Çimende zor görülüyorlardı. Güvem eriklerinin (çakal eriği) arkasındaydılar… -Yavrulardan biri burada!.. -Aa bir tane daha… Aaa bir tane daha, bir tana daha… İşte bir tahe daha!.. Hepsini bir kutuya doldurup; terastaki kocaman…
(Üşüyorum… Bana kendini hatırlat! Ya da ben, bir zamanlar sana yazmış olduğum mektubu okuyayım; koynumdan çıkararak…) ……. Soğuk; ..oğlak gibi diridir… El değmemiş, dil değmemiş filizlerle beslenen bir beyaz oğlak…
5 Temmuz 1998. Hâlâ hatırlarım, piknik sofrası üzerinde dans eden yağmur damlalarının kıvrak raksının ritmini. Yağmur damlaları bize dünyanın en güzel bestelerini asırlık ağaçların yaprakları arasından ikram ettiler. Kuş tüyü…
ELMA HAKKINDA Günde 1 adet elma tüketmek birçok hastaliğa mani oluyor. Yrd. Doç. Dr. Alper Kuşçu, SDÜ Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi 1) Günde birkaç adet elma ya…

Hikâyelerin hasreti [11 Mayıs 2003 Pazar]

Misketlerimiz nerde, bilmiyorum!.. Hatta, defterlerimiz nerde?.. Ya kitaplarımız?..  {*} Evet, eskiden misketlerimiz vardı; Oyunlar oynardık, kendimizi kaptırarak saatlerce… Hepimiz toplanırdık ve yuvarlanıp giderdik sanki, içine renk akıtılmış o cam küreciklerle birlikte…  {*} Evet, eskiden defterlerimiz vardı; Duygularımızı yazardık, hatıralarımızı yazardık, hatta bize yazılanları yazardık kendi yazdıklarımızın aracığına, gizli gizli!.. Sayfalarını şöyle bir çeviriversek, gül bahçelerinin […]

3 mins read

Anahtar (2) [08 Mayıs 2003 Perşembe]

Hiçbir anahtar, hiçbir hazinenin kapısını açmaz; Ele alınıp, doğru deliğin içinde çevrilmedikçe!.. ….. Tamam da, şimdi ben bu özeti çıkarmak için, yani bu kadarcık bilgi için bunca bedel ödemişsem; acaba ben mi kârlıyım, yoksa bunu ücretsiz alan sen mi?.. Elbette ben!.. Çünkü, bedelini ödeyerek aldığının kıymetini, “biliyor” insan… ….. Onun uğruna, bakımsız otel odalarında veya […]

3 mins read

Sultan Melik (2) [01 Eylül 2006 Cuma]

Fırat yarıp geçmiş araziyi. Soldaki 50 m’lik duvarın tepesine kaleyi, ardına Kemah’ı kurmuşlar. Boğazın sağında kalan kayalığın önünde ise Selçuklu tarzı kümbetler var. Melik Menküçek’in diğer ismi Ahmet. 1071’den sonra Anadolu’yu fethe gönderilen Selçuklu komutanlarından… Merkezi Kemah olan beyliğini kurup 47 yıl sonra düşmanla bir cihatta nehre düşüyor. Bulunduğu yere türbe yapılıyor. Şehitler ölmez, bedenleri […]

4 mins read

Sultan Melik [31 Ağustos 2006 Perşembe]

Kemahlı veya Kemah’ta medfun pek çok yatır vardır: Horasan erenlerinden Kuruçay’ın Kirzi köyünde Seyyid Kirzi Baba… Yakub Halife… İskender Baba… Melik Gazi’nin kardeşi olduğu rivayet edilen Kelem Yakub… Yörenin meçhul velilerinden Ali Baba ve Hıdır Abdal… Midilli Baba, Nail Efendi bugün de sevilip ziyaret edilen mübarek zatlardandır… “Ziyaret eyledik Sultan Meliği Mevlam kabul etsin cümle […]

4 mins read

Kemah [24 Ağustos 2006 Perşembe]

Herkesin tanıdığı çok Kemahlı var, fakat Kemah’ın tanıdığı Kemahlı sayısı çok azdır… Farkında mısınız bilmem; şu an, epey insanın yüreğinin “cızz” etmesi gerekiyordu! {*} Peri bacaları da denen kayalar… Botlarla gezilip su sporları yapılabilecek nehirler… Her mevsim karlı dağlar… Serin mağaralar ve kaynak suları… Tarihin her devrine ait kalıntılar, kaleler, uçurumlar… Tuzlalar… Evliya kabirleri, mumyalar, […]

4 mins read

İğneci!.. (2) [04 Mayıs 2003 Pazar]

(ÖZET: Korkudan titreyerek; "yapacağı iğnenin çok acıtıp acıtmayacağını" soran çocuğa bakarak; "Yaptık ya, dedi adam… Aşı, ağzında eriyen tatlı şekerin içindeydi!" Bu iğneci, gördüğü en güzel insandı, çocuğun!..) ….. Herkes yazıyordu zaten, ve de herkes yazmayı deneyecek bu "münbit" topraklarda!.. Bizim satırlarımızın ise bazı şiir sitelerinde, şiir denen öcülerle aynı kulvara sokulduğuna, yazılarımızın büyük çoğunluğununsa […]

2 mins read

İğneci!.. [02 Mayıs 2003 Cuma]

BİRİSİ ekibiyle birlikte filler gibi koştukça, koridorlardaki çerçeveler bile zıngırdıyordu… Çocuklar korku içinde soruyor, ve biribirlerinden bunların "iğneci" olduklarını öğreniyorlardı. İğneciler "tutuuun" diye haykırdıkça, çocuklar "kaçııın" diye ötüşüyordu!.. ….. BİRİSİ oturmuştu koltuğuna,,, dimdik. Kaşının biri kalkıktı, ve kimsenin yüzüne bakmaya dahi tenezzül etmeden yardımcısına talimat verdi: "İletin çocuklara; her biri sırayla gelsinler, ve önceden açtıkları […]

3 mins read

Güneş batmaz, biz kalırız gölgede [01 Mayıs 2003 Perşembe]

Efendim, soruyorsunuz. "Şimdi hocam(!), siz ki İstanbul tutkunusunuz. Sizin İstanbul’u sevmenizdeki en önemli unsur nedir, ya da nelerdir" de diyorsunuz, mektubunuzun nihâyetinde… Lâkin… Sözümüzün bir ehemmiyeti olmalı ki; sual edildiğinde cevap verilsin!.. Sizler, tabii ki hatırlamazsınız,,, da biz genç iken, İstambôl’de bir tek motörlü vasıta dahî yoktu ki, satırlarınızda şehri "şehr" olmaktan çıkardığını imâ ettiğiniz […]

3 mins read

Kırmızı ibikli küçük tavuk [30 Nisan 2003 Çarşamba]

Bir hikâye aktaracağım bugün size. “Üzerinde güneş batmayan imparatorluk” denen “güneşsiz” İngiltere’nin, belli ki UZMANLIK ALANI olduğu “sömürü düzeni”ni öğretmek için okuttuğu “The Little Red Hen” isimli okuma kitabından alınmış. Şimdilerde İnternet üzerinde adreslerden adreslere dolaşıp duruyor bu hikâye… ………….. Zamanında, güzel bir çiftlikte, kendi yiyeceğini kendi bulan kırmızı ibikli küçük bir tavuk, mutluluk içinde […]

4 mins read

Dedem diyor ki!.. [27 Nisan 2003 Pazar]

Şimdi hayal kuranlarınız çok var, biliyorum. Ama bu hayallerine gerçekten inananlarınız kaç kişi?.. İlginçtir ama, ben sanki doğduğum andan itibaren burda olacağımı biliyordum, sanki bu günü yaşıyordum… Bunu hem istiyor ve hem de böyle olacağını biliyordum gibi. Şuna benziyor; hani uzak bir şehre gidersin ziyaret için. Sonra vasıtana biner kendi evine dönersin ve oradan mesafe […]

4 mins read

İzmir’in “deli”leri, veya; Murad-ı Maraşî hazretleri -2- [25 Nisan 2003 Cuma]

Kanallarda İzmir’i bir haftada iki kere sallayan deprem tartışılırken; uyuyamayacak kadar uykusuzum, ve bir de omuzlarım, boynum, sırtım ağrıyor. Rahatlarım diye sıcak suyun altına atıyorum kendimi. Ve, gündüzki ses yankılanıyor kulağımda: “Sizin gitmenize gerek yok, kendi gelir Murad-ı Maraşi hazretleri!..” Sularım damlarken kontrol ediyorum; deprem başlayınca nereden kaçarım ve nereyi kilitleyeyim de giremesin şu hazret!.. […]

4 mins read

İzmir’in “deli”leri, veya; Murad-ı Maraşî hazretleri [24 Nisan 2003 Perşembe]

İyi ki gitmişim İzmir’deki kitap fuarına. Orda sadece iki gün geçirdim ama bu şehrin insanları renkli iplik misali (geçti içimden) takıldı bana da; şimdi sanki bir iğne gibi hangi kumaşı dikmeye çalışsam, ardımda onların (da) rengi kalacak!.. İzmir’in genç kızları kitap okuyorlar. Eğer iyi yazılar yazarsanız, koşup geliyorlar da imzanızı almaya… (Şu an yüz kişi […]

4 mins read

Nouma’nın hareketleri!.. [23 Nisan 2003 Çarşamba]

Yoldan gelmişim, günlerdir yorgun ve uykusuzum, üstelik de geç yatmışım,,, ki sabahın köründe “zarrr” zil… Neredeyse, cesedimi yorganın altında bırakıp, sanki uçuşarak açtım kapıyı ki karşımda kapıcı… “Hayırdır, bu saatte?..” “Diyecektim ki… Şey yani, ben futboldan iyi anlarım da…”  {*} Siz hiç kapıcı öldürdünüz mü?. Ben de öldürmedim… Henüz!.. Suratına bakmaya çalışıyorum ama, gözümün birinin […]

4 mins read

Hani kucağın?.. [20 Nisan 2003 Pazar]

Bir gün… Annelerimizi kaybettik… Ve, uzaklaşan son yağmur bulutunu seyreder gibi, bakakaldık arkalarından…  {*} Ağlayışlarımızı hatırladık sonra; nazlanışlarımızı, mızmızlanışlarımızı, ve onlara kızışlarımızı… Hatırladık, "bizi ağlattıklarını" sanışlarımızı!.. Gittiler; son yağmur bulutu gibi çekildiler göklerimizden, ve güneş vurunca yüzümüze, sevindik… Her ne kadar kalmış olsak da ham bir meyve gibi, güneş altında; "Olmaya" niyetlendik.  {*} Onların kucaklarına […]

2 mins read

Lütfen, gülümser misiniz?.. [18 Nisan 2003 Cuma]

Diyor ki mektubunda: "Dün bir sümbül aldım kendime, bahar hediyesi olarak… Ara sıra kendime minik hediyeler alıyorum böyle. İçimi rahatlatıyor, ruhumu gevşetiyor sanki bu ufacık mutluluklar…  {*} İnsanların neredeyse nefes almaya bile mecalinin kalmadığı şu günlerde; gülümsemek ve gülümsetmek adına bir şeyler yapmak lazım diye düşünüyorum. Gülümsemek adına; artık, uyanır uyanmaz ilk gördüğüm şey olan […]

3 mins read

Yıldızları kokladım gelmediğin geceler [17 Nisan 2003 Perşembe]

Yıldızları kokladım, gelmediğin geceler …….. Sanki… Ve sanki koptu geceye bağlandığı ipinden, sabah. Çektii, çekti de kör saatler ardındaki şafağı; Tükenmedi karanlık!.. ….. Gün doğmadı… Söküldüğünden beri düğümü benden; umudunun!..  {*} Ben,,, yıldızları kokladım; gelmediğin geceler boyu!.. Halbuki, biliyordum; gece, sadece bir kara çarşaf gibiydi başımda, incecik… Biliyordum ki bin deliğinden de karanlığın, ümitti salan […]

3 mins read

Ben, senin, neyindim?… [16 Nisan 2003 Çarşamba]

Ben… Senin… Neyindim?.. Ben, neyindim senin; Unuttum!..  {*} Ilıcacık bir gündü,, ve terliyor gibi ıslanıyorduk, görünmeyen yağmurda… Soluk gibi sokuluyordu içimize, havayla karışmış su… Kaşlarında birikiyordu “yağmayan” yağmur… En güzeli; kirpik uçlarında parıltılar “top”lanıp, büyüyordu… Ve kırptıkça gözlerini birbirine karışıyor, ağırlaşıyor, asıldıkları tellerden kopup, kayıyorlardı ıslak teninde, yüzünün…  {*} Eğilmiştin… Burnunun üzerinden bir damla atlamıştı […]

2 mins read

Ilıkpembe… [13 Nisan 2003 Pazar]

Annelerinden, kızlarına doğru… Kızlarından, babalarına doğru… Babalarından, oğullarına doğru… Oğullarından, annelerine doğru… Hatta, bu mıknatısı dışından sarmalayan; torunlar ile büyükanne ve büyükbabalara “ılıkpembe” bir bakış açısı… (4) … … … İstikametleri bir olan insanların… Emecekleri mutluluklar, ve kendilerini emecek acılar aynı olan her insanın, biri birinin yüzüne dikkatle bakması lazım; aynaya bakar gibi. Çünkü karşısındaki […]

3 mins read

Ilıkpembe… [09 Nisan 2003 Çarşamba]

Annelerinden, kızlarına doğru… Kızlarından, babalarına doğru… Babalarından, oğullarına doğru… Oğullarından, annelerine doğru… Hatta, bu mıknatısı dışından sarmalayan; torunlar ile büyükanne ve büyükbabalara "ılıkpembe" bir bakış açısı. (1) … … … İnsan olmak, diğer mahluklardan farklı olmaktır… Bu fark ise; düşülen mutsuzlukları ve umutsuzlukları aşabilmek için, araştırma ve fikir üretme özelliğine sahip olmak, değil mi?..  {*} […]

2 mins read

Umarım bugünlerde yağmura yakalanırsınız… [06 Nisan 2003 Pazar]

Bahar yağmurları vücuda zindelik ve enerji kazandırıyor. Çünkü içinde kullanılabilir demir var. Kış boyunca en alt seviyeye indirdiği demir miktarını, vücudunuzun en doğal yoldan geri kazanabilmesi için ona yardımcı olun, ve yağmuru gördüğünüz an kendinizi hemen dışarı atıp, boool bol ıslanın!.. İçinde kullanılabilir demir bulunan yağmurlar başlarken, (yani bu hafta) etrafınıza biraz daha dikkatli, fark […]

3 mins read