Seyir Defteri – (Beykoz’u yudumlamak…)
Yenibosna’daki "Sinerjik Liderler Toplantısı"ndan (bilgi ve fotoğrafları network/kareler bölümünde) çıktık. Kurt gibi acıkmıştık, karnımızı doyuracak bir yer bulmalıydık. Yemek için en güzel yerlerden birisi, elbette Beykoz sahillerinde olabilirdi ancak 🙂 Paşabahçe’ye varmadan, Burunbahçe’de sahile indik. Çünkü "Beylok" işte orada… Muhteşem bir yer… Eski Burunbahçe plajının hemen ilerisi… Deniz balık kaynıyor… Kefaller çocukların attığı ekmek parçalarını kapışırken, karabataklar da balıkları yutmak […]
İzmir’de düğün var :)
{dugun} HATİCE’MİZ GELİN OLUYOR İzmir’de mutluluk var. 🙂 Yüce Rabbim huzur, sağlık, bolluk, bereket ve her iki cihanda yüz aklığı versin… En güzel dualar onlara olsun. {*}{*}{*} İzmir’den sevgili abim, aşçı Sedat Gökgedik‘in kızı ve Rümeysa ile Ahmet Faruk‘un ablaları sevgili Hatice, bugün gelin oluyor… Damatımızın ismi ise Hasan Aygün, henüz onu göremedim ama hakkında […]
Seni beklerken [10 Ekim 2010 Pazar]
Dönen kuşlar indi çoktan göçtükleri yuvalarına… Karıncalar deliklerini ve arılar peteklerini başladı doldurmaya. Mevsim, yaslandı yani bana doğru, hissediyorum. Anladım ki; artık, geliyorsun… {*}{*}{*} Seni beklerken; portakal çiçeklerini ipe dizip bir taç daha yaptım… İlk eriğin tadına baktım; ekşi olsa da, yüzüm hep tatlıydı… Seni özlemenin bile beni üzmesine izin vermedim, seni beklerken… {*}{*}{*} Geliyorsun… […]
Gülümsersen büyürsün [08 Ekim 2010 Cuma]
Bazen gülümsemeyi unutuyor, ihmal ediyor veya etkisine inanmıyoruz. Sebebi ne olursa olsun; karşılaştığımız kişiler tarafından gülümseyen bir yüzle hatırlanmıyorsak, mesulü biziz. Daha da kötüsü; asık surat ve çatık kaşlarla toslaştığımız, asıl kendimiziz!.. {*}{*}{*} Bana gülümseyen bir fotoğrafını yollasana, dedim. Biraz zaman geçti. Nihayet: Küçükken gülümsüyormuşum ben, dedi!.. Fakat sanki sadece çocukluk resimlerim gülücüklü… Sonra bir […]
İzâfî [07 Ekim 2010 Perşembe]
Neye, nereden, hangi gözle baktığın çok önemli… Hani öğrencinin biri eleştirilir; çalışmıyorsun, diye. Ama o serviste tekrar etmektedir günlük dersini. Bir saat sabah ve bir saat akşam… Diğeri, her uyarıldığında kitaplarının başına oturmakta, hatta sınav günleri sabahlamakta… Fakat bir türlü yüksek puan alamamaktadır! Not: Gördüğün manzara, her zaman göründüğü gibi olmayabilir! {*}{*}{*} Ordunun bütün askerlerine […]
Seyir Defteri – 03 Ekim 2010 (Babıali bugün Şen idi…)
Babıali Şenlikleri’nin üçüncüsü gerçekleştirildi ya bu sene. Bizim günümüz de bu gün, son gün, yani 3 Ekim Pazar idi… Üçüncü sene de aynı yerde idi gazetemizin standı, hemen tramvay durağının yanında, Babıali Şenlikleri için ayrılan alanın en güzel yerinde. Başka bir yer vermeye çalışmışlar önce, ama genel yayın müdürümüz Nuh Albayrak; "Orayı vermezseniz katılmıyoruz" diye […]
Mutluluğun 2 faktörü [03 Ekim 2010 Pazar]
İnsanlar, ta eskiden beri kafa yormuşlar: “Bizi mutlu eden faktörler nelerdir?..” Elbette bunun aksi de söz konusu. Yani en az “mutluluk” ana başlığı kadar kafa yorulan bir diğer konu ise mutsuzluk: “Aşmak için ne yapmalı?..” Yüzlerce fikir, iddia, teori, yorum… Binlerce kitap, dergi, makale, şiir… Bir o kadar piyes, roman, sinema filmi, televizyon dizisi… Peki […]
İmzagünü fobisi [01 Ekim 2010 Cuma]
Dolmabahçe’deki statla Maçka yokuşu arasındaki Küçükçiftlik boşluğuna panayır, lunapark, sirk ve çeşitli fuarlar kuruldu hep. Yirmi yılı geçmiştir (çok tanınmış bir yüz…)’yı ilk defa orda gördüm. İmza günü düzenlemişlerdi kendisine. Stant önündeki boşluğa küçük bir tahta masa koymuşlardı. Fakat zemin bozuk olduğundan çay bardağı bile duramıyordu üstünde. Yüzünü görmeyenler, umumi helâ kapılarında oturan bekçilerden biri […]
Mektuplar hakkında [30 Eylül 2010 Perşembe]
Mektuplar, edebiyatın bir dalıdır. Son dört yüz yıldır en fazla okunan ve kıymeti her gün artmış, kıyamete kadar da her gün artacak olan mektuplar ise İmam-ı Rabbanî hazretlerine aittir. Geçen hafta “ezan” hakkında birkaç cümlesini aktarmıştım. Bu gün de “tesbih”lerden birine tutuldum ve söylemezsem benden hesap sorarsınız sandım. {*}{*}{*} Üçyüzyedinci mektup “Sübhânallahi ve bi-hamdihi“ kelimesi […]
Duygu Bahçemiz (KAYBETTİ – İbrahim Güleç)
Yalan dolan ile yanlı yazınca, Gazeteler trajını kaybetti. TV alt yazıda canlı yazınca, Köşeciler virajını kaybetti. Kaleme almayıp özde özleri, Mizahlarla aldattılar bizleri. Gerçek gibi yazıp yalan sözleri, Dürüstlüğün imajını kaybetti. Kelleri kapattık ekili saçla. Kıyaslamak yanlış tokları açla. Derman bulduk akupunktur masajla, Eczaneler ilacını kaybetti. Her canlının aslı tek bir damla su. Rüyaya anahtar […]
Pırlantanı fırlatma! [26 Eylül 2010 Pazar]
Ulaşamayanların, “sormayanlar” olduğunu sanırız genellikle. Yolunu şaşıranların çoğu, acaba neden “herkese soran” insanlar?.. Sormamak kibirden, ama şaşırtmak şeytandan… Vazgeçmek ise nefsinden; hadi var bakalım!.. {*}{*}{*} Bilmediğin bir noktadasın. Sorduğun an fark ediyorsun ki, meğer herkes bu konunun uzmanı! Her kafadan da farklı sesler çıkıyor: “Filanca yere mi? Sen orayı bulamazsın! O hoo çok uzak, yol […]
Seyir Defteri – Eylül 2010 (İmam televizyon efendi!..)
Böyle bir başlık atmak ne kadar doğru olur… Bu mecazi cümleyi kurmak uygun mudur… "İmam televizyon efendi(!)" demek caiz midir… Zülf-ü yâre dokunur mu… Şahsına hakaret sanan olur mu, bilemiyorum… Bunları bilemiyorum ama bildiğim ise şudur: Bu iki fotoğrafı çekeli bir hafta olmadı… Kendi cep telefonumla çektim… Görünen insanlardan hiç birini tanımıyorum ve yüzlerini göstermemeye […]
Zekânın belirtisi [24 Eylül 2010 Cuma]
Geri zekâlılığın belirtisi nedir, diye bir soruyla karşılaşırsam şöyle demeye karar verdim: Bir insan, bıçaklanmış olsa; önce şaşkınlık, acı, çaresizlik, korku, panik gibi duygular hisseder de sonra ne yapar? Bu insan, kendine saplı bıçakla en yakın arkadaşına koşsa… Sonra ablasına, dayısına, sonra manava, berbere: "Komşu, görüyor musun karnımdaki bıçağı? Ölçer misin lütfen dışarıda kaç santim […]
Şu ezanlar ki… [23 Eylül 2010 Perşembe]
Hangi sözü, şiiri, ezgiyi dinlemişizdir ezandan daha fazla; hem de her gün ve çok şükür hayatımız boyunca? “Mektûbât Tercemesi” isimli muazzam kitaba toplanmış mektuplarından, 303’üncü mektubunda şöyle anlatıyor İmam-ı Rabbanî hazretleri: {*}{*}{*} “Evvelâ Allahü teâlâya hamd ederim! Sevgili Peygamberine salevât eder, iyilikler dilerim! Biliniz ki, ezanın kelimeleri yedidir: ALLAHÜ EKBER: Allahü teâlâ, büyüktür. Ona birşey […]
İlmek [19 Eylül 2010 Pazar]
17 Eylül’e… Ben dünyada değildim o tarihte. Ama biliyorum, Menderes’i bugün asmışlar. Fakat neden asmışlar? Bilmiyorum… Küçük bir çocuktum. Söylenenleri anlamıyordum. Sadece “bir insanın boynuna ilmek geçirdiklerini ve onu asarak öldürdüklerini” anlıyordum. Ve ayrıca, beni sevenlerin ve benim sevdiklerimin bundan hiç memnun olmadıklarını anlıyordum. Menderes denen kişinin “nasıl” asıldığını anlıyordum; ama “neden” asıldığını anlamıyordum, “niçin” […]
Seyir Defteri – 17 Eylül 2010 (Menderes’i bugün asmışlar…)
Bugün 17 Eylül… Kim bilir kaçıncı 17 Eylül ama bu günkü, sadece; 17 Eylül’lerin 2010 yılında geleni… Bugün 17 Eylül… Ben dünyada değildim o tarihte, bilmiyorum ama öğrendim; Menderes’i bugün asmışlar! Neden asılmış? Bilmiyorum! Bu ülkenin başbakanı ve çalışma arkadaşları neden asılmış, ben bugün hala bilmiyorum!.. ….. Bilen var mı gerçekten?
Tavuk [17 Eylül 2010 Cuma]
Hadi bugün, bir tavuk olduğunu düşün! Tavuk tavuk, bildiğin tavuk: Yusyuvarlak açılmış gözlerle etrafına bakınan… Ot, et, tohum, meyve, sebze, canlı, cansız, bulabildiği her şeyi yiyen… Toprağı eşeleyen, yetişebildiği dallara sıçrayan; Ve belli zaman aralıklarında yumurtlayan tavuk… {*}{*}{*} Bazısı korkar, bazısı sever; bazısı onlarla ilgili hiç bir şey bilmez, bazısı da haklarında her şeyi bildiğini […]
Başarı: Saliha Rabia Gezer
%10 Müşteri Temsilcisi Eylül 2010, Adapazarı, ev hanımı Üst sırası: Muammer Erkul
