Saksı ve kurban [11 Kasım 2010 Perşembe]
Bizim köşenin klasiklerindendir. Vakti gelir, sorarız on yıldır: “Saksıda kurban kesilir mi?” Kesilir de aslında fakat o kadar büyük saksı, ya da şu kadar küçük bir kurbanlık bulabilirsen! Saksıda kurban kesmek caizdir ama yine de saksıda kurban ke-sil-mez… 🙂 Saksıda kesemezsen banyoda kesebilirsin aslında; ama ayakları kayarsa, boynuzları batarsa bana surat asmak yok! Hele ki […]
Seyir Defteri – Kasım 2010 (Geleceğe köprü kurmak!..)
Kurban Bayramı yaklaştıkça herkesi bir tatlı telaş sarıyor… Birincisi "kurban ibadetini yapma" heyecanı… İkincisi de "ibadeti doğru yani usulüne uygun yapmak" tedirginliği. Herkes bilir ki, ibadet sadece para vermek veya her hangi bir şeyi yaptırmak, ya da ben böyle yaptım kabul olsun işte, demek değil… İbadet; emredileni, emredildiği gibi yapmak, demek! ….. Herkes kurbanlığını […]
Seyir Defteri – (Şah & Sultan Romanı üzerine)
Şah&Sultan Romanı üzerine Ger derse Fuzuli ki güzellerde vefa var Aldanma ki şair sözü elbette yalandır Son yılların popüler edebiyat ve romancısı Prof. Dr. İskender Pala Bey’in tarihi bir romanı daha okurları ile buluştu. Romanın ana kahramanlarının Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail ve Taçlı Hatun oluşu ise muhakkak ki esere olan ilgi ve alakayı kat […]
Mehmet Oruç abinin hastalığı
İnsanoğlu, başına ne geleceğini bilemiyor. Bunun örneklerinden biri ise, Mehmet Oruç’un hastalığı… Mehmet abi "grip oldum" diyerek hastaneye gidiyor. Sonra?.. Sonra "lösemi" teşhisi konup, hastaneye yatırılıyor! Ekim’den beri hastanede ve geçen hafta sonu Şişhane’deki bir hastaneye nakledildi. Mehmet ağabey, ben daha Türkiye Çocuk Dergis’nde çalışmaya başladığım zamandan beri Türkiye Gazetesi’nin "Bizim Sayfa" kadrosundaydı. Hepimizin yetişmesinde ve […]
Ne ağacısın, ne deresisin, ne aynasısın? [07 Kasım 2010 Pazar]
İki köylü tarlalarında; biri domatesleriyle meşgul, diğeri kavunlarıyla… Öğle vakti yaklaşırken birkaç domates seçip getiriyor ilk köylü. “Komşu, yemeğine katık edersin” deyip kavun tarlasının köşesine bırakıyor… İkisi de memnun… Sonraki gün tekrar domates koyuyor ilk köylü sınıra; “komşu, afiyet olsun” diyerek. İkisi de mutlu… Daha sonraki gün gene birkaç domates var sınırda ve sonraki gün […]
Mırra [05 Kasım 2010 Cuma]
Mırra pişirmek maharet ister… Dibeklerde dövülmüş… Kömür ocaklarına oturtulmuş güğümlerde tercihen üç kişiyle kaynatılmış… Sonra bekletilip tekrar kaynatılmış ve yine dinlendirilip sonra tekrar kaynatılmış iri taneli Arap kahvesi, özel cezvesi ve özel fincanında servis yapılır. Özel nakışlanmış sarı bakırdan bir ibriğin içindedir mırra ve çok sıcaktır… Fincanı ise kulpsuz olup dışa doğru açılan bir dudaklığı […]
Duvarlar [04 Kasım 2010 Perşembe]
Ekim ayının ve haftanın son günü. Gezintiye çıkmış insanlar güneş dökülen sokaklarda ve çarşıda tatil gününün keyfini çıkarıyor. Vapurlar, metro ve diğer toplu taşıma araçları caddelerde gidip geliyor. Mecidiyeköy istikametine giden otobüsteyim. Ayakta, dışarıyı seyrediyorum. İkili koltuklardan birindeki adamın yanında, cam tarafında oturan bir çocuk var: Üzerindeki montun kırmızısı mavi-beyaz çizgili. Fermuarı açık. İçindeyse uçuk […]
Kış geldi [31 Ekim 2010 Pazar]
Ben bir sadık mevsim aradım… Sonbahar rüzgârları koparmasın diye duygularımı. Mavi bir yazdan, ayazlara saplanmayayım diye billûr bir hançer gibi; Ben, bir sadık mevsim aradım! {*}{*}{*} Son baharın ardından; Kış geldi!.. {*}{*}{*} Bir sonraki bahar, kan açacak gelincik tarlasındaki tomurcuklar… Bir sonraki bahar, kelebeklerin sevgiden kanadındaki buzlar çözülmeyecek! Bal örmeyecek arılar, kuşlar şarkı söylemeyecek. Martılar […]
Doğum günü [29 Ekim 2010 Cuma]
Doğmak; gözyaşından bir damla gibi düşmektir toprağa ve çiçekler gibi gülümsemektir hayata! Üç gün önce doğmuşum. Sabaha karşı ve Ekimin yirmialtısı imiş!.. Acı ve tatlı bilcümle cümleler, bir “nokta”dan sonra başlar! {*}{*}{*} Sitemize bebeklik fotoğrafımı koydum. Tahta bir sandalyeye oturtulmuş, başında fırfırlı başlık, sarkık yanaklı bir oğlancık… Yorumlar eklendi altına; iyi, tatlı, hoş şeyler. İnsan, […]
Gelecek fidanları [28 Ekim 2010 Perşembe]
Bahçenin üst kısmında kocaman bir ceviz ağacı var. Hamak buna asılı. Yazın, canı isteyen sallanıp eğlenir, dinlenip serinler… Zamanı gelince de kargalar yukarıdan, bizler aşağıdan ceviz toplarız… Rahmetli Veli Dede elleriyle dikmiş bu ağacı, belki elli sene evvel. Ölümünden beş altı sene önce ise; torunumu evlendireceğim, diyerek bahçenin bu kısmını bana sattı. O günlerde baktım […]
Seyir Defteri – 26 Ekim 2010 (muAmmEr)
Yirmialtı Ekim’den 8-10 ay sonra… Paşabahçe’de, pazar sokağının sonundan yukarı sapınca, galiba "Foto Işık" stüdyosunda… Tahta bir sandalye üstünde ve muhtemelen "Muammeeer" sesleri çıkaranlara bakarken! {*}{*}{*} 1997’de basılmış olan "Bul Beni" isimli ilk kitabımızın arka kapağı… Ve teşekkürler herkese, hepinize… Bir yirmialtı Ekim günü daha birlikte olduğumuz için, beni yalnız bırakmadığınız için 🙂 .
Kendine müşteri olmak [24 Ekim 2010 Pazar]
Microsoft’un sahibi Bill Gates’e soruyorlar. Diyorlar ki: “Siz mülti milyonersiniz, her şeyi satın alabilirsiniz. Olmayan bir şeyiniz var mı?” Hiç tereddüt etmeden diyor ki: “iPod’um yok!..” Şaşırtıcı mı bu?.. Tuhaf mı?.. Yoksa büyük iş sahibi olmanın vesikalık fotoğrafı mı? Adam, kendine rakip olan Apple firmasının ürününü asla kullanmıyor! {*}{*}{*} Yurt dışında ise Coca Cola firmasının […]
Yukarı çık! [22 Ekim 2010 Cuma]
ÇağlarNetwork 2. Kariyer ve Ödül günü için… (Yarın sabah 10.45’te İhlas Koleji’nin Yenibosna’daki büyük salonunda buluşuyoruz. Bekliyorum. 🙂 İnsanların çoğu sokaklarda serbestçe dolaşır; fakat zihinleri, sanki hücre hapsindedir… Bazılarınınsa kendileri hapistedir; fakat zihinleri pek çok insana yön çizer, yol gösterir… Bilinen işlerin pek çoğu; fiziksel güç ile yapılan çalışmalardır. Bu, kolaydır… Peki, güzel olan nedir?.. […]
Fırsat, önünde! [21 Ekim 2010 Perşembe]
(ÇağlarNetwork 2. Kariyer ve Ödül günü için… 23 Ekim C.tesi sabahı 10.45’te İhlas Koleji’nde buluşuyoruz.) Zamanın birinde denir ki insanlara: “Şu an geçtiğimiz yerdeki kayalardan taşıyabileceğiniz kadarını alın!..” Bir tavsiyede bulunulmuştur kendilerine. Fakat gecediiir, karanlıktııır, herkes yolcudur, yorgundur… Hiç duymamış gibi yapamazlar: Bazısı birkaç çakıl taşını avuçlar ama az sonra atmak niyetiyle. Bazısı ceplerine de […]
Yorumsuz… – [17 Ekim 2010 Pazar]
Komşumuz ölüverdi. Ansızın… Gün doğarken işine gider, geç saatlerde sessizce gelirdi. Sabah duyuldu vefat haberi. Çeşitli tahminlerde bulunduk… Saat biraz yürüyünce üst kata çıktım. Hiç tanımadığım hısım ve akrabaları evde toplanmışlardı. Onlar da tanımak için bana bakıyorlardı. Kime başsağlığı dileyeceğimi bilemedim… Sabahın erkeninde içine baba acısı düşen oğul odasına kapanmış; kız kardeşi başka şehirde okuyor, […]
Seyir Defteri – 15 Ekim 2010 (Metin Aydınoğlu’ndan futbolumuz üstüne)
İzmir bölgesi eski millî hakemlerimizden Metin Aydınoğlu arkadaşımdır. Yazılarımızı göndeririz birbirimize, gerektiği zaman bunların üzerinde konuşuruz. Bugün, onun son gönderdiği yazısını hem sitemize ekliyorum ve hem de mail grubumuza gönderiyorum. Futbolumuzun içinde bulunduğu durumu ne kadar açık ve net olarak anlatmış. ….. Tebrik ediyorum dostum, yüreğin dert görmesin… Ve aynen yayınlıyorum satırlarını: {*}{*}{*} Kapansın el […]
Su toplar parmaklarım! [15 Ekim 2010 Cuma]
Her harf, yakıp kâğıdı, tek tek dökülür yere; Eğer adını yazsam!.. {*}{*}{*} Gözüne baksam; ateş akar içime… Sokulsam; tenim kavrulur nefesinden, kururum susamış fidan gibi!.. ….. Aaah, dokunsam yârime; su toplar parmaklarım!.. {*}{*}{*} Saçının her bir teli ateşlenmiş fitildir, bilirim; değdiğinde yüreğime yeer(i)yerinden oynatır!.. {*}{*}{*} Eriyen bir kırmızı mumla mühürledin ağzımı; Hapsoldu dilim!.. ….. Mahpus […]
Başarmama tercihi! [14 Ekim 2010 Perşembe]
Herhangi bir başarının üstesinden gelmiş herhangi birini gördüğünüz zaman, bilmeniz gereken şey şudur ki; o işi başaramamış milyonlarca kişi var!.. Rahat olun yani diğer rahat olanlar gibi, umursamazlar, yarınlarla hiiiç derdi olmayanlar gibi! Yani aynen de kardan adamlar gibi eriyip gideceksiniz günün birinde! Şimdi, kulağını getir de sana bir küpe fısıldayayım: Başarısızlık, bir tercihtir! Fakat […]
Seyir Defteri – 5 Ekim 2010 (Sempozyumdan “ekstra” kareler)
Yakama bakarak; "Türk müsün" diye sordu. Başımı salladım. O zaman: "Benim çektiğim fotoğrafların rengi istediğim gibi olmuyor, şu makineye bakar mısın?" Dedi. Baktım ama pek anlamadım. Üç tane zenci ile birlikte oturuyorlardı, ahbap olmuşlardı belli. Birlikte görüntü almak istiyorlardı ama istedikleri olmuyordu. Ben çekerim, sizlere gönderirim, dedim. Zaten web sitemde yayınlayacağım bir kısmını… Adresimi yazmak üzere kağıdı ve […]
Seyir Defteri – 5 Ekim 2010 (Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu)
5 Ekim 2010 Salı günü, bir zamanlar Zafer Dergisi ve ajansında birlikte çalıştığımız Enver Yorulmaz ağabeyimle Yeşilköy’e doğru yola çıktık. Önce Yenibosna’daki Çağlarnetwork merkezine uğrayıp bir kaç alışveriş yaptık, sonra da Yeşilköy’e geldik… Günlerdir gitmek için fırsat kolladığımız sepozyum WOW Otel’de yapılmaktaydı. Peşinen, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nı tebrik etmek lazım, çünkü başarılan gerçekten büyük bir […]
