Seyir Defteri – 14 Ekim 2008 (Ziyaretçi Defteri)
Sevgili arkadaşlar, Şimdi lütfen şu manzarayı hayal etmeye çalışın: ….. Hani kendi evinizde, kendinizi işinize kaptırmış olarak çalışırsınız… Ne kadar zaman geçmiştir hatırlamazsınız… Bir ara kapı çalar. "Kim ooo?" Dersiniz. Gelenler tanıdıklarınızdır, yakınlarınızdır, sevdiklerinizdir. Açarsınız kapıyı, fakat… Fakat onlar girmezler, giremezler… Neden? {*}{*}{*} Hayret edersiniz. Onların şaşkınlıkla açılmış gözlerle size baktıklarını görünce siz daha çok şaşırırsınız! Peki niye size […]
Seyir Defteri – (Ergenekon nedir? /..eNgerekon davası!..)
Çizim : Adem Mermerkaya / Memleket Gazetesi Ergenekon nedir? İnsan katli gibi büyük suç sayılmalı mana katli de! Çünkü bir “anlamı” öldürmek de; bir adamı öldürmek gibi, istikbale zarar vermek demektir! Şimdi bunun bir acayip örneğini […]
Pergel… [24 Temmuz 2008 Perşembe]
El Harezmi, kendisini dinleyen kadıya; “Matematik doğru düşünme sanatıdır” der… “Dokuz kere dokuzu yüz kere hesaplasanız hep seksen bir çıkar. Ama beş kadı aynı davada beş ayrı hüküm verebiliyor!.. Hâlbuki ilahi adaletin şaşmaz kanunları vardır ki matematik buna benzer… Hakimler benliklerinden kurtulabildikleri ölçüde bu kesinliğe yaklaşırlar. Milletler bu kesinliği buldukları nispette medenidirler… Kanunlara aykırı davranan […]
Türk oğlunun düşmanları [20 Temmuz 2008 Pazar]
Tarihte ne zulümlere maruz kaldı bu millet… Sebebi acaba sadece Türk olmaları mıydı?.. ……. İnsanlığın ikinci babası olan atamız Nuh aleyhisselam oğlu Yafes’in oğlu Türk’ün torunlarına “Türk” deniyor. Bunların arasında bizler olduğumuz gibi (özetle söylersek) bugünkü Macarlar, hatta Bulgarlar ve Asya’nın kuzey doğusunda bulunan Yakutlar da var… Hâlbuki son bin yıl içinde, Türk dendiği zaman […]
Hayatımız bizimdir [18 Temmuz 2008 Cuma]
Hayat, insana bir defalık verilmiş… Hayatın yaşanmış olan her ânı bir daha geri gelmemek üzere elimizden uçuyor. Ve şu hayatın her saniyesinin hesabı; bu hayat kime verildi ise, ondan sorulacak… Yani, sözün özeti: Hayatımız bi-zim-dir! {*}{*}{*} Bunu dilimizle hep söylüyoruz, ama anlamak için uzun zaman geçmesi gerekiyor; Hayatımız bizimdir… Daha sık duyduğumuz ve daha yüzeysel […]
Şıborek [17 Temmuz 2008 Perşembe]
Ataydan kalgan aşlar; etli maylı kamuraş, Kobetemen, katlama, laşka, cantık Tataraş Şıborekmen kım osse hastalık neken bilmez Balaban bir doktur aytkan tansiyonlu bir kartka Başın avursa ya da kelse ağır bir sancı Dakkasında keser şıborektir ilacı… (Tatarlara atalardan kalan yemekler; kobetemen, katlama, laşka, cantık… Her kim çiğ börekle büyürse hastalık bilmez. Uzman bir doktor der […]
Kırkpınar’da tombala! [11 Temmuz 2008 Cuma]
(Maksat; tarihe kayıt düşmek!) Pazar günü kolumda bir bant vardı; kırmızı bir utanç bandı! Gece yarısına kadar kolumdaydı, sonra bilgisayarın üzerine koydum; bunları yazarken hatırlayayım diye… Bir grup arkadaşla Edirne’ye gittik, herkesin girdiği kapılardan girip tribünlere oturduk. Herkes gibi biletlere 35 lira ödedik ve herkes gibi bizim kollarımıza da birer kırmızı bant taktılar. Bu nedir […]
El Harizmi’nin gümüş pergeli [04 Temmuz 2008 Cuma]
Dünyanın (hâlâ) en büyük matematik bilginlerinden olan El Harizmi, şehrine yeni gelen kadıya “hoş geldiniz” ziyaretine gider. Yanında götürdüğü işlemeli kutu içerisinde ise duvar süsü olarak kullanılacak bir pergel vardır. Ki malum; bu iki ayaklı aletin bir ayağı sabit kalıp, ikinci ayağı açıldığında mükemmel bir daire çizer… Harizmi gittikten sonra işlemeli kutuyu açan kadı, pırıl […]
Seyir Defteri – 03 Ekim 2008 (Dinlerarası Diyalog)
NOT: Aşağıdaki yazıyı Stop Köşesi yazıları arasında (3 Ekim 2008 "Diyalog" ismiyle) bulabileceksiniz. Fakat köşe yazıları arasında kaybolmasın diye sitemizin "Seyir Defteri" kısmına da aldık. Burada olunca hem altına yorum yazmak, hem de başka adreslere yönlendirmeniz daha kolay olacak… {*}{*}{*} Diyalog -Demek isminiz Musa, diye gülümsedi Hıristiyan misyoner… Siz çok akıllı ve aydın bir beyefendiye […]
Seyir Defteri – 29 Eylül 2008 (Davulcuya geel!..)
Ramazan Bayramı arefesinde… Yani orucun son günü, ikindi vakitlerinde; sokağınızda bir ses duyarsınız: "Güm, güm… Gümm be daa Gümm Güm!.." Aslında bu sesi ilk duyuşunuz değildir bu; fakat, "bu saatte" ilk duyuşunuzdur… {*}{*}{*} Oruç tutanların manevi mükafatlarını aldıkları zaman; yani orucun son günü ikindisinde, bahşiş toplamak için dolaşan biri vardır: Davulcu… Bir ay boyunca sahur vakitleri sokak […]
Seyir Defteri – 28 Eylül 2008 (Kaplumbağa’cıklarım)
Çimende zor görülüyorlardı. Güvem eriklerinin (çakal eriği) arkasındaydılar… -Yavrulardan biri burada!.. -Aa bir tane daha… Aaa bir tane daha, bir tana daha… İşte bir tahe daha!.. Hepsini bir kutuya doldurup; terastaki kocaman saksıdaki zeytin ağacının dibine getirdik… Küçük bebekler gibi üst üste çıkıp bir yere gitmeye, veya toprağın altına girmeye çalışıyorlardı… Minicik bunlar; bir gözlük camı […]
Seyir Defteri – 26 Eylül 2008 (Kadir Gecesi, ve…)
Dini konularda fikir yürütmek olmaz! Peki neden? Çünkü herkesin başka başka fikirleri var ve ayrıca bu yüce dinin bizim gibilerin çelişkili ve değişebilir fikirlerine ihtiyacı mı var?.. Elbette yok! {*}{*}{*} Televizyonlarda çok görünmenin "daha çok alim olmak demek olmadığını" herkes, hepimiz biliyoruz… Öyleyse ne yapmak lazım? "Muhammed aleyhisselam Allahü teâlânın bildirdiklerini Eshâbına bildirdi. Onlar da talebelerine bildirdi. Bunlar da kitaplarına […]
Seyir Defteri – 25 Eylül 2008 (Kuyrukluyıldız veya elli bin güzel bakış)
Geleceği belli olur aslında. Sonra görülür; ki muhteşemmmdir! 🙂 Ardından, aynen geldiği gibi geçer; yaklaştığı hızla uzaklaşır yeni hedeflere doğru… "Bir kuyrukluyıldız geçti" der görenler, görmeyenlere. "Keşke sen de görseydin", derler bir de… Bir de ayrıca; "keşke sana da gösterseydim, fark ettirseydim başkalarına da" diye pişman olurlar! ….. İşte dün, öyle bir hızla yaklaşıp; ELLİBİN […]
Seyir Defteri – 24 Eylül 2008 (Şeker)
Şeker hastalığı olanlar ciddi sıkıntılar çekiyor, biliyorum. Rahmetli annem de bir şeker hastasıydı. Yine böyle bir Ramazan günü sahura kalktığı zaman rahatsızlandı, komaya girdi ve üçüncü gün vefat etti. Hastanede gördüğümüz zaman (kolunda serum olduğu halde) oruçlu olduğunu söylüyordu. {*}{*}{*} Aşağıda okuyacağınız bilgi elime geçtiği zaman annemi ve diğer şeker hastalarımızı düşündüm. Çoğu yemeği yiyemeyen, […]
Seyir Defteri – 22 Eylül 2008 (Bir mektup daha)
Önceki tebrik mektubundan hemen hemen herkes gayet memnun olduğu için, bir mektup daha göndermiş Ragıp abi. Ben aslında endişe etmiştim, ne kadar iyi olur, diye… Dostlardan çoğu "çok iyi olur, bilmediklerimizi veya unuttuklarımızı öğreniyoruz böylece. Ramazan içinde öğrenmezsek ne zaman öğreneceğiz" deyip beni rahatlattılar. Şimdi lafı kısa kesip, geleni geldiği gibi aktarıyorum sizlere: {*}{*}{*} […]
Seyir Defteri – 19 Eylül 2008 (Tebrik mektubu)
(Not: Sayfayı açan kişiler bilsin ki, aşağıdaki mektubun içinde dinî konular var.) Ragıp abimizi tanırsınız; Hani TGRT'deki menkıbe (evliyaların hayatını anlatan filmleri) çekiyorlardı. Çoğunun yapımcısıydı, bir kısmının senaristi, yönetmeniydi… Ve hani muhteşem "Aşkın Efendisi'ne" kitabının yazarı… Bu sabah, öyle bir TEBRİK mektubu göndermiş ki bize, çok hoşuma gitti, çok… Kaldırıp kenara koymaya kıyamadım. Elim varmadı. Size […]
Seyir Defteri – 19 Eylül 2008 (Sultan olsam)
Dün, Safiye Şengül istemişti bu yazıyı. Sultan Gül bağlantı adresini yazmış, Sultan Yürük ise yazıyı göndermiş… Okuduktan sonra zaten yazının sonundaki "güne özel notu" göreceksiniz… ….. ….. SULTAN OLSAM Tahtımı insanların gönlüne kurardım. Aramazdım havası en güzel tepeler… Güneşi en güzel alan yamaçlar… Suyu en bol olan ovalar… Sultan olsam, tahtımı insanların gönlüne kurardım. […]
Seyir Defteri – 17 Eylül 2008 (Kemal Çapraz)
Kemal Çapraz… Ölçülü, sakin, kendi işine bakan bir basın adamı. Türkiye Gazetesi'ne hizmet ettik aynı dönemde. Sonra krizler, sıkıntılar oldu, yollar ayrıldı; onlar "Ufuk Ötesi"ni çıkarmaya başladılar… ….. Şaşırıp kalıveriyorsun! Duymamışsın, haberin olmamış: Bir sayfa çevirdiğin anda karşına çıkıveriyor… Bakıyorsun ki bir dost surat bu… Evet, öyleydi ama… Bu surat; ..işte bir "sûret" olarak […]
Seyir Defteri – 17 Eylül 2008 (Pusula)
Pusula Bir insanın eline pusula verdikten sonra, artık onun sormasının manâsı olur mu; kuzey ne tarafta, güney neresi, diye?.. Koy işte önüne pusulayı; bak, kuzey şurası. Onun zıttı güney… Sen kuzeye bakarken sağ kolun doğuyu, sol kolunsa batıyı gösteriyor!.. {*}{*}{*} Bana o kadar çok mail, mektup, telefon, davet geldi ve […]
Seyir Defteri – 16 Eylül 2008 (Şiir, ve “Yüreğimde Şimşekler”)
Ovanın düzünde çayır otlayan koyunla, kayanın başında filiz kemiren keçinin bile biri biriyle kafiyeli meleştiği şu mümbit memleketimiz; sanki bir şair tarlası!.. Öyle mi hakikatten; Yoksa “san ki” bir şair tarlası, mı?.. {*}{*}{*} Kur’a kutularından çıkacak paralarla bir gecede zengin olmayı uman sabırsızlardan… Çet Türkçesiyle yazan ve kaldırım lisanıyla konuşanlardan şair çıkacağını […]
