hani göz önünde olanlar görülmezmiş ya… İnanılır gibi değil; biz de, yok uçurtma programları, yok uçurtma hastanesi filan derken… Kadir Efe'nin doğumunu yazmayı unuttuk! {*}{*}{*} Yani, Üsküdar'ın eski esnaflarından Pantaloncu Necdet amcanın torununun oğlu… Yani, İstanbul Uçurtmacılar Derneği başkanı Mehmet Naci Beyin torunu… Yani (yeni nişanlanan) Burak'ın… Ve Ayşe Rayet'in yeğenleri… […]

1 min read

Seyir Defteri – 12 Mayıs 2008 (Çengelköy’deydik)

12 Mayıs pazartesi günü farklı bir gün yaşadık. Kültür Dersanesi, Ümraniye Santral şubesi E-3 sınıfının öğrencilerinden; Caner, burak, Aykut, Gökçe, Betül, Osman, Erhan, Okan, Enes, Gökhan, Belgin, Şenay, Rabia, Hüseyin, Olcay, Selin ve Büşra ile buluştuk… Peki, nerede? İstanbul Boğazı'nın hakikatten çok güzel semtlerinden biri olan Çengelköy'de. {*}{*}{*} Bir yemek,bir kaç bardak çay ve biraz […]

1 min read

Seyir Defteri – 10 Mayıs 2008 (Uçurtma hastanesi)

Bahar gelir… İçinde uçurtma kuyrukları savrulmaya başlar… Üstelik, İstanbul Uçurtmacılar Derneği’nin başkanı da dostu, ahpabı olursa bir insanın, ne yapar? Sanırım bizim yaptığımızı yapıp; uçurtma şenliklerine koşar… {*}{*}{*} Aslında biz önceki pazar günü de gitmiştik Çekmeköy’e. Bulduk meydanı ama, kimse yok! Peki, nerde herkes? Uçurtma şenliği önümüzdeki cumartesi gününe ertelendi!.. Meydanda olanlar Mehmet Naci Aköz […]

2 mins read

Seyir Defteri – 11 Mayıs 2008 (Anneler Günü Mesajlarınız)

Doğmasaydık burada olmayacaktık! Doğduk; yani doğurulduk, emdik; yani emzirildik… Yıkanıp paklandık, korunup kollandık… Dünyaya geldiğimiz için buradayız; doğduk, büyüdük, okuduk, yazdık… {*}{*}{*} Azıcık farklı bir açıdan bakalım bugün çevremize, hadi… Bir zamanlar "çevremiz" sadece annemizdi! Dünyamızda, sadece başparmağımız vardı ara sıra emdiğimiz ve annemizin yürek sesi; gümmp, gümmp, gümmp, gümmp!.. Bugün; eğer bu güne kadar […]

3 mins read

Seyir Defteri – 11 Mayıs 2008 Pazar (Anneler Günü Mesajlarınız)

Bu dünyaya gelmeseydik, şimdi burada olmayacaktık! İlginç, değil mi? Bugün, azıcık daha farklı bir açıdan bakalım çevremize, hadi… Bir zamanlar bütün çevremiz, sadece annemizdi!  Doğduğumuz için buradayız!.. Doğduk, doyduk, yıkandık… Sevildik, okşandık, kollandık… "An Ne" dedik önce, sonra "Ba Ba" dedik, sonra "De De" dedik veya "Ab La"… Bugün yine ve yeniden An Ne diyoruz! Okumayı, […]

1 min read

Tezkere sevinci :)

{asker} Uğur'lu Tezkere Balıkesir, Kızpınarı Kışlası (eski) 4'üncü İkmal Bölüğü eğitim çavuşlarından, arkadaşım Antakya'lı Talip Bilgin'in oğlu Uğur tezkere alıp evine döndü… Uğurlu olsun, hayırlı olsun, mübarek olsun. Babasının, annesinin, kardeşinin ve bütün sevenlerinin gözleri aydın olsun… Darısı bütün askerlerimizin başına olsun.

1 min read

Turnalar uçun [02 Mayıs 2008 Cuma]

“Turnalar uçun… Yayladan geçin…” Namlunun gözü gibi baktı bana!.. ….. Biliyordum… Şimdi ben, vurulacaktım,, hem de bir turna gibi; Ve düşecektim, ayaklarına!.. {*}{*}{*} Halbuki, uzuuundu yolum. Uzundu ama, canıma doğrulmuş kara bir namlu deliği gibiydi bakışları… {*}{*}{*} Yolu uzundu her turnanın,, ama ben “sanacaktım” artık sadece, bu yolun uzunluğunu… Uzundu yolum; döndüğünde bana, ve dosdoğru […]

1 min read

Ebru güzeli [01 Mayıs 2008 Perşembe]

  Merhaba, ebru güzeli!.. ….. Ödüm koptu; göreceksin sandığımdan içimi… Duruyordun ya karşımda; öd karışmış suda yüzen gül gibi!.. {*}{*}{*} Bir teknede kardılar; zamk, ve kola, ve “kopartılmış” ödleri kıvâmı-ı kesîf mayi ile. İşte bu suya çizildi resmin… Neft yağıyla incelmişti boyalar ve damla damla aktı, çizgi çizgi uzadı su üstünde duygular… Renkler, renklere karıştı; […]

2 mins read

Seyir Defteri – 30 Nisan 2008 (Rayetsu’dan kalan mektup…)

                                          (Nisan 2008, unutulmaz bir ay oldu çoğumuz için…) Uzun zamandır ilgilenemediğimizden, sitemizin adres listesini çalıştıramamıştık… Halbuki pek çok dostumuz isimlerini eklemişlerdi listeye ve adreslerine gelmesini bekliyorlardı sitemizle ilgili bazı notların, yazıların, haberlerin… Nihayet, dün, bir kaç satır dağıldı adreslere, çok şükür! {*}{*}{*} Geç saatte tekrar baktım, ki Kadir Çetin'den bir mektup gelmiş… Bu ay […]

3 mins read

Maganda pitbulu!.. [25 Nisan 2008 Cuma]

Bir silah düşünün; çirkin, soğuk, itici ve hiçbir yararı olmayan. En önemli özelliği ise kendi kendine ateş alıyor olması! Bazen kaldırımda yürürken, bazen uyuyan bir bebeğin yanında, bazen oynayan çocuklar arasında… Pitbul gezdirmekle ruhsatsız silah taşımak arasında ne fark var?.. Maganda dediğimiz kimseleri yargılayıp dururuz; peki nedir magandalık? Magandalık; yoldaki insanı, balkondaki kadını, okul yolundaki […]

2 mins read

Peygamber mescidinde “çiftetelli” oynamak! [24 Nisan 2008 Perşembe]

Menkıbeler, hayat öpücükleri gibidir; nefesim kesildiği zamanlarda beni ayağa kaldırırlar! Sevgili Peygamberimizin mübarek mescidinde, hazret-i Bilal’in kollarını açıp döne döne, şakır şukur oynaması ise en sevdiğim “hayat öpücüklerimden” biridir… {*}{*}{*} Olur iş değil! Bakarlar ki bir gün; Bilâl mescitte oynuyor! Hazret-i Ömer yaklaşarak yanına; -Yâ Bilâl! Ne yapıyorsun böyle? Hiç mescitte oynanır mı? Fakat Bilal-i […]

2 mins read

İkinci Lâle Devri [20 Nisan 2008 Pazar]

İki sene önce yine nisan ayında şunları yazmıştım: Bizler, eskiden azıcık bakımlı bir çevre ve açmış lâleler görebilmek için nisanla birlikte Lâle Bahçesi’ne giderdik. Emirgân, Boğaz’ın karşı yakasında, tam bizim hizamızdaydı. Lâle Bahçesi de o semtteydi. Birbirini sevenler günler öncesinden sözleşir, orada buluşur, lâle karıklarının arasındaki patikalarda yan yana yürürlerdi… Veya bunlar sadece titrek sesli […]

2 mins read

Hançerin kabzası [18 Nisan 2008 Cuma]

Kızkulesi, bir hançerin kabzasıdır aslında; İstanbul’un eteğine saplanmış!.. {*}{*}{*} Sanırım ki, ilk rüzgârda savrulurdu İstanbul; Eteğinde olmasaydı bu kule… Bu kule; Bir hançerin kabzasıdır aslında!.. {*}{*}{*} Tenim delinmeseydi, ve canım değilmeseydi; kalmazdı ki İstanbul!.. Şu ucundan saplanmasaydı kule; Savrulunca rüzgârda dökülürdü denizi… Dalgalar kovalaşamazdı yavru kediler gibi Salacak ile Sarayburnu arasındaki düzlükte… Kızkulesi saplanmasaydı eğer, […]

2 mins read

Seyir Defteri – 22 Nisan 2008 (Annem beni yetiştirdi ve 22 Nisan)

    Hani bir marş var; Alay Marşı, çoğu kimse bilir bestesini ve bir kaç satır sözünü… Der ki; "Annem beni yetiştirdi, bu ellere yolladı, Al sancağı teslim etti, Allah'a ısmarladı…" {*}{*}{*} İşte bu marşı çok kere üzerime alınırım ben. Gerçekten de annemin beni bu iş için doğurduğuna inanırım… Eskiden beri böyle düşünüyormuşum ki; 1986 senesinde bu […]

3 mins read

Seyir Defteri – 19 Nisan 2008 (Üçüncü aydönümü)

  Unutmamıştım… Sizlerden de unutmayanlar vardı biliyorum; arayanlar, yazanlar oldu. Unutmamıştım ayın 19'unu ama, o gün için bir başlık açtığım halde içini dolduramamıştım… {*}{*}{*} Sitemiz üç aylık olmuştu Nisan'ın 19'unda… Pek bir anlamı yok bunun çoğu kimse için, ama sevinenler var… Sahiplenenler için ayın 19'u önemli bir gün… Benim için de önemli, gerçekten… Çünkü sevgi dolu insanlar, […]

1 min read

Seyir Defteri – 18 Nisan 2008 (Yeşilay’a üye misiniz?)

  Yeşilay, kurulduğundan bu yana belki de en büyük atağını yaptı. Ciddi faaliyetler içinde olan dernek; hizmet sevdalısı olan gönüllüleriyle birlikte yelkenleri dolu dolu ilerliyor… Bizim de zaman zaman yazı ve çizimlerimizin yayınlandığı Yeşilay Dergisi son iki yıldır bambaşka bir kalitede yayınlanıyor. Yeşilay başkanı ise; pek çoğumuzun dedesi, babası, amcası, abisi, büyüğü olan… Ve bunu da "ancak […]

1 min read

Seyir Defteri – 17 Nisan 2008 (Kutlu Doğum ne zaman?)

  Kutlu Doğum Haftası ismiyle gazetede yazdığımız yazı için konuşanlar oluyor… Elbette konuşulacak, beğenen veya karşı çıkan olacak. Fakat insanların bilmesi gereken şeyler var, biz söylemezsek kim söyleyecek?.. Din adına hiç kimsenin (iyi niyetle de olsa) yeni bir satır koymaya veya eksiltmeye yetkisi ve hakkı yoktur… Böyle karışıklıklar ise daha başlarken düzeltilmezse, iki üç kuşak sonra insanlar bunun dinimizin […]

3 mins read